yaklaşımlarÖzkan YıkıcıYakın tarihten önemli uyarılarla… - Özkan Yıkıcı

Yakın tarihten önemli uyarılarla… – Özkan Yıkıcı

Tarih önemlidir. Bir ezber veya resmî hikâye olmadığı dönemler vardır. Yakın tarihi bilmek, günümüzü anlamak, nasıl oluştuğunu kavramakla birlikte, devamında gelecek için de planlama yapma bakımından kaçınılmaz olarak bilinmesi ve yorumlanması gereken bir bilim alanıdır. Bilmemek ise kolayca kandırılmanın en basit koşullarından birini oluşturur. Yakın tarih kavşakları ise daha da iyi anlaşılması gereken dönemlerdir.

O zaman eklememizi de yapalım: Türkiye yakın tarihini bilmek önemlidir. Çünkü orada olan gelişmeler, özellikle ellilerden beri Kıbrıs’ta da değişik biçimlerde yaşandı. Örneğin Türkiye ellilerde Batı’yla bütünleşip NATO’ya dahi girerken, oluşturulan önce STK’ler ve devamında ismi Özel Harp Dairesi olarak anılan, giderek solda simgeselleşen biçimiyle de Kontrgerilla örgütü oluşumu, doğrudan Kıbrıs’ı da etkiledi. Hatta ilk deneme, doğrudan İngiltere’nin Türkiye’yi Kıbrıs’a bulaştırma eylemi olan 6-7 Eylül’dü. Demek oluyor ki Türkiye’deki siyasal yakın tarih kavşaklarını bilirken, buradaki gelişmeleri de doğrudan içine almasını katmamız şarttır.

****

Aralık ayı, yılın sonunun işaretidir. Aralık ayının ortası geçince artık sayılı günler dahi tükenir ve yeni yıl resmen yakınımıza gelir. Aynı günler, birçok yakın tarih olayının da yıl dönümleridir. Resmî tarih, işine gelmeyeni kolay kolay sayfalarına almaz. Ama Türkiye’de öyle günler yaşandı ki günümüzü bunları bilmeden anlamak epey zordur. Bunlardan ikisi şunlardır: Maraş Katliamı ve Hayata Dönüş Operasyonu…

Maraş Katliamı 1978 yılında oldu. Günlerce sürdü. Bir sürece geçiş kavşağıydı. Korkunç katliamlar yaşandı. Günümüzün birçok sonucu veya İslami şekliyle örgütlendirilen yapıların köklerini Maraş Katliamı’nda yakalamak kolaydır. “Nasıl bir gelecek?” sorusu adeta Maraş Katliamı ile Türkiye’de yaşatıldı. Dinsel olgularla siyasallaştırılan İslam ve ırkçılık, devletin yeniden düzenlenmesi adına korkunç katliamlarla hayata geçirildi.

Daha da acısı şudur: Maraş’ta korkunç katliamlar yapılırken, şeriat istenip “Müslüman Türkiye” sloganları atılırken, Türkiye İçişleri Bakanı’nın ısrarına rağmen ordu müdahale etmiyordu. Şehre girmiyordu. Hep “sıkıyönetim” ilan edilmesini dayatıyordu. Günlerce bu tutum sürdürüldü. Katliamlar şehri sararken, çaresiz kalan Ecevit hükûmeti istenen sıkıyönetimi ilan etti. Ordu da Maraş’a girip kısa sürede kontrolü alarak katliamı durdurdu.

Özetlenenler dahi olayın ne denli çirkin ve karanlık olduğunu anlatmaya yeterlidir. Ama bir başka gerçek de şudur: İstenen sıkıyönetim, bir anlamda devletin yeni bir döneme geçişini amaçlıyordu. Öyle de oldu. Maraş Katliamı ile ilan edilen sıkıyönetim sertleşerek koşulları yarattı ve yaklaşık iki yıl sonrasında askerî darbe sonucuna ulaştı. 12 Eylül Darbesi ise Türkiye yakın tarihini yeniden şekillendirerek günümüzdeki duruma taşıyan önemli bir sıçrama hamlesi oldu. Bir yandan muhalefet ezilirken, öte yandan neoliberal kurumsallaşma sürecine geçildi. Bu yüzden Maraş Katliamı, yalnızca yaşananlarla değil, geleceğin şekillenmesinde emperyalist bağımlılığın bir kavşağı olarak da değerlendirildi.

Öylesine büyük bir katliam yapıldı ki kaçan insanlar da başka bir sosyolojik sonuç doğurdu. Hâlâ Maraş Katliamı’nın Maraş’ta anılmasına dahi izin verilmiyor. Bu da olayın günümüzdeki siyasal ağırlığının bir göstergesidir. Yargı konusuna hiç değinmeyeceğim. Çünkü suçlular pek yargılanmadı. Siyasal sorgulama ise yapılmadı. Katliam öncesi bölgede görülen Amerikalılar veya bazı sol yorumcuların “çelik üçgen” planı uyarıları da önceden bilinen ama bugün hiç konuşturulmayan bilgilerdi.

Belgeselde bir Maraşlının dediği gibi: “Türk ordusu Kıbrıs’ta Beşparmak Dağları’nı altı saatte aştı ama Maraş’a günlerce giremedi. Orada katliam olmasına seyirci kaldı.” İster istemez öğrencilik dönemimde Maraşlı İsmail’le yaptığım tartışma aklıma gelir. Maraş Katliamı öncesi İsmail’le Kıbrıs konusunda tartışıyorduk. 1974’te olanlara hiç inanmıyordu. Kendi devletinin bunu yapmadığını söylüyordu. Fakat Maraş Katliamı süresince gelen bilgilerden sonra şu itirafta bulundu: “Özkan’ın anlattığı az bile. Maraş’ta bunu bizzat bizim insanımız yaptı; ordu seyretti.”

Hatırlatalım: Maraş Katliamı öncesinde Türkiye ile AET arasında yapılan görüşmeler sonlandı ve Türkiye AET üyelik önerisini reddetti. O dönem neoliberal döneme geçiş gündemdeydi. Türkiye, Yunanistan, Portekiz ve İspanya’nın aksine süreci AET içinde yaşamayı reddediyordu. Bu da birçok sol bilim çevresinde darbenin kaçınılmaz olduğu inancını pekiştirdi. Tam da bu reddedişin ardından Maraş Katliamı gerçekleşti. Oysa Türkiye’de hep “Avrupa bizi istemiyor” propagandası yapıldı. Yunanistan alındı da biz alınmadık denildi. Tıpkı Kıbrıs konusunda Danimarka’da AB üyeliği için Rum kesimi imzalarken, bizimkiler imzalamamasına rağmen “AB bizi dışladı” propagandası gibi.

Son bir not: Maraş Katliamı tezgâh sürecinde Kıbrıs yurtları da kapatılmıştı. Bunu da ekleyelim.

*****

Gelelim daha yakına, 2000 yılına… İktidar siyasetine göre “Hayata Dönüş”, devrimcilere göre ise doğrudan katliam olarak anılan olaya. Cezaevlerindeki tutuklulara karşı düzenlenen operasyonla onlarca kişi katledildi; yakılarak öldürmeler dahi çekinilmeden uygulandı. Uygulanmak istenen F Tipi hapishane modeline karşı çıkıldı. Açlık grevlerinden ölüm oruçlarına kadar gidildi. Ancak Ecevit hükûmeti bu konuda ısrarcıydı. Tecrit ile baskı merkezlerine dönüştürülecek hapishane koşullarına tutuklular karşı çıkıyordu. Kıbrıs Harekâtı’ndan sonra en büyük ordu operasyonu ile cezaevlerine saldırıldı. Orada korkunç katliamlar yaşandı. Devrimci hareketler büyük darbe aldı; kimileri öldü, kimileri ise ömür boyu sakat kaldı. Tıpkı Maraş Katliamı gibi Hayata Dönüş Operasyonu da Ecevit hükûmetlerinin tarihine yazıldı.

Uygulamaya sokulan yeni hapishane modelinin günümüzdeki yansımaları oldukça ağırdır. Ne acıdır ki tutuklu CHP belediye başkanları dahi, zamanında bu cezaevlerinde ısrar eden sosyal demokrat Ecevit’in mirası altında hücre hayatı yaşamaktadır.

***

Yakın tarihin iki önemli olayını yazdım. Günümüzde sonuçları son derece ağırdır. Düşünsel etkileri adamıza da yansımıştır. Türkiye ise bu olaylarla bugünkü rejimine ulaşmıştır. Bugün konuşulan siyasal İslami yapıların önemli deneyimi aslında Maraş’ta yaşanmıştır. Ancak bilmemek, silmek ve unutturmak üzerine günler akarsa, bunların yeniden resmileşip kurumsallaşarak normalleşmesine engel olunamaz. Bu yüzden yakın tarihi bilmek, sorgulamak, yüzleşmek ve en önemlisi cezasız bırakılmamasını sağlamak şarttır. Ne yazık ki Maraş Katliamı ve Hayata Dönüş Operasyonu’nda hukuk çoktan devletleşmiş, bu olayları adeta karanlıkta bırakmıştır.

Diğer yazıları

Yeniden cehenneme çevrilen ülke: Lübnan – Özkan Yıkıcı

Bazı devletler vardır ki daha kurulurken kendi içinde yoğun...

Kuzey Kıbrıs’ta İngiltere Algıları – Özkan Yıkıcı

Son gelişmelerden sonra yeniden anladım ki gerçeklerden koparsanız, siyasal...

Savaşa Karşı Yükselen Ses: İspanya – Özkan Yıkıcı

Son dönemde görünüşte bölgeselleşen, genelde ise emperyalist gerçeklikle yaşanan...

Gelinen aşamadaki yaklaşımlar – Özkan Yıkıcı

Savaş başlayınca önce gerçekler yok edilir. Çok taraflı alanda,...

Bölge gerçeklerinin Kıbrıs’ı kucaklarken – Özkan Yıkıcı

Öncelikle iki noktaya dokunacağım. Birisi duyup da kolayca aldatıldığımız,...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,987TakipçilerTakip Et
787AboneAbone Ol

Son eklenenler

Farklı Bir İhtimalin Yasını Tutmak – Neşe Yaşın

Bu hafta size aktarmak istediğim bir çocukluk anım var....

Kolonyalizm-Artığı İngiliz Üsleri Gayrimeşrudur! – Niyazi Kızılyürek

ABD ve İsrail’in uluslararası hukuk kurallarını hiçe sayarak İran’a...

Kadının İnsan Hakları; eleştiriler ve 8 Mart – Deniz Düzgün

8 Mart Kadın hakları günü çerçevesinde birçok söylem, organizasyona...

İngiliz Üsleri, Gıprız, Kolonyalizm – Halil Karapaşaoğlu

Gıprızlı Köleler Son 2000 yıldır Gıprızlılar hiş özgür olmadı. Bunun...

Haysiyet savaşı! – Fehim Taştekin

Soykırımcı-Esptein koalisyonunun İran’a karşı başlattığı savaşın ilk haftası, ağır...

ABD’nin işgal kılavuzu – Kavel Alpaslan

ABD’nin askeri müdahaleler tarihi çeşitli aktörlerle dolu: Bazen devrimciler,...

İran füzeleri Washington’da şimdiden çatlaklar açıyor – Aras Coşkuntuncel

ABD ana akım medyası, rejimin bileşenlerinin çoğunluğunda yani kapitalist...

Yürüyüş yasak, ölüm serbest – Gözde Bedeloğlu

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Gezi’nin korkusuyla, Taksim...

Canlı yayın