kızıl yeşiltoplumsal cinsiyet eşitliğiAile kapitalizmi ve ev içinin örgütlenmesi - Ilgın Özkaya

Aile kapitalizmi ve ev içinin örgütlenmesi – Ilgın Özkaya

ılgınAile kapitalizmi inşa ediyorlar. Çok açık, düzensiz aile yaşamları kapitalizmin verimliliğini düşürüyor. Daha çok tükettirmiyor.  Daha çok tükettirmediği gibi ölçülebilir ve denetlenebilir üretim de gerçekleşmiyor. Yatak odası tartışmaları çıkmadan iki gün önce  evli öğrencilerin kredi borçları siliniyor. Bu sosyal yardımı makul görmek mümkün. Ancak bu makulü kapitalist değer yasalarıyla anlayamazsak, muhafazakarların ahlak yasalarını çözemeyiz. Kadınların çocuk yapan bir makine olarak kurgulanması bugüne has değil. Tüm bir muhafazakâr sosyal yaşamın tezi bu zeminden gelişiyor. Çocuk demek, ucuz iş gücü demek, rekabet demek, genç nüfus demek, emeklilik yaşının düşürülmesi demek muhafazakarın gözünde. Gelecek nesillerin garantisi demek değil. İyi ve nitelikli bir gelecek hiç değil. Çok çocuk demek, piyasada ücretlerin düşürülmesi demek. Bu nedenle de bu fabrika yaşamının düzenlemesi gerekiyor. Düzensiz aile yaşamları tezi bir kez ileri sürüldüğünde, aile de bir işyeri gibi düzenlenebilir.

Masa, sandalye, bilgisayar gibi aile içinde çalışanlar da ne zaman kalkacakları, nasıl davranacakları konusunda kodlanabilir. Bu nedenle, kapitalist değerler sisteminden bağımsız değil bu yaşanılan gelişmeler. Ailenin kapitalize olmasında son ve nihai bir adım. Neo- Fordist üretim tarzının aile yaşamına uydurulmasıdır. Bu nedenle, ürün odaklı çalışır muhafazakâr. Toplumun mutlu olup olmadığı ya da bireylerin özgür olup olmadığıyla ilgilenmez. Onun özgürlüğü pazarda çeşitli ve bol ürün olup olmamasıyla sınırlıdır. Yani tercih edilebilir malların bol olması temel olarak özgürlüklerin korunduğu anlamına gelir. Bu nedenle de bugün aile içine müdahale ya da bir arada yaşayan farklı cinsiyetlerin yeniden düzenlenmesi, fabrika olarak görülen aile içi yaşamın yeniden üretilmesi olarak görülmelidir.

Bu nedenle, bu müdahalenin özel alana müdahale niteliği taşıdığına ilişkin, liberal tezlerin mevcut gelişmeler karşısında hiçbir güçlü argümanı yoktur. Pek ala, eğer doğa tüm dokularına kadar pazara mal olabiliyorsa, kamusal alanda emek bir iş gücü olarak satılabiliyorsa bu fikrin doğal uzantısı olarak da tüm yaşamı ele geçiren sermaye kültürü evin içine de girecektir.  Özellikle devlet kapitalizminin işlediği Türkiye gibi ülkelerde bu süreç verili piyasa toplumları modellerine bakılarak anlaşılamaz. Bu devletin sermaye birikim sürecinde ne kadar aktif rol aldığının bir göstergesidir. Sermaye birikim krizinin öncü krizlerine karşı, birer makine olarak organize edilen bireyle laboratuvarda çalışan deney faresi arasında kategorik olarak hiçbir ayrım kalmamıştır. Bu sorun basitçe özel hayatın ilgası olarak okunmaz. Sorun, aile içi yaşamın yeniden üretilmesi ve kapitalistleştirilmesi sorunudur. Bu sorundan egemenlerin de rahatsız olacağı tezi ise bu nedenle tam bir yanılsamadır. Bu bir özgürleşme pratiği olarak örgütlenmez ve emeğin özgürleşmesinden bağımsız olarak düşünülürse, kamusal alanda bedeni ele geçirilen kadınlar özel alanda da biyolojik bir makineye dönüşmesi yakındır.

 

http://www.ekolojistler.org/aile-kapitalizmi-ve-ev-icinin-orgutlenmesi-ilgin-ozkaya.html


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Kıbrıs Onur Yürüyüşü bugün Lefkoşa’da yapılıyor

“Uluslararası Homofobi ve Transfobi Karşıtlığı Günü” kapsamında bugün Lefkoşa’da...

EL-FEM: Avrupa’nın feministleri ve kadınları – patriarkal ve kapitalist çılgınlığa karşı sesini yükselt!

EL-FEM Açıklaması, 8 Mart 2016 Avrupa Solu Feminist Ağı olarak,...

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Platformu, 8 Mart için taleplerini ortaya koydu, sokağa çağırdı

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Platformu 2 Mart Çarşamba günü saat...

Feminist Öğretmen İnisiyatifi: Meslektaşımız yalnız değildir!

Feminist Öğretmen İnisiyatifi adına Nuray Özgeçen imzası ile yapılan...

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Platformu: bir anlık hiddet değil, kadına yönelik şiddet

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Platformu açıklaması: 15 Ocak 2016 tarihinde bir...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
939AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Yunanistan, Sırbistan ve K. Kıbrıs

Son günlerin konusu: Girne'den kalkan tekne veya geminin batması....

Ceren Ergenç yazdı: Çinli işçinin beklenmedik ‘müttefiki’

Türkiye'de yaz boyunca fazla mesai haberleri üst üste geldi....

Yusuf Karadaş yazdı: ŞİÖ zirvesi, Erdoğan-Putin görüşmesi ve S-400’ler meselesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İş Birliği Örgütünün (ŞİÖ) genişletilmiş başkanlar...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaçamayacağımız gerçeklerle, acı şekilde karşılaşırken

Aslında hâlâ bize umursuz havamızın ninnisi gibi geliyordu. Oysa...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Bolu Dağı’ndaki imgeye ulaşmak’ ve umudun inşası

Kapitalizm gücünü insanı çok boyutlu kuşatması, ruhunu kötürümleştirmesi ve...

Özkan Yıkıcı yazdı: Acıların felaketindeki “kaza veya katliam” gerçeklerini yaşarken

Acı olunca, insan olan mutlaka etkilenir. Üstüne epey duygusallık...

Ertan Erol yazdı: Gayrimeşru anlaşma

Geçtiğimiz Cuma günü ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Venezuela...

Kemal Can yazdı: İktidarın “rıza üretme” derdi var mı?

AKP iktidarı döneminde herkes çok baskı, çok zorlama yaşadı,...

Canlı yayın