Bu yazı okunurken dün gerçekleşen ve Arjantin’de Temsilciler Meclisinin neredeyse yarısını ve Senatonun üçte birini yenileyen seçimlerin sonuçları büyük oranda açıklanmış olabilir. Aslında bu ara seçimler mevcut siyasal panoramayı büyük ölçüde değiştirmeyecek olsa bile, her iki tarafından yürüttüğü yoğun ve çatışmalı bir kampanya sonucunda Başkan Javier Milei’in ve hükümetinin geleceğini belirleyecek bir halk oylamasına dönüşmüş durumda. Milei, Buenos Aires’te yerel seçimlerde aldığı büyük yenilginin ardından bu ara seçimleri kazanmak için saldırgan bir kampanya yürütmesinin sonucu olarak büyük bir siyasi risk almış bulunuyor.
Anketler ise Milei ve Peronistler arasında başa baş bir yarışın olduğunu gösteriyor. Milei’i durdurmak üzerine kurdukları ve tam olarak bundan ne kastettiklerini pek açıklayamadıkları bir kampanya yürüten Peronistler, Milei’in aşırı sağcı kemer sıkma politikalarına karşı öfke içinde bulunan sessiz bir kitlenin durumu son dakikada kendi lehlerine değiştireceğini umut ediyorlar. Milei cephesi ise, başkanlık seçimlerinde ulaştıkları oyun çok gerisinde de olsa sınırlı bir marjla da olsa yarışı önde bitirmeyi bir zafer olarak görüyorlar. En nihayetinde herhangi bir siyasi geçmişi olmayan Milei’in partisinin ilk defa ulusal ölçekte ne kadar oy aldığı bu seçimlerde ortaya çıkıyor. Seçimlerde katılım da önemli bir belirleyici.
Milei bütün kampanyasını enflasyonun kontrol altına alınması ve gurur duyduğu mali denge üzerine kurdu. Bu sözde başarıların yanında kampanyasının büyük bir kısmını Kirchner ve Peronistlerin iktidara geri dönmesinin ülke için bir felaket anlamına geldiğine yönelik negatif bir propagandaya yoğunlaştıran Milei, son virajda Peronistlerin canavarlara, gremlinlere dönüştüğüne yönelik açıklamalarıyla vites arttırdı. Milei, Peronistlerden oy alamayacağını bildiği için onları ülkeyi Venezuela’ya, Küba’ya çevirmek isteyen hainler olarak göstermekten çekinmedi. Ancak bu tarz bir negatif kampanyanın bölgede bugüne kadar pek işe yaradığı görülmedi. Bununla birlikte Arjantin’de ara seçimlerde hemen hemen her zaman hükümet partisinin cezalandırılmış olması, Milei’in seçimleri bir halk oyuna dönüştürmesinin riskini ortaya koyuyor.
Ara seçimlerin bir halk oyuna dönüşmesi piyasaları da uzun bir zamandır bu seçimlere kilitlenmiş bir hale getirdi. Seçimlerden alınacak olumsuz bir sonuç, Milei’in uyguladığı ekonomik programın geleceğini tehlikeye atacağı düşüncesini kuvvetlendireceğinden peso üzerindeki baskıyı arttıracak, bu da enflasyona yönelik beklentilerin bozulmasına sebep olacak. Zaten hem IMF’nin hem de ABD’nin swap anlaşması yoluyla çok kısa bir zaman aralığında iki defa kurtardığı bir ekonomik programdan bahsediyoruz. Trump’ın ve ABD hazine bakanının seçimlerde Milei’in yenilmesi durumunda çok da cömert davranamayacaklarını açıklaması para piyasalarındaki ileriye dönük olan tedirginliği arttıracaktır.
Arjantin seçimlerine böyle bir dış müdahalenin ve tehdidin seçmenler tarafından nasıl algılandığını da böylece görmüş olacağız. Kampanyasının en ateşli dönemlerinde iki defa ABD’ye giderek Trump ile görüşen ve onun desteğini almaya çalışan Milei seçimlerde başarısız olursa, bu başarısızlığın büyük bir kısmının bu müdahaleciliğe tahvil edileceği beklenebilir. ABD’nin bölge ülkelerinin iç işlerine açıktan müdahale ettiği bu yeni modelin bugün Brezilya’da ve Meksika’da geri teptiği görülüyor. Ancak ekonomik krizin derinleştiği Arjantin’de nasıl bir etki yaratacağını bu seçimlerde test ediliyor. Her halükarda seçimlerin hem Milei hem de partisinin Arjantin siyasetindeki geleceği için kritik olduğu söylenebilir. Aynı şeyi uygulanan ekonomik program için iddia etmek ise yanlış olacaktır; Milei’in ultraliberal programının ömrü kendisinin siyasi geleceğinden daha kısa olması kaçınılmaz gibi görünüyor.



