yazılariktibasABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi ve Barrack’ın uysal monarşisi - Nuray Sancar

ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi ve Barrack’ın uysal monarşisi – Nuray Sancar

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net
Kategori:

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD’nin müdahil olduğu her durumda 93 darbe ve rejim değişikliği yaşandığını söyledi ve ‘ABD’nin 2003 yılında işgal ettiği Irak’ta kurduğu düzen sonrasında 3 trilyon civarında yatırım, 20 yıllık felaket dolu bir tarih, hayatını kaybeden birkaç yüz bin kişi…elde bir şey kalmadı’ diye ekledi. Sanki bu lafları etmemiş gibi, devamında Suriye’ye rejim dayatarak, uysal monarşi modelini layık gördü. Monarşinin tek adam rejimini yakın komşudan ihraç etmek, hayırseverliğin de halkın yardımlara muhtaç halinin sürekliliği olarak tercüme edilebileceğini Suriyeliler biliyor. 

Aslında Barrack tam o sırada yayınlanan, ABD’nin 33 sayfalık ulusal güvelik stratejisini bölgeye kabalaştırarak uyarlamaktaydı.

Stratejinin içeriği Trump’ın ‘önce Amerika’ sloganına uygun olarak ABD çıkarları doğrultusunda Asya Pasifikten Atlantik’e Avrupa’dan Ortadoğu’ya kadar dayatmalarla dolu. Ve gerçekte ABD’nin muharebe ve savaş alanlarının öncelik sırasına göre işaretlendiği bir haritadan ibaret. Trump’ın J. D. Vance’ın önceden çeşitli platformlarda parça parça dile getirdiği Amerikan yöneliminin derli toplu ifadesi.

Örneğin sekiz çatışma alanında barış sağlamakla övünen ve Nobel ödülünün kendisine verilmesini bekleyen Trump barışın koşulunun da üstün silah gücüne sahip olmaktan geçtiğini söylüyordu. Yeni stratejiden çok kısa bir öz çıkarmak gerekirse ‘ateşi kendin yak ve söndürmek için pazarlık yap ve kahraman ol’ demek yeterli olur.

Nitekim diz çöktürmek için, tehdit ettiği, iç karışıklıklar çıkardığı ülkelere kendi koşullarında ‘barış’ ikram eden ABD daima yarattığı enkazın üzerinde pazarlık yaptı. Bu yeni bir şey değil.

Yenilikleri ise şöyle:

1.    ABD’nin NATO belgelerine baş düşman olarak yerleşmesini sağladığı Çin’e yönelik ajitasyonun dozu düşmüş görünüyor. Çünkü ABD Amerika kıtasında yol hazırlığına başladı. Bir süredir ABD tehdidi altındaki Venezuela denizden kuşatılmış durumda. Bu ülkeyi uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlayan Trump 120’den fazla Venezuela bandıralı gemiyi batırdı. Bir ABD donanma filosu Karayipler’de konuşlandı. Üstelik bu filoya kruvazörler, destroyerler, 1200 füze, amfibi ve ikmal gemileri, nükleer kapasiteli bir denizaltı ve önemli bir hava yığınağı eşlik ediyor. Trump Maduro’yu narko terörist olarak ilan etti. Trump herkesi kendi derdiyle meşgul ettiği için Venezuela’da olup bitenler konusunda diğer ülkelerden fazla ses çıkmıyor.  

Bu ortamda, uyuşturucu pazarının en büyüğü olan ABD sözde uyuşturucuyla mücadele ediyor. Trump Venezuela’nın petrol kaynaklarına, Kanada’nın ve Grönland’ın nadir elementlerine, Panama kanalının mülkiyetine talip olduğunu hiç saklamadı zaten.  Kıta temizliği Venezuela’dan başlıyor.

2.    Trump önce son NATO zirvesinde üye ülkelerin ortak savunma bütçesindeki paylarını artırmıştı ve yine pay artırımı talep ediyor. Böylece Avrupalı müttefiklerini silahlanmaya zorladığı gibi kendi hamilik ücretine de zam yapmış oldu. Böylece Barrack’ın Suriye için teklif ettiği bir tür vassallık sisteminin, bunu telaffuz eden şahsın kafa karışıklığından değil de stratejiden kaynaklandığı danlaşılmış oldu. Rusya’yı Ukrayna’da Avrupa ile karşı karşıya bırakan ama pazarlıkta aslan payına konmaya çalışan Trump, kendi hegemonya ve kaynak savaşının giderlerini de Avrupalı müttefiklerine yüklüyor. Almanya’da Merz bu süreçte neredeyse ‘bizi bırakma’ diye yalvarıyor. Rusya ise bu stratejiden epey memnun görünüyor; ABD desteği iğretileşen Almanya liderliğindeki Avrupa, Putin’e ‘as bayrakları’ keyfi yaşatıyor.

3.    Trump dışında, Şubat’ta yapılan Münih Güvenlik Konferansındaki konuşmasında Başkan Yardımcısı J.D. Vance Avrupa’yı demokratik olmamakla eleştirmişti. Onlara göre demokrasiden anlaşılan Alman AfD’nin önünün yeterince açılmaması. Orban başta olmak üzere Avrupa’nın faşist lider ve hareketlerini kendisine dayanak olarak gören Trump ve Vance için faşizmin önüne liberal engellerin çıkarılması demokratik değil, anti demokratik bir refleksten ibaret. Artık siyasi darbelerin, elde hiçbir şey kalmayan siyasi müdahalelerin yerini ticari yaptırımlar ve alışveriş şantajları aldığı için Avrupa’nın zaten aşınmış normlarını faşizmle ikame etmek için koca bir kıta sömürge muamelesi görüyor. Avrupa’yı kim veya hangi parti yönetirse ABD’nin ona göre muamele edeceği ilan ediliyor.

Avrupa savunmasının bağımsızlaşmasını ve hatta bir Avrupa ordusunun tesis edilmesini vaktiyle önermiş olan Fransa’dan Macron ’un Rusya’yı durdurmak için Çin’e ricacı gitmesinin sonucu ise sıfır oldu. 

4.    Çin ile yakın bir zamanda kapışacak silah gücüne sahip olmayan ABD’nin strateji belgesinde NATO belgelerine geçirilen baş düşman ilanı yok. Çin bir ticari rakip olarak tanımlanıyor. Şimdilik Asya-Pasifik için etraftan kuşatmak; Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazının yani deniz ticaret yollarının güvenceye alınması öncelikli görülüyor. Bu yüzden İran ve Suriye; ‘Türkiye, İsrail ve Araplar ’ın’ düzenleme ama daha doğrusu kapışma alanı olarak bırakılıyor. Şara’nın YPG’ye 10 Mart mutabakatına uyum için tanıdığı süre yıl sonunda bitecek ve Türkiye Suriye sınırındaki muhtemel bir harekat için konum alıyor. Böylece Türkiye’de başlatılan ‘süreç ’in istikbali iyice Suriye rejiminin şekline endekslenmiş durumda.

Şimdi dünya bir de bu strateji belgesinde ifade edilen Trump doktrinine göre hiza alacak. Trump’ın bir doktrini yoktu, önceki başkanlar gibi onun da bir doktrini olgunlaşmış bulunuyor.

ABD strateji belgesinin Suriye ve Türkiye’deki uygulama alanına memur ilan edilen Thomas Barrack’a gelince… Osmanlı millet sistemiyle başladığı yeni düzen teklifini uysal monarşi gibi bir rejim kurgusuyla geliştirirken sadece gündüz rüyası görmüyor. Saray rejimi de belgenin lafzından çıkan sonucu kendi parasıyla çoktan satın aldı ve yeni düzene uyum sağlamak amacıyla adımlarını hızlandırdı. ABD’nin, bölgede bıraktığı kontrollü boşluğu Barrack gibi bir koltuk değneği sayesinde doldurmak için yeterli ‘meşruiyet’ de cepte nasıl olsa. Pazarda alışverişi düzenleyen ilke artık sadece para rezervi değil, aynı zamanda gelişmiş silah teknolojisi. Fakat elde avuçta ne kalacağı hiç belli olmaz. 


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Tuğçe Madayanti Şen yazdı: Kamera NATO’ya dönerken

Gelecek hafta Ankara'da NATO zirvesi var. Kapalı kapıların ardında neler konuşulacağını...

Murat Çakır yazdı: ‘Burgfrieden’ siyaseti ve Alman sendikaları

Orta Çağ’dan kalma “Burgfrieden” teriminin Alman işçi sınıfının...

Mahir Ulutaş yazdı: Yeniden Hürmüz Boğazı krizi üzerine

Hürmüz Boğazı’nın neredeyse tamamen kapanmasıyla tetiklenen süreç, küresel enerji piyasalarında modern...

Arif Bektaş yazdı: İngiltere’nin yeni başbakanı olması beklenen Burnham: Kapitalizm dostu ‘sosyalist’!

Yaklaşık iki yıllık başbakanlığı döneminde sağcı politikalar uygulayan İşçi...

Umut Can Fırtına yazdı: Latin Amerika kaynıyor

ABD’nin Küresel Güney’deki hegemonya tesisi stratejisiyle iyice belirginleşen Latin Amerika’daki...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,935TakipçilerTakip Et
882AboneAbone Ol

Son eklenenler

Sotos Ktoris: “Kültürel miras tüm Kıbrıslıların ortak değeridir”

Kıbrıs'taki siyasi müzakereler yıllardır bir ileri iki geri giderken,...

Tuğçe Madayanti Şen yazdı: Kamera NATO’ya dönerken

Gelecek hafta Ankara'da NATO zirvesi var. Kapalı kapıların ardında neler konuşulacağını...

Özgür Gürbüz yazdı: Az kalsın fidan dikeceklerdi

Ankara’daki NATO zirvesi öncesi onlarca kişi gözaltına alındı, 103...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kuzey Kıbrıs sıcaklarından

Haziranı tamamlamak üzereyiz. Ben de yeni bir yaşa da...

Ecehan Balta yazdı: Mega GES’in gölgesi: Ovakışla’da güneş kimin için doğuyor?

Bitlis Ovakışla’da yaşanan GES direnişi, yenilenebilir enerji tartışmasının en...

Murat Çakır yazdı: ‘Burgfrieden’ siyaseti ve Alman sendikaları

Orta Çağ’dan kalma “Burgfrieden” teriminin Alman işçi sınıfının...

Mahir Ulutaş yazdı: Yeniden Hürmüz Boğazı krizi üzerine

Hürmüz Boğazı’nın neredeyse tamamen kapanmasıyla tetiklenen süreç, küresel enerji piyasalarında modern...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kuzey Kıbrıs’ta veri skandalı: 364 bin kişinin sağlık ve kimlik bilgileri Dark Web’e sızdı

Yenidüzen gazetesinden Tümay Tuğyan’ın özel haberine göre, siber saldırganların Kuzey...

Canlı yayın