yaklaşımlarÖzkan YıkıcıBasra Körfezi’nin politikleşmesi - Özkan Yıkıcı

Basra Körfezi’nin politikleşmesi – Özkan Yıkıcı

Son İran’a karşı başlayan açık savaş stratejisi dönemini yaşıyoruz. Ta Amerika’dan gelip İran’a saldırı oluyorken İran da çevresindeki Amerikan üslerini vurarak savaşın tekleşmesini sınırlamaktadır. Basra Körfezi emirlikleri, İran’dan gelen füzelerle içlerine aldıkları, yönetimlerini besledikleri Amerikancılığın da vebalini az da olsa ödemektedirler.

Daha dün Trump, çıktığı Körfez gezisinden altı trilyona yakın dolar topladı. Bu ülkelere silahlar satarak güvenlik aşıladı. Oysa kısa zaman sonra anladık ki Amerika ve İsrail İran’a saldırırken, bırakın Körfez emirliklerini, Amerikan üslerini dahi trilyonlar koruyamadı. En başta Bahreyn ve Katar’daki Amerikan üsleri hedef olarak İran füzelerinin dehşetine kapıldılar.

Hâlbuki sene başında sözler inci dağıtımlıydı. Körfez’in korunması adına Trump, emirlerin ceplerine atmalarını söyledi. Onlar da “buyurun abi” dediler. Altı trilyon doları Trump’ın cebine koydular. Amerika da her yığınakta Körfez’e durmadan askerî gemiler, deniz piyadeleri kondurttu. Onları İran saldırılarına karşı koruyacağını ilan ediyordu. Nitekim Orta Doğu ikinci dönem proje uygulamasında Bahreyn’i, isyanlar karşısında, Amerika’nın da açık desteği ile Suudi tanklarının paletleri emiri koruyabildi.

Sıcak savaşa sıçramadan İran hep uyardı. Kendisine gelecek Amerikan saldırıları karşısında onların da ilgili devletin bölgedeki askerî üslerine saldıracağını açıkça ifade ediyordu. Ama sonuçta Amerika işin içinde vardı. Körfez emirlerinin de trilyonlarca dolarları bulunuyordu. İngiltere klasik sömürgecilikten günümüz yeni emperyalist, yeni sömürgecilik yapılanmasındaydı.

Emirleri koruma ve İran’a karşı saldırı amacıyla Amerikan üsleri başta olmak üzere NATO ülkelerinin askerî merkezleri oluştu. Onların trilyonluk sömürme rantlarına ortak çıktılar. Emperyalizmin askerî üsler ve finans merkezli yeni eksenini güçlendirdiler. Petrol dolarları üzerine sömürgecilik enjeksiyonu yaptılar. Askerî güçleri yoktu; onu da Batılı emperyalistler tamamlıyordu. Rejimlerini dışa ve içe karşı koruyordu. Tabii ki bedelini de alıyorlardı.

İsrail’e yakınlaştırıp İbrahim Anlaşması’yla birleştirme noktasına geldiler. İran’a karşı ön karakol hâline soktular. Enerji kaynaklarının yüzde 70’ine el koydular. Ama makine işlerken adı hep sömürgecilikle sömürme olmaktan çıkamadı.

Son İran saldırısının kararı Amerika ve İsrail tarafından alındı. Bahreyn’e veya Katar’a hiç sorulmadı. Onların çıkarı hakkında da propagandada damla yok. Hedefte olan İran ise açık kart oynadı: Bölgedeki Amerikan çıkarı olan merkezlere yönelik karşılık verecek. İran’a karşı füzeler yağdı. Bunların bir kısmı da Körfez’den geldi. Varlığı olan Amerikan üsleri veya denizdeki filolardan İran’a yöneldi. Hiçbiri İran’a karşı savaş ilanı yapmadı. Ama İran buradan kalkan füze ve uçaklarla vuruldu. Birçok lideri katledildi. Doğal olarak hak olarak saldırma da oluştu. Öyle de oldu.

Tekrarlanan askerî sömürgecilik akla geldi. Siz ülkenize yabancı askerî üs açtırırken, ne kadar iktidarınızın lehine olursa olsun, gün gelir sizin düşman görmediğiniz ülke ile savaşır hâle gelirsiniz. Daha kötüsü, olay hakkında siyasal karar alma yetkiniz dahi yoktur. Körfez emirlikleri şimdi, kendilerinin hiç kararı olmadığı, katkıları pek bulunmayan savaşın sıcak yıkımlarını yaşamaktadır.

Sömürgecilik işte böyle bir şey: Zenginliğinize el konulur ve siyasal karar dahi alamadan kendinizi düşmanın hedefinde bulursunuz.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özkan Yıkıcı yazdı: İspanya-Fas hattında neler oldu

Bir haftadır İspanya'nın Afrika topraklarındaki küçük bir yerleşimindeki gelişmeler,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Trafik katliamından genel sistem gerçeğine

Normal yaşamla en anormal kötü koşullar kolayca dönüşür. Sanki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Unutulmaması gereken ülkelerden biridir: Irak

Yakın tarihle Ortadoğu tamamlanınca, emperyalist çağın planlarıyla alakalı uygulama...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,913TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın