15 Şubat 2026, Pazar
12.8 C
Lefkoşa
iktibasHayri KozanoğluEkonomide algılanamayan büyüme - Hayri Kozanoğlu

Ekonomide algılanamayan büyüme – Hayri Kozanoğlu

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net

Nisan-Haziran 2025 dönemini kapsayan Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH) bir önceki yılın aynı dönemine göre beklentilerin üzerinde yüzde 4,8 arttığı açıklandı. Yılın ilk çeyrek büyümesi de yüzde 2’den yüzde 2,3’e revize edildi.

Zincirlenmiş hacim endeksi olarak inşaattaki büyüme yüzde 10,9’u, sanayi sektöründe yüzde 6,1’i, ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 5,6’yı buldu. Tarım ise yüzde 3,5 daraldı.

İNŞAAT ÇEKİŞLİ BÜYÜME

Yine inşaat çekişli yani beton ağırlıklı bir büyümeden söz edebiliriz. İlk çeyrekte yüzde 1,8 daralan sanayinin yüzde 6,1 genişlemesi dikkat çekici. Elimizde alt kırılımlar olmamakla birlikte sanayideki bu sıçramanın savunma sektöründen kaynaklandığı tahmin ediliyor. Savunma fazla istihdam yaratmayan, üretimi ortalama insanın refahına olumlu yansımayan bir üretim kolu. Türkiye gibi bir ülkenin silah üretimine ağırlık vermesi, yurtdışında askeri maceralara girmesini de davetiye çıkarıyor. Bütçede sosyal harcamalara yönelecek kaynakları yutmasına da yol açıyor. Ücretli çalışanların yaşamlarında büyümeyi hissetmemelerinin başlıca nedenlerinden biri de bu.

Dikkati çeken bir konu da 2025’in ilk çeyreğinde yüzde 2,0 küçülen tarımın bu dönemde yüzde 3,5’lik sert bir daralmayla karşılaşması. Bu berbat performansta küresel iklim değişikliğinin getirdiği don, kuraklık gibi etmenlerin yanı sıra ülkenin tarımının yapısal sorunlarının, küçük üreticilerin mağdur edilmesinin de rolü olduğu ortada.

DOLAR BAZINDA ZENGİNLEŞME YANILSAMASI

GSYH son bir yılda döviz bazında 1,474 milyar dolara yükseldi. Bu ülkenin refah düzeyinde keskin bir artışın değil, bir ekonomi politikası araca olarak döviz kuru değişiminin enflasyonun altında tutulmasının beklenen bir sonucu.

TÜİK 1 Eylül 2025’te 2024 yılı GSYH artışını da yüzde 3,3 olarak açıkladı. Kişi başına gelirin 15 bin 325 dolara yükseldiği de duyuruldu. Bunun iktidar çevrelerinde bol bol propagandasının yapılacağını tahmin etmek zor değil. Bu “pozitif” görünümün de yine TL’nin reel değerlenmesinin doğal bir yansıması olduğunu belki söylemeye bile gerek yok.

HANEHALKININ GELİRİ ARTMADAN TÜKETİMİ ARTTI

2025 yılının ikinci çeyreğinde hanehalkı nihai tüketim harcamalarının da yüzde 5,1 arttığı görülüyor. Ancak işgücü ödemelerinin katma değer içindeki payı düşüş gösterdiğine göre, böyle bir durum ancak borçlanma sayesinde veya mevcut tasarrufların eritilmesi yoluyla ortaya çıkabilir.

Yüzde 4,8’lik bir büyüme sırasında devletin nihai tüketim harcamalarının yüzde 5,2 azalması dikkat çekici. Gayrisafi sabit sermaye oluşumunun ise yüzde 8,8 artması verisini kamu-özel ayrımı verilmediği için yorumlamakta güçlük çekiyoruz. Özel sektör yatırımlarını değerlenen TL nedeniyle döviz borçlanmalarının teşvik ettiği, kamu yatırımlarının artışında ise deprem harcamalarının rol oynadığı söylenebilir.

İhracat yıllık bazda yüzde 1,7 artarak büyümeye küçük bir katkı sağlasa da yüzde 8,8 sıçrayan ithalatın sınırlayıcı etkisi daha fazla oldu. Net ihracat büyümeyi yüzde 1,4 aşağı çekti.

2025 yılının ikinci çeyreğinde işgücü ödemeleri geçen yılın aynı çeyreğine göre cari fiyatlarla yüzde 42,0 artarken net işletme artığında yüzde 46,3’lük bir yükseliş kaydedildi. Buradan gelir dağılımının daha da bozulduğu görülebilir. Nitekim, işgücü ödemelerinin katma değer içerisindeki payı yüzde 38,4 olurken kârların ve rantların payı yüzde 40,2’yi buldu. İşgücü ödemeleri geçen yılın aynı dönemine göre 0,4 puan düştü. İşgücü ödemelerinin payı yılın ilk çeyreğinde yüzde 42,9 iken, Nisan-Haziran aralığında 4,5 puan bir gerileme sergiledi. Çünkü yıl başlarında ücret artışlarıyla işgücünün pastadaki  payı toparlanırken enflasyon zaman içinde alım gücünü erozyona uğratıyor. Buna karşın şirketler zamlarını yıla yaydıkları için kârları enflasyondan olumsuz etkilenmiyor. Temmuz ayında asgari ücrete zam gelmemesi nedeniyle yılın sonuna doğru emek gelirlerinin ne yazık ki daha da gerilemesi beklenmeli.

19 MART’IN ÜRETİME ETKİSİ SINIRLI

İlk çeyrekteki yüzde 2,3 büyümenin ardından, ikinci çeyreğin yüzde 4,8’lik performansı 2025 yılının yüzde 3,5 dolaylarında bir büyüme oranıyla kapanacağı izlenimini veriyor. Hatırlanırsa, Orta Vadeli Program’da 2025 için yüzde 4 büyüme ve yüzde 17,5’luk enflasyon tahminine yer verilmişti. Yılın yüzde 30 civarında bir enflasyonla kapanacağı düşünülürse her iki hedefin de tutturulamayacağı görülüyor. Gelgelelim 19 Mart sürecinin ekonomik faaliyetleri çok da olumsuz etkilemediği anlaşılıyor. Buradan, iktidarın cüretinin artabileceği, muhalefete yönelik mesnetsiz operasyonların hız kesmeyebileceği çıkarımı yapılabilir.

Diğer yazıları

Doların önlenemeyen düşüşü – Hayri Kozanoğlu

Trump’ın ikinci döneminde ticaret savaşları, bütçe açıkları ve küresel...

Emperyalizmin yol haritası – Hayri Kozanoğlu

Her ABD başkanının görev süresinin ilk yılında yayımladığı Ulusal Güvenlik Stratejisi...

Küresel eşitsizlik paneli ve raporu – Hayri Kozanoğlu

Artık saklanamayacak kadar derinleşen küresel eşitsizlik, Uluslararası Eşitsizlik Paneli...

10 maddede Merkez’den al haberi – Hayri Kozanoğlu

Merkez Bankası’nın yılın son Enflasyon Raporu’nda ortaya koyduğu öngörüler, ne...

New York’a sosyalist belediye başkanı – Hayri Kozanoğlu

Demokrat Parti’nin yönünü aradığı bir dönemde kamucu vaatleriyle New...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,995TakipçilerTakip Et
772AboneAbone Ol

Son eklenenler

Sömürgecilig Goşullarında EKTAM Direnişi – Halil Karapaşaoğlu

6 Şubad 2026 tarihinde DEV-İŞ’e bavlı EMEK-İŞ, EKTAM KIBRIS...

Bir Veda Konuşması ve Sanata Dair Bazı Düşünceler – Niyazi Kızılyürek

Kilisede takım elbisesiyle tabut içinde yatan adamın yanı başında...

Onlarca ifade, yüzlerce isim, milyonlarca belge, sıfır dava – Aras Coşkuntuncel

Temsilciler Meclisi Üyesi Jerry Nadler: Epstein’ın suç ortaklarından kaçını suçladınız?...

Başkanın tüm tarafları – Fehim Taştekin

Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) kontrolündeki stratejik manivela araçlarının neredeyse...

Tek seçenek reddetmek – Serdar M. Değirmencioğlu

Militarizmin, acımasızlığın ve utanmazlığın her gün ısrarla bütün dünyaya...

Laikliği sahiplenmek sınıfsaldır – Korkut Boratav

Sosyalist sol düşün üzerinde sahibi olduğu ağırlığı, küçük parlamento...

Çöp meselesi: Bir sınıf ve mekân rejimi – Ecehan Balta

Şehirlerin bir alışkanlığı var: Kirliliği görünmez kılmak. Çöp poşeti...

Silahlanmada Alman-Fransız rekabeti – Yücel Özdemir

Bundan yaklaşık dokuz yıl önce, temmuz 2017’de Almanya ve...

Canlı yayın