14 Şubat 2026, Cumartesi
12.8 C
Lefkoşa
iktibasEcehan BaltaVenezuela: Emperyal hukukun gerçek yüzü - Ecehan Balta

Venezuela: Emperyal hukukun gerçek yüzü – Ecehan Balta

Orjinal yazının kaynağıilketv.com.tr

3 Ocak 2026’da yaşananlar, “Latin Amerika’da bir başka kriz” başlığına sığmıyor. ABD’nin Venezuela’da askeri bir operasyonla Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores’i yakalayıp ülke dışına çıkardığı; ABD’nin de “şimdilik ülkeyi yöneteceğini” söyleyerek Venezuela petrolünü yeniden devreye alma vaadini aynı cümle içinde kurduğu bir tabloyla karşı karşıyayız.

Bu, fosil yakıtlar uğruna yürütülen sömürgecilik ve işgal sürekliliğinin güncel bir tezahürüdür.

Burada ilk ilke nettir: Bir ülkenin topraklarına askeri güçle girip devlet başkanını alıkoymak ve başka bir ülkeye götürmek “hukuki işlem” diye paketlenemez.

Devletlerin egemen eşitliği, kuvvet kullanma yasağı ve iç işlerine karışmama ilkeleri, uluslararası düzenin süsü değil omurgasıdır. Bu omurga kırıldığında geriye kalan şey, “kural” değil “güç” olur.

Peki neden? Cevap yalnızca siyasi değil, aynı zamanda maddi: Fosil yakıtlar.

Enerji rehineliği: Petrol, bir ihtiyaç değil şantaj aracıdır

Fosil yakıt düzeni, yalnızca karbon salınımıyla iklimi tahrip etmiyor. Aynı zamanda enerjiyi bir “rehin alma” mekanizmasına çeviriyor. Petrol ve gaz; boğazlara, limanlara, sigorta sistemlerine, dolar-finans ağlarına, yaptırım kararlarına ve lisans metinlerine bağlanmış küresel bir kontrol şebekesi içinde dolaşıyor.

Bir düğmeye basılıyor, fiyatlar fırlıyor. Bir lisans geri çekiliyor, ülke gelirleri kuruyor. Bir yaptırım genişletiliyor, gündelik hayat felç oluyor.

Venezuela dosyasında bu “izinle nefes alan ekonomi” halini yıllardır görüyoruz. Petrol akışı, kimi zaman yaptırımlarla kilitleniyor; kimi zaman belirli şirketler için açılan istisna kapılarıyla yeniden yönlendiriliyor. Böylece enerji, bir ülkenin egemen politika alanının dışına itilip bir “izin rejimine” bağlanıyor. Mesele yalnızca petrol değil; petrol üzerinden kurulan siyasal disiplin.

Bugün ise bu disiplinin askeri biçimine geçilmiş görünüyor. “Ülkeyi geçici olarak yönetmek” ve petrolü “yeniden akıtmak” söylemi, enerji rehineliğinin en kaba hâli: Doğadan bir ganimet gibi bahsediliyor; egemenlik bir teknik ayrıntıya indirgeniyor.

Tahkim rejimi: Fosil sömürgeciliğinin modern hukuku

Bugün askeri zorla gerçekleşen el koymanın arkasında, uzun bir “hukuki zorlama” tarihi var. O tarih, yatırım tahkimiyle yazılıyor.

Fosil projelerde kamusal egemenlik iddiası güçlendiğinde, yani devlet “bu kaynak kamu yararı için düzenlenecek” dediğinde, yatırım tahkimi devreye giriyor. Devletler, milyarlarca dolarlık tazminat kararlarıyla hizaya çekiliyor. “Yatırımın korunması” adı altında demokratik irade daraltılıyor; ulusal politika alanı, sözleşme ve tazminat sopasıyla küçültülüyor.

Venezuela’nın petrol sektöründe yaşanan kamulaştırma ve yeniden yapılandırma süreçlerinin ardından açılan tahkim davaları ve milyarlarca dolarlık tazminat kararları, bu mekanizmanın simgesine dönüştü. Bu milyarlarca dolarlık rakamlar “teknik hukuk” değildir. Bir ülkeye şu mesajı verir: Doğal varlık üzerinde kamusal tasarruf iddiası yükselirse bedeli büyür. Bedel önce tahkimle, sonra ekonomik kuşatmayla, ardından icra ve el koymalarla tahsil edilmeye çalışılır.

İşte “tahkim rejimi” tam burada bir sömürge hukuku işlevi görür: Fosil şirketlerinin çıkarını, ulusların kaderinin üstüne yazar. Halk egemenliğini “yatırım güvenliği” etiketiyle budar. Seçimle gelen hükümetlerin alanını, seçilmemiş tahkim mimarileriyle daraltır.

Suçlama dili: İdeolojik sis perdesi

Bu tür müdahaleler genellikle suçlama diliyle cilalanır. “Uyuşturucu-terör”, “yolsuzluk”, “uluslararası suçlar”… Ama ilkesel soru değişmez: Suç isnadı, bir ülkenin egemenliğini askıya alma yetkisi vermez. “Yargılama” başlığı, işgal pratiğini meşrulaştırmaz. Burada hukuk, hakikat aracı olmaktan çok bir “yetki üretme” aparatına dönüştürülür.

Bu nedenle mesele, Venezuela siyasetinin iç tartışmalarına sıkıştırılamaz. Burada tartışılan şey, ulusal hakların ve demokrasinin tanınıp tanınmaması meselesidir. Fosil jeopolitiği, halkların iradesini “uyumluysa meşru, değilse sorun” diye kodlayan bir hiyerarşi yaratır. Egemenlik şartlı hale gelir.

İklim adaleti, anti-emperyalist bir demokrasi ve barış mücadelesidir

Bu tablo, iklim adaletinin neden yalnızca “emisyon” başlığı olmadığını yeniden hatırlatıyor. Fosil düzen, iklimi tahrip ederken aynı anda militarizmi besliyor, yaptırımları normalleştiriyor, tahkimle kamu egemenliğini daraltıyor ve işgali sıradanlaştırıyor. Savaş ekonomisi, yaşam ekonomisinin damarlarını kesiyor.

Venezuela’da olan biten, fosil sömürgeciliğinin araç setini aynı karede topluyor: Askeri güç, yaptırım tehdidi, lisans rejimi, tahkim mimarisi ve petrol üzerinden “geçiş” dayatması.

Bu, “enerji güvenliği” diye satılan şeyin gerçekte bir enerji rehineliği, “hukuk” diye sunulan şeyin de çoğu zaman bir tahakküm düzeni olduğunu gösteriyor.

Bugün Venezuela.

Yarın başka bir ülke.

Çünkü fosil düzen kendini sürdürmek için yalnızca atmosferi değil, hukuku ve demokrasiyi de yakıt olarak kullanır.

İklim adaleti, tam da bu yüzden anti-emperyalist bir demokrasi ve barış mücadelesidir.

Diğer yazıları

Çöp meselesi: Bir sınıf ve mekân rejimi – Ecehan Balta

Şehirlerin bir alışkanlığı var: Kirliliği görünmez kılmak. Çöp poşeti...

Kent hakkı: Şehirde sürünmek mi, yaşamak mı? – Ecehan Balta

Geçtiğimiz haftalarda Fındıklı Belediyesi tarafından düzenlenen Kamuculuk ve Kent...

Anneannemin çeyiz sandığındaki tohum – Ecehan Balta

Çeyiz sandığından çıkan tohum, kırsal hayatın ve hane ekonomisinin...

Grönland neden önemli? – Ecehan Balta

Grönland’ı çoğumuz “uzak ve beyaz” bir yer olarak hayal...

Adil geçiş mümkün mü? – Ecehan Balta

Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın bir parçası olan “adil geçiş” kavramını...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,993TakipçilerTakip Et
772AboneAbone Ol

Son eklenenler

Çöp meselesi: Bir sınıf ve mekân rejimi – Ecehan Balta

Şehirlerin bir alışkanlığı var: Kirliliği görünmez kılmak. Çöp poşeti...

Silahlanmada Alman-Fransız rekabeti – Yücel Özdemir

Bundan yaklaşık dokuz yıl önce, temmuz 2017’de Almanya ve...

Türkiye’nin de dahil olduğu yeni güç savaşları – Hediye Levent

Gazze, Lübnan, Suriye, İran derken epeydir yakın coğrafyamıza kilitlenmiş...

Kıbrıs Sorununda Son Gelinen Durum ve Görüşme Süreci – Şener Elcil

2020 yılında, Türkiye’nin açıkça seçimlere müdahalesi ile Kıbrıs Türk toplum liderliği (cumhurbaşkanlığı)...

Dikkat Ekonomisi, Kültürel Temsiliyet ve Yapay Zekâ – Çağla Elektrikçi

Manuel Castells’in (1996, 2009) “ağ toplumu” kavramı, çağımızda dikkat...

Seks, yalanlar ve video kayıtları: Esptein skandalının siyaseten düşündürdükleri… – Yonca Özdemir

ABD’de Jeffrey Epstein dosyalarının önemli bir bölümü geçenlerde kamuoyuna...

Dünya Düzeni El Değiştiriyor – Şener Elcil

“Tarih tekerrür eder, tarih tekerrürden ibarettir” veya “Geçmişi hatırlamayanlar...

İran: Barbarları beklerken – Zafer Yörük

İran, uzun süredir tarihin bir eşiğinde bekliyor. Ama bu...

Canlı yayın