
Çevirmen: Onur Küçükarslan https://www.yordamkitap.com/biyosfer
Emperyalist sistemde ABD ve Çin arasında başlayan ticaret savaşları, Çin’in nadir toprak elementlerindeki hakimiyeti, Trump’ın Erdoğan’la görüşmeleri jeopolitikte yeni bir çatışma ve gerilimlere işaret ediyor. NTE olarak adlandırılan elementler atom numaraları ile yervkabuğunda bulunma sıklıklarına göre şu şekilde sıralanıyor: Lantan (La), seryum (Ce), praseodim (Pr), neodimyum (Nd), prometyum (Pm), samaryum (Sm), evropiyum (Eu), gadolinyum (Gd), terbiyum (Tb), disprosiyum (Dy), holmiyum (Ho), erbiyum (Er), tulyum (Tm), iterbiyum (Yb) ve lütesyum (Lu). Dünyada nadir toprak elementleri üreten ülkeler arasında ilk sırada Çin, ikinci sırada Vietnam yer alırken Türkiye’de şu an için herhangi NTE üretimi yok.
Atom enerjisinde Vernadsky
Dünya tarihinde savaşlar denince ilk akla gelen ikinci dünya savaşı ve Hiroşima atom bombası katliamı akla geliyor. Günümüzde de emperyalistler ve tekelleri arasında süren çelişki ve çatışmaların yarattığı savaş ve savaş tehditlerini düşününce bir Sovyet bilim insanından bahsetmek istiyorum. Vladimir Vernadsky, dünyada bilimde önemli bir isim. Temel yasaların keşfinde öncelik eden bir Sovyet bilim insanı. Radyoaktivite olgusu yüzyılın başında keşfedildi. On yıl sonra, aralık 1910’da Vernadsky, Rusya Bilimler Akademisi Genel Kurulunda bir rapor sunarak, kısa bir süre içinde insanın parçalanma hızını kontrol etmeyi öğreneceğini ve bunun kendisine eşi benzeri görülmemiş bir güç kaynağı sağlayacağını öngördü. O zamanlar çok az kişi onunla aynı fikirdeydi. 1922’de Sovyet Rusya’nın ilk Devlet Radyum Enstitüsünü kurdu ve insanlığın atom enerjisinin kaçınılmaz ve erken ortaya çıkışına hazır olup olmadığını ve bu enerjiyi kendi iyiliği için mi yoksa kendi kendini yok etmek için mi kullanacağını sordu. Bunu konuşan ilk kişilerden biriydi. “İnsan bunu fark ederse önünde muazzam bir geleceğin açılacağından” şüphe duymuyordu. İnsanın atom enerjisine hakim olmaya yaklaşmasının, insan toplumunun gelişiminde ve biyosferin evriminde önemli bir dönüm noktası olacağı öngörmüştü. “İnsan bu gücü kullanacak mı, kullanmayacak mı? Bilimin ona kaçınılmaz olarak vereceği gücü kullanabilecek kadar olgun mu?” Bilim insanlarının araştırmalarının insanlık dışı amaçlar için kullanılabileceği konusunda sorumluluk hissettiğini dile getiriyordu. Ayrıca Sovyet atom silahlarının geliştirilmesinde herkesten daha fazlasını yaptı (İkinci Dünya Savaşı’ndan çok önce radyoaktif ham madde arama ve radyoaktivite araştırmalarını teşvik etti). Bu bir çelişki miydi? Yurt dışında benzer araştırmalar yapıldığını biliyordu ve nükleer silahlarda tekel kurulmasının bir felakete yol açabileceğinden korkuyordu. Ayrıca, kendinden emindi. Vernadsky, savaşların toplum hayatından çıkarılmasını, toplumun en büyük görevi olarak görüyordu. Atom enerjisi olasılıkları üzerine yaptığı analiz, olağanüstü ileri görüşlülüğünü doğrular nitelikteydi. Vernadsky’nin temelleri olmasaydı, 1946’da emperyalist güçlerin saldırganlığını yatıştıran Sovyetlerin nükleer enerji gücü de olmazdı.
Statik olarak gözlem yapılamaz
Vernadsky’nin adı birçok önemli bilimsel atılımla ilişkilendirilse de, en önemli keşifleri biyosfer çalışmaları alanında yapmıştı. Biyosfer terimi, yerkürenin üzerinde yaşamın ortaya çıktığı alanı tanımlamak için ilk olarak Viyanalı Jeolog Eduard Seuss tarafından önerilmiş ve farklı bilim insanları tarafından farklı anlamlarda kullanılmış olsa da terimin bugün kabul edilen tanımı Vernadski’nin Biyosfer kitabında inşa edilmişti. Modern mineraloji, jeokimya ve ekoloji bilimlerinin de kurucusu sayılan Vernadski’nin perspektifi, insan merkezci (antroposantrik) biyosfer anlayışının karşısına yaşam merkezci (biyosantrik) bir anlayış koyuyor. Ona göre biyosfer, sadece dünyanın yüzeyi değil, biyolojik zamanın başlangıcından bugüne gezegeni dönüştüren küresel dinamik sistemin ta kendisi. Vernadski, dünyanın müstakil bir küre olduğu olgusunun gerçek sonuçlarını tarihte ilk defa ortaya koyan bilim insanıdır. Verdanski: “Yaşam jeolojiyi kurar. Yaşam herhangi bir jeolojik kuvvet değildir; o, jeolojik kuvvetin ta kendisidir. Esas itibarıyla dünyanın yüzeyindeki tüm jeolojik özellikler canlılar tarafından koşullanır. Canlı maddenin gezegensel etkisi zamanla genişler. Canlı madde tarafından dönüştürülen kimyasal cevherlerin sayısı ve oranı ile canlı madde tarafından yaratılan kimyasal tepkimeler artar, böylelikle dünyanın daha büyük parçaları biyosfere içerilir.” Yerküre, insanlar ve uzay arasında maddenin değişimine bağlı bir ilişki olduğunu söyleyen Vernadsky, çok değişik bilim dallarını incelemiş, doğadaki olay ve ilişkilere bütüncül bakmış bir Sovyet bilim insanı.



