Bazı konular vardır ki aıkça yaşanmasına rağmen, konuşulmaz. Daha doğrusu konuşturulmama konumuna getirildiler. Sorun canlı yaşansa dahi yine sanki yokmuşçasına sınırında tutuluyor. Öyle bir pandora oluşturulur ki direk yaşanan, bilgisiz olma, ret etme karmaşasında saplanıp kalınır. Kürt sorunu da bunlardan biridir. Üstelik öyle bir konu ki hem yaşanır, hem de genelikle ya konuşulmaz veya başka imgelerle sunulup saptırılan alandır. Öyle ki uzun zamandır Kıbrısta kürt konusu brakın sorun olmayı varlığından dahi bihaber olunuyordu. Türkiyeğe giden öğrencilerin karşılaştıkları, K. Kıbrısa taşınan kürt nifus gibi etkenler, yaşanan türkiyedeki sıcak çatışma durumları, siyasal alanda kulanım şekliyle de sonunda adamızda da Kürt olgusu ile giderek sorunu şöylesine de olsa konuşulma derecesine sokuldu.
Örneğin, doksanlardaki sıcak çatışmalar, kirli karanlık savaş, yapılan gireişimler dahi kürt konusunda doğru bilgi edinme hep tehlikkeliydi. Bir anlamda olayın özeti, devletler diledikleri gibi kabullendikleri konuda, baskı, imkar ve yok sayma kurallarıyla olayı net yaşananmasına karşın yokmuşçasına derecesine sokma gerçekleri vardır. Kürt konusu da bunlardan biriydi. Tanıklıkla dahi senelerdir süren gelişmeler bile, insanları bunu net konuşma zeminine kolay kolay çekemiyor. Hele IK. Kıbrısta, Kıbrıs sorununun varlığı, burada kürt kökenli nifusun yaşanma durumu ve Türkiye devletinin tartışılmaz etkisine rağmen hala son gelişmeler en basitiyle buradaki basında yer bulmuyor. Kolay değil yaratılan koşulları yırtma. Hele de uçurum derecesindeki çelişkiler, olayın yine de konuşulmasına tel çekilmesine yetip artıyor. Halbuki Kıbrıs sorununda dahi Türkiye devletinin tutumu önemli etkendir. Türkiye devletinin bakışı ise buradaki konuyu direk belirler. Kıyas yapma adına da kürt sorunu da bir örnektir. Ama sanki bunlar yoıkmuşcasına davranılıyor.
Tehlikenin paranoyalaşan önemli bir tutumu da devlet konusundaki eksiklikler ile olanı doğru okumama düşüncesidir. Öyle olunca da Kürt katliyamında önemli siyasal ve militarist rol alan MHP birden kürt konusunda hem de asmayı önerdiği Öcalanı “kurucu lider” dahi ilan etme noktasına gelişini dahi anlamama ekiyle de pek yorumlayan yok. Daha nice tersdüz olguyla kürt konusu hem de kirli savaşlarla da bedel ödetirken, şimdi salt Türkiye değil bölge ülkelerinin de direk etkileneceği sonuçlar ve bölgesel emperyalist yeniden kolonileştirme tutumlarıyla gündemde. Öyle bir gündem ki TC devleti Öcalanla görüşüyor. Daha önceleri de gizli görüşmeler oldu. Ama şimdi aleni. Dahası meclis komisyonu imralıda Öcalanla görüştü. Konu salt Türkiye değil, açıkça şimdiden Suriye de eklendi. Bir anlamda olayın özünü yakalayanları kanıtlıyor: son Türkiye devletinin hamlesi, iç politikada AKP rejiminin devamı için koşul hazırlama ile dış politikada yeni Osmanlıcılıkla bölgeğe yayılma birlikteliği vardır. Son koşullar buna çanak tutuyor. Hele de Suriyedeki SDG gerçeği pazarlıkla oluşma norumunda eklenmektedir.
Önceki önemli konuyu tekrar buraya taşıyacam: öncelikle siyasal çözümlemede masada olansiyasal güçleri bilerek konuşmak önemlidir. Masadaki siyasal güçler olayın ele alınışından yarına gidişata dek belirleyici eksendir. Son Kürt hamlelerinde baştan Amerika var. ingilterenin eli masaya dek gelir. Bunlar direk katılmasa da verdikleri mesajlarla yön çizdikleri açık. Zaten öyle olmasa konu Suriyeli kürtlere ulaşmaz, iran hedefiyle ilerde kesiştirme çabaları olmazdı. Son açıkça imralı görüşmesinde Suriyeli kürtler de eklendi. Açıkça oranın da yani yeni Suriye kolonileştirmede kürt gerçekliği kendini gösterdi.
Hatırlayanlar olacak, öcalanın yakalandığı dönemde kimileri PKK bitmiştir dediler. Bu Türkiye resmi ezberinin tekrarıydı. Ben ozaman yine bu isimdeki gazetede, PKK salt Türkiye değil Ortadoğulaştı. Bunun için artık ırak direk işin içindedir diye özetledim. Görüldüğü gibi şimdiki salt yeterrsiz bilgilerle olan gelişmeler değil, kimsenin burada yazmaya cesaret etmediği dönemde ben PKK olayının Türkiye dışına taşıp bölgesel aktör haline geldiğini belrtiydim. Şimdi bu geçmiş analizin resmen öteki binbirtünelinde bulunuyoruz. Dün asılsın denilen, brakın konuşmayı, adını dahi anana inannılmazlar başına getirilen Öcalan, bir anda taraf olarak görüşmecidir.
Önemli bir ayrıntıyla bu makalemi noktalayacam. Yukarda da belirtiğim gibi, oluşan gelişmede masada olanların siyasal duruşları önemlidir. Konuyu onlar belirleyecek. Tabi ki uluslarası koşulların da dinamikleriyle. Bir başka paradoks daha var. oda direk sırıtmasına rağmen, şimdilik herkes kendi havasında. Konunun adı dahi her kesim ce başka alana oturtuluyor. Devlete göre terörle mücadele ile yok etme olurken, kürt çevrelerinde demokrasi ve arış denilmektedir. Arada makas çok fazla açık. Bunu tetikleyen uygulamalar da var. örneğin yasal düzenlemeler deniliyor. Oysa brakın yeni yasayı, var olanlar uygulansa en başta Demirtaş ve Mızraklı çoktan hapisten çıkması gerekirdi. Açıkseçik brakmıyorlar. Yasal zorunluluğa rağmen yetkide kulanılmayan durum, nedense zorlamalarla, pazarlıklarla Öcalan için merkezileştirilmektedir.
Verilen örnekle de konunun nedenli tüneler arasındaki bilinmeyen yolculuğa çıkıldığını anlatmaya sanırım yeterlidir. Ama net olan sistemin de ağırlıklarıyla, ortadoğulaşan şekliyle, yeni kolonileştirme gericilik ekseninde bıçak sırtında konu ordan oraya oacak durumlarla önemli zamana yayılacak gündeme geldiği kesin. K. Kıbrıstan konu dğoğru izlenmelidir. Hele uzaktan Trump solistliğinbnde Kıbrıs şarkısının da bestelendiği duyuluyor günlerindeyken.



