22 Ocak 2026, Perşembe
9.8 C
Lefkoşa
iktibasHediye LeventSuudi Arabistan neyin peşinde? - Hediye Levent

Suudi Arabistan neyin peşinde? – Hediye Levent

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Suudi Arabistan nihayet “Ne zaman görünür olacak?​” sorusunun cevabını verecek şekilde adımlar atmaya başladı. Veliaht Prensi Muhammed Bin Salman (MBS) Trump ile görüşmek üzere Amerika’ya gitti. Her biri milyon dolarlık atların geçişinden F-35’lerin gökyüzü şovlarına kadar oldukça şaşaalı bir karşılama töreni ile başlayan ziyaret aynı çarpıcı detaylarla sürdü. Ziyarete dair görüntüleri izleyenler bunca parıltının 1 trilyon dolar potansiyeli olan bir ticaretin onuruna hazırlandığını akılda tutmalı.

Biz yine sırayla gidelim ve ziyarete damgasını vuran anlaşmalardan Suudi Arabistan’ın bölgede artan rolüne kadar Riyad’ın potansiyeline ve hedeflerine bir bakalım.

Suudi Arabistan-ABD ilişkileri Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’daki Suudi Konsolosluğunda katledilmesinin ardından epey sarsılmıştı. Gerçi resmi söylemlerde Kaşıkçı cinayeti sebep gösterilse de Rusya’nın da dahil olduğu bölgesel çekişmeler temel sebepti, ancak elbette çıkarlar her şeyden önce gelir ülkeler için. Bu nedenle Trump’ın “Olan oldu, zaten Kaşıkçı da çok tartışmalı bir isimdi. Veliaht Prensi çok mahçup etti” şeklindeki sözleriyle bu meseleyi kapatması çok da dikkat çekmedi.

Bir diğer önemli gelişme, Trump’ın Suudi Arabistan’ı ‘NATO üyesi olmayan NATO müttefiki ülke’ ilan etmesi oldu. Trump bunu da “Bu durum onlar (Suudi Arabistan) için çok önemli bir şey” gibi garip bir cümle ile duyurdu. Ancak aynı Amerika, aynı statüde olduğunu defalarca duyurduğu Katar’ı İsrail saldırısından koruyamamıştı. Zaten İsrail’in Katar’a saldırısı, Suudi Arabistan başta olmak üzere bölgenin önde gelen ülkelerinde “Amerika’ya yakın durmak, hatta Amerikan şemsiyesi altına girmek bile İsrail’e karşı bizi koruyamıyor” görüşünü derinleştirmişti. Bu tedirginlik bölge ülkelerinde silahlanma yarışını daha da hızlandırdı. Bu nedenle Trump’ın NATO üyesi olmayan müttefik çıkışı Riyad açısından elbette yeterli olmayacaktı, ki aslında Riyad-Washington hattında uzunca bir süredir silah anlaşmaları süreci devam ediyor. Ambargolar, iptaller, şerhler, ağırdan almalar dahil yıllara yayılan bu süreç, görünen o ki, Trump-MBS doğrudan temasları ile hızlandırılmış. Nihayetinde Trump yönetimi Suudi Arabistan’a 48 tane F-35 uçak satışını onayladığını duyurdu. Bu satışla ilgili Washington’dan ve Tel Aviv’den itiraz sesleri hâlâ yükseliyor. ABD merkezli itirazlarda Suudi Arabistan ile Çin’in ilişkisine dikkat çekiliyor ve F-35 teknolojisine dair sırlar Çin’in eline geçebilir deniliyor.

Suudi Arabistan’ın petrol ihracatının en önemli ve büyük müşterisi Çin. Ayrıca Çin 2023 yılında Suudi Arabistan ile İran arasında ara bulucu olmuş ve iki ülkenin karşılıklı büyükelçiliklerini açması dahil bir dizi olumlu adım atmasını sağlamıştı. Elbette Çin’in bu hamlesinde ticaret başta olmak üzere yumuşak güç kullanarak bölgede etkin olmak ve dünya ticaret konseptini baştan yazabilecek potansiyeldeki Kuşak-Yol projesinin Orta Doğu kısmını sağlama almak gibi iki önemli sebebi var.

F-35 satışı başta olmak üzere ABD-Suudi Arabistan yakınlaşmasından en çok rahatsız olan ülke olarak İsrail öne çıkıyor. Gerçi İsrail’den adını vermek istemeyen üst düzey güvenlik kaynakları “Suudi Arabistan’ın F-35 almasına Türkiye’nin alması kadar karşı değiliz. Birleşik Arap Emirlikleri ile yaptığımız gibi Suudi Arabistan ile de bölgesel güvenlik konsepti içinde birlikte hareket edebiliriz” diyor. Ancak İsrail’in temel şartı Suudi Arabistan’ın İsrail ile ilişkilerini normalleştirmeyi kabul etmesi ve İbrahim Anlaşmalarına katılmayı kabul etmesi.

Bilindiği gibi İsrail’in F-35 savaş uçakları var ve İran ile 12 günlük savaşta bu uçaklarını da kullandı. Aslında İsrail bölgede bu üstünlüğün sadece kendisinde olmasını tercih ediyor. Özellikle de Gazze sorunu devam ederken ve İsrail güvenlik gerekçesiyle sınırlarını Lübnan ve Suriye içlerine kadar genişletirken, Suudi Arabistan’ın daha da zorlayıcı olmasını istemiyor.

Peki Suudi Arabistan gerçekten İsrail’i zorluyor mu?

Hem evet hem hayır. MBS hâlâ İsrail ile normalleşme şartının Filistin sorununun iki devletli çözüm ile sonlandırılması olduğunu dile getirmeye devam ediyor. MBS’nin bu talebi tam olarak olmasa da Trump’ın Gazze planında yer buldu denilebilir. Nasıl uygulanacağı bilinmemekle birlikte planın revize versiyonuna “Filistinlilerin kendi kaderlerini tayin hakkı vardır” ifadesi eklendi.

Öte yandan 2011 Arap Ayaklanması bölge ülkelerinin ağırlıklarını ve güç merkezlerini de değiştirdi. Ayaklanma öncesi dönemde siyasi kararların merkezi Kahire iken ve Kahire’de kurulan müzakere masalarının Suriye gibi etkin üyeleri varken, artık bu siyasi merkez yavaş yavaş Suudi Arabistan’a ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne kaymaya başladı.

Suudi Arabistan ve BAE, Gazze savaşında çok öne çıkan ülkeler olmadılar. HAMAS’ın Müslüman Kardeşler ideolojisine sahip olması ve örgütün her iki ülkede de terör örgütü sayılması başlıca neden sayılabilir. Buna ek olarak İran’ın bölge içlerine ve Yemen üzerinden Suudi Arabistan’a ve hatta Süveyş Kanalı’nın geliri üzerinden Mısır ekonomisini etkileyecek kadar yayılması rahatsızlık sebebiydi. Bu nedenlerle Suudi Arabistan ve BAE gibi bazı ülkeler Lübnan’da Hizbullah’ın, Gazze’de HAMAS’ın zayıflamasını tercih ettiler. Görünen o ki en azından Suudi Arabistan için tekrar görünür olma vakti gelmiş.

Aslında Trump’ın Gazze planının başarıya ulaşması büyük ölçüde Suudi Arabistan’ın finansmanına ve Riyad’a çok yakın hareket eden Mısır’ın sahada üstleneceği siyasi-güvenlik rollerine bağlı. Önümüzdeki günlerde Suudi Arabistan’ı Lübnan’da, Suriye’de, Gazze’de ve Kuzey Afrika’da daha sık görmek oldukça muhtemel.

MBS’nin politik kararlarının tek belirleyeni bölgesel güç merkezi olmak değil, Suudi Arabistan’ın ülke ekonomisini petrole bağımlılıktan çıkarmayı hedefleyen 2030 Vizyonu adlı kapsamlı bir ekonomik yol haritası da var. Bu nedenle MBS’nin ABD ziyaretinde, yemek masasında Elon Musk’ın ve dünya yapay zeka, online oyunlar, sanal eğlence platformları gibi alanların devlerini görmek şaşırtıcı değil. Suudi Arabistan yıllardır yapay zekaya ve online oyun şirketlerine yatırım yapıyor. Ülkede Silikon Vadisi benzeri bir bölge kuruyor ve bu alanlarda çalışmak isteyenlere oldukça cazip avantajlarla kapılarını açıyor.

2030 Vizyonu enerji üretimi amaçlı nükleer enerji edinmeyi de içeriyor. Trump ile MBS arasında imzalanan anlaşmalar arasında bu da var. Anlaşmaya göre elbette nükleer enerjinin enerji temini gibi barışçıl amaçlarla kullanılacağı ve sıkı kurallara bağlanacağı belirtiliyor ancak yarının ne getireceği elbette bilinmez.

Halihazırda İran ve İsrail gibi nükleer güç sahibi ülkeler varken Suudi Arabistan’ın da bu yarışa katılması, bölgenin hızla nükleere boğulması gerçekten korkutucu.

Toparlayacak olursak MBS’nin Washington ziyareti F-35’ten yapay zekaya kadar birçok alanı kapsayan en az 1 trilyon dolarlık bir ticarete atılan imzalar için gerçekleşti. Zaten Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırılmasından Mısır üzerinden Gazze’ye ve Lübnan’a kadar bölgede perde arkasından etkili olan Suudi Arabistan’ın artık daha fazla görünür olması beklenebilir. Elbette Suudi Arabistan’ın yeni hedefi İran’sız bölge dizaynı bütün hızıyla sürerken ekonomik ve siyasi kapasitesini kullanarak bölgenin büyük abisi olmak. Şimdilik ufukta bir gerilim yok ancak Riyad’ın yeni hedefi Riyad-Ankara ilişkilerini de doğrudan etkileyecektir. İki başkent müttefik mi olur rakip mi yoksa sen de kazan ben de kazanayım deyip denge politikası mı güderler, bilinmez.

Diğer yazıları

Suriye’de kaos, İran’da kanlı karartma! – Hediye Levent

Suriye’de yönetim devrileli beri çatışmanın eksik olmadığı Halep’in SDG...

Düşen uçak ve Libya mücadelesi! – Hediye Levent

Libya Genelkurmay Başkanı Muhammed Ali Ahmed El Haddad’ın ve...

Lübnan bir kez daha savaşın eşiğinde! – Hediye Levent

Lübnan semalarında bir kere daha kara bulutlar toplanmaya başladı....

İran, Türkiye ve Pakistan üzerinden kuşatmayı kırabilir mi? – Hediye Levent

İran, ABD’nin başını çektiği yaptırımlar silsilesinin altında ezildikçe eziliyor....

Suriye, iç savaşı aratacak ihtimallerle karşı karşıya! – Hediye Levent

Suriye, çok kanlı ve korkunç bir çöküşün sınırlarına dayanmış...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et
761AboneAbone Ol

Son eklenenler

Bir İhtimal Kabare – Filiz Uzun

Sevgili Aliye Ummanel’in yazıp yönettiği “Bir İhtimal Kabare” oyununu,...

Soğuyan kapitalizm, kızışan rekabet: Arktik ve Grönland – Koray R. Yılmaz

İki kutuplu dünya, tek kutuplu dünya, çok kutuplu dünya...

Lenin’in 102. ölüm yıl dönümü: Bir mozolenin ‘eskiye’ kafa tutuşu – Kavel Alpaslan

Kızıl Meydan zihinlerimizde hep ‘Sovyet deneyimiyle’ özdeşleşti: Askeri geçit...

Suriyeli Kürtler – Özkan Yıkıcı

Son dönemde Suriye sık sık konu edilmektedir. Öyle bir...

Yaşatılanlarla İsias Davası – Özkan Yıkıcı

Bazı konular vardır ki hem gerçekleriyle yakar hem de...

“Unutma” Emri – Mertkan Hamit

CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli’nin Aydınlık Gazetesi’ne verdiği röportaja...

Büyük Resmi Görebilmek – Şener Elcil

Olaylara kendi dar penceresinden bakanların çok olduğu bir ülkede...

Grönland’ın eriyen buzulları dünyayı karıştırdı – Özgür Gürbüz

1972 ile 2023 arasında, Grönland’ın yüzde 80’ini kaplayan buz tabakası...

Canlı yayın