iktibasKıvanç EliaçıkBarcelona acı vatan - Kıvanç Eliaçık

Barcelona acı vatan – Kıvanç Eliaçık

Orjinal yazının kaynağıilketv.com.tr

Barcelona Stadyumu’nun önünde toplanan kalabalık “İşte bir sabah… Uyandığımda” diye şarkı söylüyor. Tezahüratlar değil, sloganlar duyuluyor. Şampiyonluk isteyen taraftarlar değil; bu bir sendika protestosu.

Katalonya sendikaları ve Türkiye’den giden inşaat işçileri kaçak çalıştırıldıklarını söylüyor. Haklarını aramaya başlayınca da işten atılmışlar.

İnşaatın ihalesini tanıdık bir isim almış: Limak. İşçiler, komisyoncu firma aracılığıyla getirilmiş. Onun da patronu Türk ama şirketin ticari sicili Litvanya’da. 

İşçiler, Romanya ve Macaristan üzerinden gelmiş. İspanya’da çalışma izinleri ve oturum belgeleri yok. Vizeleri çoktan bitmiş. Şirketin ayarladığı kalabalık evlerde veya pansiyonlarda kalıyorlar. Haftalık çalışma süresi 60 saate varıyor. Aldıkları ücret İspanya’daki rayiçlerin çok altında. 

İşçiler, memlekete hasta ziyaretlerine veya cenazelere gidemiyor. Çünkü vize ihlali nedeniyle geri dönemeyeceklerini biliyorlar. Sınır dışı edilme endişesiyle yaşıyorlar, maaşları yatmazsa kime şikâyet edeceklerini bilmiyorlar.

Barınma imkanları ve yasal izinler patrona bağlı. Bu bağımlılık ilişkisi daha çok Orta Doğu ülkelerinde karşımıza çıkıyor. Körfez ülkeleri buna “kafala” (kefalet) sistemi diyor. 

Kafalayı kafala yapan şey, Arabistan’ın çölü ve sıcağı değil. Aynı para kazanma hırsı, aynı bağımlılık ilişkisi Avrupa’nın en görünür inşaat projesinde bile karşımıza çıkıyor.

Bu sömürü koşullarına karşı işçiler, DİSK’in aracılığıyla İspanya’daki kardeş sendika CCOO’ya üye oluyorlar. 

Més que un club

Camp Nou sıradan bir inşaat değil. 1957’de Franco döneminde açılan stat, yıllarca Katalan dili ve kimliği için bir sığınak oldu. 1970’lerde demokrasiye geçilirken “Més que un club” (Bir kulüpten fazlası) sloganı yerleşti; tribünler sadece maç izlenen bir yer olmaktan çıkıp siyasi ve kültürel bir mekân hâline geldi. Kombine biletler aile mirası sayıldı.

Stadyumu da kapsayan daha geniş tesisin adı Espai Barça ve projenin toplam bütçesi yaklaşık 1,5 milyar avro. Kulüp, bu projeyi finanse etmek için VIP koltukları ve bazı tesisleri Arap yatırımcılara ve küresel sermayeye sattı.

Limak’ın ihaleyi nasıl kazandığını tahmin edebilirsiniz: “En kısa süre, en düşük maliyet”. Taraftarlar arasında itiraz edenler olmuştu ama “üretim zorlaması” ve kar hırsı galip geldi.

Modern futbol kulüpleri, kimliklerini ve taraftar kültürlerini koruduklarını iddia ederken fiilen büyük şirketlere dönüşüyor. Yayın gelirleri ve sponsor baskıları, takım ruhunu yedek kulübesine itiyor. Barcelona da stad inşaatında çalışan işçilere  sigorta bile yapmıyor.

Camp Nou artık sadece bir futbol mabedi değil, aynı zamanda küresel bir meta. Ve bu metanın arkasında güvencesiz göçmen işçilerin emeği var. İşçinin alın terinden alamadığı pay, kulübün borç ödemelerine, yatırımcıların kâr beklentilerine ve kredi veren finans kurumlarının hesaplarına akıyor.

Barça’nın sahadaki oyunu “tiki-taka”; ince işçilik ve ara paslara dayanan bir futbol. Ama şantiyedeki taktik bambaşka: taşeron zinciriyle sorumluluğu dağıtmak, vize ve oturum üzerinden bağımlılık yaratmak, barınma ve beslenme şartlarıyla işçi üzerinde tahakküm kurmak.

Kulüp ve yüklenici firma “Bizim sorumluluğumuz yok, taşeronun hatası” diyebilir. Ama İspanyol kanunları böyle demiyor.

Futbol dünyasında fair play ve takım ruhu gibi kavramlar kullanılıyor ama sporun ekonomi-politiğinde “optimizasyon”, “esnek istihdam”, “taşeronlaştırma” gibi kelimeler tercih ediliyor. Risk ve belirsizlik aşağıya, yani işçiye doğru itilirken, kâr ve kontrol yukarıda toplanıyor.

Barcelona stadı önünde eylem yapan sendikaların talepleri net ve makul: işten çıkarılanların işe iadesi, ödenmeyen ücretlerin ödenmesi, işçilerin sosyal güvenlik sistemine kayıt edilmesi… Bunlar radikal talepler değil, mevcut iş kanunlarının açık maddeleri.

Uzatmalar

Son on yılda Avrupa’nın gökdelenleri, alışveriş merkezleri, statları ve köprüleri büyük ölçüde göçmen işçilerin emeğiyle yükseldi. Sınırlar, Avrupa vatandaşı ile göçmen işçi arasında görünmez bir ücret duvarı ördü. Irkçılık, bürokrasi ve ayrımcılık bu eşitsiz iş bölümünü normalleştirdi.

Maçların kaderi çoğu zaman uzatmalarda belli olur. Barcelona şantiyesinde de uzatmalar oynanıyor. İzleyip göreceğiz: Avrupa sporu, kafala benzeri çalışma koşullarına göz mü yumacak?  Yoksa Türkiye’den ve İspanya’dan sendikaların ortak mücadelesi sonuç alacak mı?

Bakalım, son golü kim atacak?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Kıvanç Eliaçık yazdı: Devlet, sınıflar ve Poulantzas

Hayır, Karl Polanyi değil. Nikos Kazancakis hiç değil. Bahsettiğimiz...

Kıvanç Eliaçık yazdı: İklim suçları için vicdan mahkemesi

Adalet sadece adliye koridorlarında aranmaz. Devletler ve şirketler suçlarını...

Kıvanç Eliaçık yazdı: Flamingo Devrimi

Arnavutluk’un Adriyatik Denizi kıyısındaki Vjosa-Narta Deltası ve Sazan Adası,...

Kıvanç Eliaçık yazdı: Küresel Haklar Endeksi 2026: Türkiye işçiler için en kötü 10 ülke arasında

Her yıl Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) tarafından hazırlanan ve...

Kıvanç Eliaçık yazdı: Kütüphanede olmayan kitaplar

Türkiye’de demokrasi hep trajikti ama farsa hiç bu kadar...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,896TakipçilerTakip Et
969AboneAbone Ol

Son eklenenler

Fehim Taştekin yazdı: Yemen savaşının gizlenemeyen ortakları

Yemen’e karşı Suudi koalisyonunun utangaç bir tarafı var. Mekke...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kaptan faciadan önce itiraf etmiş: “Bu gemi gemi değil!”

Girne açıklarında 30 Ağustos’ta batan Filo Jet yolcu gemisiyle...

Özkan Yıkıcı yazdı: Alpay’ın anısına

Geceleyin yatmak üzere idim. Hâlâ uykum tam gelmediği için...

Özkan Yıkıcı yazdı: Zeynep Gayrinova’yı dinlerken Azerbaycan gelişmelerinden bir kesit

Nereden buldum bilemem. Herhâlde yetmişler sonunda tanıdık bir İran...

Özkan Yıkıcı yazdı: Ayrancı yurdunun doktorcuğunu kaybettik

Türkiye'de Ankara Kıbrıs Erkek Yurdu'nun, yetmişler döneminde Doktorcuk lakaplı,...

Ecehan Balta yazdı: Halkların İklim Zirvesi

COP31’e bir ay kaldı. Antalya, hükümetlerin, diplomatların, uluslararası kuruluşların...

Özkan Yıkıcı yazdı: Halk TV üzerindeki kayyım ataması

Her zamanki gibi Çarşamba sabahı da gözlerimi açtım. Klasik...

Ceren Ergenç yazdı: Çin ve AB barıştı mı?

Coen kardeşlerin Okuduktan Sonra Yak filminin ünlü kapanış repliği “Sorunu...

Canlı yayın