Cuma günü ilginç sendromlar yaşadık. Bir yanda Türkiyenin K. Kıbrıs tutumları, öte kyanda ise iç politikadaki savrumlmalar peşpeşe geliyordu. Mübarek günün esen dini retorik havasında Akdeniz kokularıyla adeta uçuşuyordu. K. Kıbrısta saray devir teslimi yapılıyordu. Sankilerin ihtiyaç duyulan kelimeleri yanyana geliyordu. Törene elbet Türkiyeden de yetkili gelecekti. Klasik K. Kıbrıs makancısı Cevdet Yılmaz adaya bu nedenle geldiği de belirtildi. Tabi ince başka konu da vardı. Makamcı koltukların kaderi ne olacaktı_? İktidar bloğu içinde başlayan çelişkiler, birbirini tutmayan önerilerle savruluyorken, ortak buluşulan nokta, Cevdet bey adaya gelmişken, saraydaki devir teslimi gerçekleştirirken, arada bu geleceğe de neşter vurması ihtimal dışı değildi. Zaten söylenmese de yapılan “bakanlar kurulu” toplantısının amacının bu olduğu herkesin birleştiği noktaydı. Bir farkla, otosansürün pençesinde çıkarcılık kaçış kuralını uygulayanlar, bu gerçeğe dokunmayarak, geleceklerine oynamaya devam edeceklerdi.
Cuma günü K. Kıbrısta şaşalar aldı başını gidiyordu. Devir teslim, ardındsan kokteğil havası, değişen koltuk sahibi mesajının imajına oynandı. Tabi açıklamalar hep yakın olma ile olanları sildirtme çabalarının karışımlı türlü bir politik içerikteydi. Bir hafta önce Cevdet beyin seçim gerçeği ile Tufanın uğraşları arasında makas derin açık olduğu nedense akla artık gelmeyecek. Nedeolsa seçim süreci sonlandı. Artık yeni bazı imajlarla yola devam deniliyordu. Konuşmalar bunun itirafı gibiydi.
***
Cuma günü K. Kıbrısta hava böyle eserken, saray yeni efendisine kolarını açarken, TC najamcısı açık ve gizli ajandasını uygularken, Türkiyede rüzgarlar pek de böyle değildi. Kıbrısta Tufan dönemi başlıyordu. Ama Türkiyede başka tufan esiyordu. Medya kayim ataması..
Kıbrısta şölenlelrle külücükllü inciler sahtesi olsa da dağıtılırken, Türkiyede banbaşka hesapların bilançolarına ekler geliyordu. Tele 1 kanalına kayim atandı. Tele 1 Türkiyede en güçlü televizyon kanalıdır. Genel Yönetmeni Merdan Yanardaü sabahleyin klasik hafta sonu baskınıhyla gözaltına alındı. Çıkarılan suçlama gerekçesi çok düşündürücüdür. Casusluk. Nedense otoriter veya başka baskıcı yönetimlerin muhaliflerine en kolay vurdukları damgalardan birisi, düşman kıldıkları kesimlere casusluk yapma iftirasıdır. Hatırlayın, burada dahi son yakalanan rumlara da ilk bonbardıman alısı casusluktu. Sonradan sanki yapılmamışçasına da unutturulma uykusuna çektirildi.
İftiranın denecek olay Merdan Yanardağın, kanalının ençok probaganda bilgisi kulandığı İsrail ile alakalı da olmasıdır. Aslında işler böylesine geliştiriliyor. Kayim yasaları meclise gelirken, nedense batılı muhalefet ekseni sırf Kürtler olduğu gerçeğinden davranıp CHP dahi evet oyu verdiydi. Hakını yemiyelim: Merdanın Tele 1 kanalı bu konuda doğru çizgide oturdu. Yasanın arın başkasına da kulanılacağını uyarıordu. Tarihi bu konuda CHP başkanı şimdiki kayimle yeniden başkan olmayı uman KIlıçtaroğlu buna evet oyu verieken, ilginç savunma da yaptı..
Halbuki Cuma sabahı Türkie başka konuya odaklandı. Yine yargı sopalı CNP kayim olasılıklı mahkeme kararı bekleniyordu.tüm göstergelerin yasal olmadığını işaret etmesine karşın, müdahaleli yargıda kayim veya erteleme ikileminde konunun devamına önem kararı bekleniyordu. Tam da kararın yargı önündeki bekleyişler yoğunlaşırken de insanlara başka bir bonba başlarına düştü. Tele 1 kanalı genel yönetmeni Merdan yanardağ sabahleyin gözaltına alındı. Bilgiler daha da korkunçtu: casuslukla suçlanıyordu. Üstelik İmamoğlu ile birlikte İsrail casusluk boyutuna çekliyordu. Fakat daha sorgusu yapılmadı. İdiyaname ona okunmadı. Tutuklu veya serbes kalması da belirlenmedi. Emniyete getirildi. Okadar.
Böylesi başlangıç sürecinde daha suç kanıtlanmadan, idiyaname okunmadan ve en önemlisi daha emniyetde iken kanala kayim atanması tam bir siyasal gerekçe sonucunu çıkarsamaktadır. Nitekim haberleri Murat Taylan okurken, baskın oljuyor ve kanala Kayim atandığı belirtiliyordu. Tam bir Türkiye gerçeği yaşandı.
Elbet Kıbrısta konuya yaklaşım tehlikeliydi. Tam da Tufan Cevdet şovu başlarken, yine Tufanın Ankaraya gideceği açıklanırken, Erdoğanın sanki bir hafta önceki Erdoğan değilmiş gibi Tufana uzaktan gülücükler göndermesi tavrı etkiliyordu. Zaten CTP konuyla alakalı açıklama yapmazdı. Öteki blok “alah kerimde” bekliyor. Basınımız ise gereken önemi vermedi. Halbuki ayni kılıç bzizim de başımızda dolaşmaktadır.
Cumartesi sabah kalktım. Niyetim dolaşmaktı. Ama üstümde rahatsızlık esintileri sarmalanıordu. Uzanıp kaldım. Doğal olarak bilgisayar yerine televizyonu aştım. Eski günlerde olsaydı yerel basın için bizim medyaları ile Türkiye konusunda genelde Tele 1 kkumanda dolaşmaktaydı. Bu cumartesi Tele 1 pek de ekrana takılmadı. Sadece bazen meraktan şöylesine geçildi. Oysa birgün önce sabahleyin CHP kayim beklentili yargı nedeniyle Tele 1 ençok izlediğim kanalardan biriydi. Oda ilk defa tesadüfen mi diyeceğim yargıda Merdan Yanardağın gözaltı bilgisiyle karşılaştım.
Habere rağmen ilk adımdan kayim beklemiyordum. Sorgusu yapılacak, belki de algı oyunuyla da serbes brakılma olasılığı dahi vardı. Oysa daha ifade vermeden, emniyetde bulunurken, Tele 1 kanalına kayim atandı. Bu hukuksal bakımdan yeni sayfaydı. Benzer durumların bizde olmayacağını kimse söyleyemez. Hele Diyalok TV müdahalesi veya SİM efemin başına gelenler akılda kalması gereken pratiklerdir. Avrupa gazetesine saldırıp da cezasız kalanların dolaşımda olduğu seçimlerde probaganda yaptıklarını zaten akıldan çıkarmamak gerektiği uyarısı başımızdaki kitap gibi önemlidir.
****
İnsanlar bilgi edinmede medyaların önemi tartışılmazdır. Hele de gerçeklerle yayın yapan medya, kendine dördüncü güç olarak adını da aldı. Hayatın pratiğinden gelen isimlendirme idi. Bu gerçekle davranan otoriter rejimler, egemen sınıf blokları hep medya kontrolunu eline geçirip kamuoyu şekillenmesinin kulanılmasına önemli hamle olarak uygularlar. Tele 1 bu nedenle önemli muhalif medya idi. Ortadoğu yayınlarında önemli bilinmesi gerekip örtülen gerçekleri de yayınladı. Onun için örneğin türkiyenin gemilerinin israile gitmesi gibi konulrda hep yayınlarında yer verdi. Bundan epey rahatsız olanların da olduğu kesindir. Tesadüfe bakın: Tele 1 israile karşı olan ekonomik siyasi ilişkileri deşifre ederken, genel yayın yönetmeni Yanardağa İsrail casusu diyecek derecede akla sığmayan iftira atıldı. Öyle atıldı ki daha diyecekleri dahi blirlenmeden de kanala kayim atandı. Bu bazı gerçeklerin örtülmesi adına önemli adımdı. Halkın gerçekleri bilmemesi birçok devlet için önemlidir. Sansür, asak ve kayim uygulamak kulanılan kurallardan birkaçıdır.
Kısaca, kendim şu gerçeği anladım: epey seyretiğim, başlangıçta izlenmesi için çevreye önerdiğim Tele 1 artık Tele 1 değildi. Kayim atanıp pengoyen yayını örtüsü kulandırılan yer haline geldi. Amaç net: gerçekler öğrenilmesin. Hele de casusluk gün oldu bize dahi birileri sırf gerçekleri örtme adına atılan suç olarak hep beleklere kazıldı. Bakalım gerçeklik ile en azından K. Kıbrıs mesleki medya ile seçimlerde daha tarafsız davranan bu kanala karşı uygulamada söylenecek sözleri varmı: yoksa sin de geçsin pratiğine sarılıp sıra onlara gelmesini mi bekleyecekler. Ozaman da herzamanlaşan lafla “geç kalmış olacaklarl”.



