yaklaşımlarHalil KarapaşaoğluBakkalda ekmek kalmadı anne! - Halil Karapaşaoğlu

Bakkalda ekmek kalmadı anne! – Halil Karapaşaoğlu

halil (2)Halil Karapaşaoğlu’nun Afrika Gazetesinde “Apartman boşluğu” başlıklı köşesinde yayınlanan yazısı

Polat’a…

 

Umursamazca…

Boş vermişçesine…

Adını bilmediğim sokakta…

Telaffuz dahi edemeyeceğim küfürlerle…

Şarkı söyler gibi…

Dibini görmediğim kuyulara…

Gitmek…

Arkama bile dönüp bakmadan…

Düşlere, düşüşlere gitmek!

*                                 *                                 *

İnsanın elini kolunu bağlayan…

Çaresizlik içinde…

Onu yapayalnız bir duvara mahkûm eden…

Bu düzen değil midir?

Düşüncelerini…

İfadelerini…

Yaşama biçimini…

Denetleyen…

Kontrol eden…

Yasaklar koyan…

Bu düzen değil midir?

Ve bizleri en çok yaralayan…

İnandıklarımız…

Özgür olduğunu düşündüğümüz insanlar değil midir?

Her şeye rağmen…

Bir kez daha derin ve ağır nefes alarak…

Son kez ve hep ilk kezmiş gibi…

Baştan başlayarak…

*                                 *                                 *

Bir okulumuz var…

İktidar ilişkilerinden sıyırmaya ve sıyrılmaya çalıştığımız…

Kimsenin tekeline giremeyecek bir düzen kuralım dedik…

Gönüllülerden oluşan…

Bir kuruş dahi çocuklardan para alınmadan…

Bir şeyler yapalım istedik…

Şeherin kalbinde…

Gettoda…

Surlar içinde…

Göçmen ve işçi çocuklarıyla…

Özgür bir dünya için…

Özgür bir okul kuralım dedik…

*                                 *                                 *

Birçok şey öğreniyorum…

Her ders…

Her defasında…

Geçenlerde kitap okuyorduk…

Büyüklere anlatmakta zorlandığınız neler var dedim…

En küçüğü birinci sınıfa gidiyordu…

En büyüğü de dördüncü…

“Sorularımı anlatmakta güçlük çekiyorum” dedi bazıları…

Bazıları da “bakkalda ekmeğin kalmadığına inandıramıyorum annemi” dedi…

Sorularımı büyüklere anlatamamak…

Benimde çocukluğumun sıkıntılarından bir tanesiydi…

Ama ekmek…

Ekmeğin kalmadığını anlatamamak…

Ve inandıramamak karşımdakini…

Böyle bir sıkıntım olmamıştı hiç…

Kimse benden ekmek almamı da istememişti zaten…

İfade edemedikleri…

Probleme dönüşmüştü ekmek onlar için…

*                                 *                                 *

Polat’ta o çocuklardan biriydi…

Üçüncü sınıfa gidecekti…

Gidemiyor şimdi…

Okulun tahta kapısını açmadan…

Kapının önünde durur hep…

İçinde bilgi açlığı…

Öğrenme isteği…

Devlet okuluna yazılamıyor…

Yazmıyorlar…

Babasının işvereniyle bir meselesi olmuş…

Pasaportuna el koyulmuş…

Mahkemesi var…

Elinde hiçbir belgesi yok…

Annesi de alamıyormuş bir türlü oturma izni…

Alamadığı için…

Polat gidemiyor okula…

Polat’ın babasının mahkemesi ne zaman bitecek?

Bir yıl sonra mı üç yıl sonra mı?

Peki ne olacak Polat’a?

Polat hiç okula gidemeyecek mi?

Geçenlerde yanıma geldi…

Bir kursa başladığını söyledi…

“Ne yapıyorsunuz orada?” dedim.

“Kitap okuyorum hem yeni bir dil öğreniyorum” dedi…

“Ne kitabı okuyorsun ?” dedim.

“Kuran-ı kerim” dedi…

O söylemeden anladım…

Yeni bir dilin Arapça olduğunu…

Ne olacak şimdi?

Polat okula yazılamadığı için…

Devlet babasının yaşadığı sorunlardan dolayı…

Yasaklayacak mı Polat’ın okula gitmesini…

Devlet izin mi verecek Camilerde…

Bu çocukların imam tarafından kendilerine eğitim verilmesine?

“Verecek mi?” diye niye soruyorum ki!

Yıllardır veriyor zaten…

Kuran kurslarına karşıyız…

Cami de imamın çocukların kafasını yıkamasına da karşıyız…

Ama bu çocuklar saatlerce her gün Camilerden çıkmıyor…

Alternatifini koyamadık çünkü…

Gitmeyin dedik…

Kapatılsın da dedik demesine de…

Boşluğu dolduramadık bir türlü…

Yaz tatillerinde cebinde paran yoksa…

Ya işe gidiyorsun…

Ya Camii’ ye…

*                                 *                                 *

Polat ne yapacak şimdi?

Okula hiç gidemeyecek mi?

Büyüklerin kendi aralarındaki sıkıntılarından dolayı…

Hep kendi de mi sıkıntı çekecek?

Camilere mi hapsedilecek bu çocuklar?

Yeni bir dil Arapça…

Ellerindeki kitaplar; Kuran-ı kerim mi olacak?

Bunun hesabını devlet mi verecek?

Demokratik Kitle Örgütleri mi?

Kim verecek?

Hesabı kim soracak?

Diğer yazıları

Mustafa Akıncı Gara Lisdadadır? – Halil Karapaşaoğlu

Gıprızlıların Türkiya’ya girişinin Türkiya tarafından yasaglanmasına, onnarın “terörisd” ilan...

Kamu etiyi, barolar birliyi ve Türg yerleşimci kolonyalizmi – Halil Karapaşaoğlu

“Kuzey Kıbrıs bir Fransa değildir. Kuzey Kıbrıs artık uygulamalarıyla,...

Kamusal Alanda Aydının Rolü – Halil Karapaşaoğlu

İki binli yılların ilg başlarına gadar sanadcının, entellegdüelin, aydının...

Facebook; Sessizleşdirilen Cemaad – Halil Karapaşaoğlu

Gıprızlılara facebook üzerinden Hindistan merkezli şirkedler tarafından sisdematig bir...

Gıprızlıların Üşüncü Garanlıg Dönemi – Halil Karapaşaoğlu

https://youtu.be/ueHVrSpZNPkGıprızlıca gonuşan Gıprızlılar’ın, TC’nin gendi kurumları veya onnara ba’lı...
4,453BeğenenlerBeğen
1,537TakipçilerTakip Et
3,958TakipçilerTakip Et
844AboneAbone Ol

Son eklenenler

Enerji sektöründe stratejik kamulaştırma — Mahir Ulutaş

Türkiye enerji sektörü, on yıllardır sürdürülen piyasalaştırma ve özelleştirme dayatmaları neticesinde...

Dünya Sağlık İstatistikleri 2026 — Bayazıt İlhan

Geçtiğimiz hafta Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Dünya Sağlık İstatistikleri 2026 raporunu yayımladı....

Suudili ACWA’ya muafiyetler — K. Bülent Ongun

Suudi Arabistan ile Ankara arasında imzalanan ACWA şirketinin enerji...

Topyekûn vatan savunması — Murat Çakır

Hafta başında Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt hükümetinin “Nüfus...

Kurban edilen bölgeler — Ecehan Balta

Kapitalizm bazı coğrafyaları sadece sömürmez; onları gözden çıkarır. Belli...

Rüzgar sağdan sert esiyor — Ali Şahverdi

Sachsen-Anhalt eyalet seçimleri 6 Eylül'de yapılacak. Seçimlere dört ay...

Köroğlu Sovyetlerde nasıl popülerleşti? — Kavel Alpaslan

Bolu Beyi’ne karşı verdiği mücadelesiyle hepimiz Köroğlu efsanesini gayet...

Suriye Kürtlerine ne oldu? — Hediye Levent

Suriye bir süredir İran savaşının gölgesinde kaldı ancak aynı...

Canlı yayın