Sonunda Kasım ayına da elveda diyoruz. Senenin bitmesine aylar değil günler kalmaya başladı. Doğrusunu itiraf edecek olursam, kişisil yaşam bakımından bu yıl benim lanet içinde geçti. Aylemde dahi yoğun sağlık süreçleri yaşandı. Eski inanışla “lanetli bu yıl biran önce gitsin” düşüncesi normal şekilde dileklere çoktan eklendi.
Kasım ayının sonuna geldik. Tesadüf gibi olsa da önemli iki olay buraya kazıldı. İki cumhuriyet ifadeli partinin kongreleri vardı. Bu defa her ikisinde de önemli durumların da gelişmesi için önemlidir. K. Kıbrısta CTP başkanlık seçimli kurultaya gitti. Türkiyenin CHP ise olan kurultay dese d önceden kısa zaman önce olmak süretiyle erken olağanüstü kurultaydan normal kurultay arası aylar dahi yoktu. göründüğü gibi birinde normal olsa dahi yaşananlar bunu önemseten olağanüstü koşullarla yüklü yapıldı. Ötekinde ise eski başkanının saraya gönderilmesiyle birlikte yeniden başkan seçmek için kaçınılmaz zorunluk sonucu yapıldı.
Elbet söylenecek söz bulmak kolaydır. Örneğin bir önceki başkanların kurultaylardaki yeri dahi birçok soruyla birlikte epey tartışma yaptıracak durumda. Üstelik CTP Tufanın hem de üç dönemlik başkanlığında ısrarla tek adaaylı süreçle durumu geçiştirdi. Tabi ki Tufanın son kurultayla alakalsı başka bir sorgulama durumuna geçilmeği de yaratıyor.
CHP kurultayı ise çok heycanlıydı. Hele de bir yanda durmadan devletin saldırıları, yargı sopasıyla vurma çabaları, öteyandan alınan kararlarla da hem sosyal muhalefeti yükseltirken öte tarafta yeni sorularla da daha bir gündemleşmeği de tırandırdı. Durmadan başta belediyelerle yükselen yargılar, birçok seçilen belediye yetkilisinin aylardır hapiste olmaları, partinin kapatılma hamlelerinin dahi olması, oluşan yerin çelişkilerle ağırlığını bize anlatmaya yetip artıyor.
Bunlar yetmezmiş gibi, eski genel başkanının da tutumları, başkanlığı kayumla alma isteği dahi olması da bir anlamda geçmişle de sorgulanma, geleceğin ne olacağı ikilemi sıkışmasını da getirdi. CHP bir anlamda Türkiyedeki rejim değişiminin devlet içi önemli ikilemlerinin tam ortasında ileriye doğru yerini bulmaya çalışlıyor. Geçmişin ağılrığı, şimdiki baskılar ve gelecek kendini daha bir önemseti. Buna karşılık salt rakamla bakarsanız oy birliği ile Özzelin seçilmesi de çelişkili gibi algılanabilinir. Halbuki gelen baskıların bir anlamdaki karşılığıdır Özgür Özel..
cTP ise başkanlığa dördüncü defada yapılan çok adaylı dönemle girdi. Başlangıçta kuşkuların yaygın olduğu Sıla Usar, kazandı. Özellikle herkesin birleştiği eski kuşağın önemli kısmının Sıladan yana ağırlık koyması, sonuca önemli etki yaptı. Fakat biir durum benim dikatimden kaçmadı: genelikle hem tt Türkiyede hem de bizde kamuoyu araştırması hastalık derecesinde yaygınlaştıydı. Fakat bu defa iki kurultayda bu konuda pek açık araştırma sonucu yayınlanmadı. Hat da medya dahi seslendirmedi. Hadi diyelim Türkiyede tek adaylıdır. Ama bizde üç adaylı koşullar vardı. Konuşmalarda da tahmini havadurumundan fazla tahminler vardı. Ama resmi açıklanan pek kamuoyu araştırması da olmadı. Buda bu kurultayların geride kalan farklı özeliğidir. Herneyse, kurultaylar sonlandı. İki partinin ortak çabalarından önemlisi şu: biran önce erken seçime gidilmesidir. Bu konuda enazından söylemlerin yapılacağı kesin. CTP pek kendileri konuşturmasa da tüzük konusunun birileri tarafından ısıtılacağı kesin. Tabi ayni ilgi kalırsa. Belkide herkes yazılanı değil de dilenenle yetinme uzlaşısında kalarak, hiçbirşey olmamışçasına devam edilecektir.
Üç kez adaylık madesi şimdi masada var. rafa veya tartışma ikieminde. Normal, fırsatçılar ve susmak üçkenli bir boyutla seçenekler zenginleşti. Ama öteki olasılık net: erken seçim. Hele de kendilerince alınan rüzgarla adeta kazanma şansları varken, neden kulanmasınlar. Bir de istenmese de şu konu da gündemleşecek: saraydaki eski başkanlarıyla özellikle Kıbrıs sorunundan Türkiye duruşuna varan çelişkilerin de oluşacağı malum. Zaten daha Tufan saraya gitmeden, bazı CTP kesimi sorgulamaya başladıydı. Bunlar öümüzde bir tozlu hava gibi gelip geçecek. cHP ise oldukça çalkantılarla dolu dolu yol bulmaya çalışacak. Var olan uygulamalara direnmek, gelecek artık tahminlerin ötesindeki başta yargı sopalı vuruşlara direnmek, yeni denklemle erken seçim hareketliliği oldukça sorun yumağı oluşturmaktadır. Başkanlarına dahi yasaklar getirlme çabaları artacağı kesin. Buna ek olarak Kürt konusu gibi olgularda duruşun heranlık kırılma tehlikesini de yaratıyor. Bir anlamıyla CHP devletin geleceğinin bir yörüngesinin belirleyicisidir. Şimdilik muhalefet oluşunundaki canlanışının niteliğini de oluşturacak.
Kurultayda önemli işaret İlhan Cihaner gibi insanların parti meclisinde tercih edilmesidir. Bu eskiden sağa iyice kırılan dümenin eazından dengelendiğine yöneliş olarak da anlaşılması normaldır. Ama sorunların kendisi ile partinin örgütsel konumu epey sarsıntıya hazır olması gerekir.
Her iki kurultayın önemli sinyali ise statikonun kalıcı olmasına karşın gelecekte rota belirleme konusunda da sosyal dinamik etkisiyle yönelişlerin de olacağı şartlara da gebedir. Çelişkiler önemlidir. Ama çelişkilerin de gidişatlara dinamik yaratığı da tartışılmazdır. Bu arada Kılıçtaroğlu kimimizin bildiği kimimizin inanmadığı tarihi rolunu da yaptığını eklemeden olmaz.
Kısaca, Kasıma elveda derkend, yeni yıla günler sayılı gelirken
İki partinin kurultayı gelecek için enazından bazı görüşlerle bu defa kendi içlerinde tartışma fazla olmazken, kamuoyunda fazlaca ilgilenen çelişkili bize bir gün yaşatı. Bakalım yolun devamında ne bulacağız.



