Pazartesinin öğlesini geçtim hernekadar hava biraz serinlense e Lefkoşa hala bunaltıcı sıcak altında. Dışar çıkmak benim gibi hala sağlık şartları iyi olmayan için zor. Ama bugün Bir Eylül Barış günü. Koşullar öylesine karanlık ki eğer barışseverler güçlü örgütlenme altında olsa dünyayı salamaları gerekirdi. Oysa etrafımız kanla sulanıp, soykırımlar gerçekleştirilirken, gerici cihatçılar iktidar seçeneği haline sokulurken, savaş için bütçeler kabartılırken, uyduruk gerekçelkerle saldırılar varken dahi neyazık <Barış günü buralarda pek de sesiz geçildiği zamanı yaşamaktayız.
Dünya bazı önemli günleri yaşatma adına, mücadelelerle kazandı. İlgili mücadelelerin ivmesi oldjukça ilgili günlerde de meydanlar çınlar. Mücadele bayyrakları yükseltilir. Bu günlerden ikisi de Bir Mayıs emeğin ve Bir Eylül savaşalara karşı Barış günüdür. Son yılarda dünyamızın yaşadıkları ile ilgili günlerin anlamdaki epey cılızlaşma durumları, bize kapitalizmin onca bunalımına karşın, neden hala seçeneksiz olduğunun turunsolu olarak yaşanmaktadır.
Soru sormak değil, yanıtı zaten meydanlardaki gerileme ile siyasal çıkışlardaki kısırlıkta kolayca anlaşılır.
Bugün Bir Eylül.. dünya Barış Günü.. nereden bakarsan bak, fazla uzağa gitmek de gerekmez. Her yanımız alevler içinde. En kirli savaş kuralları uygulanıyor. Sadece Gazzedeki soykırım, katliyam, işkal, açlık gerçeği ile dünyanın moderin devletlerinin tutumları dahi net taplo ile karşımıza gelmektedir. Bir Eylül günü eğer meydanlar boş, çıkılan yerde de yeni dünya seçenekleri olmadan salt karşı olma çizgisine gelindiyse, ozaman anlam oldukça erozyona uğradı demektir. Günün anlamı ise silikleşme yönüne doğru kaymaktadır. İlgili iki günün önemi mücadeleyle kazanılması kadar, gelecek için başka bir dünyanın da yükselişlerini göstermektedir. Her gerileme, sisteme karşı olma seçeneğinin kırıldığının işaretidir.
Günümüz dünyası savaşlarla kaynarken, maali kaynaklar militarizim ve silah sanayine harcanıp yükseltilirken, insanlar koşullarla ırkçılıkla faşizme evrilip devlet biçimini sandıkla faşistleştiriyorsa, karşıtının da olması gerekirdi. Ama şunu gördük: seçenek olan savaşa karşı barış çizgisi oldukça silik. Savaşlara karşı muhalif yükselişi yaşatamıyor. Tam aksine gerilemektedir. Eskiden sokakla bazı savaşlar durdurulurken, şimdi Almanyada dahi savaşa karşı olmanın bedeli polis şideti olup yasaklarla karşılanma sonucu kolaylaştırıldı.
Bugün Barış günü. Ülkemizde de bolca barış deniliyor. Barış istendiği kelimesel kulanımda. Ama seçim koşulları ve Bir Eylül gerçeği başka bir hakayenin yazılımda olduğu anlaşılır. Son yılardaki mesaj netleşti. Kısırlaşan basit eylemlerle geçiştirme sonucu artık meydanlarda etkin eylem yok. Açıklama ile geçiştirileceği anlaşılıyor. Tufan gibi anamuhalefet adayları ise nedense AKP yaranma yarışı sonucu böylesi simgesel günleri dahi unutular. Barış kelimesi ağızda çiğnenme durumundan dahi uzaklaştı. Ama Kıbrıs sorunu var. çözüm falan denilir de artık bu konuda ufak alışkanlık mektup yazma işi dahi yapılmıyor. Ozaman da açık olacak olan, eğer ihtiyaç duyulursa, Kıbrısta kolayca yeni teslimiyet ayarı da yapılır.
Zaten, son Filistin soykırmı ile adanın aldığı rol çok yanıtı birlikte verir. Ama yine de bugün Bir Eylül. Barış günüdür. Savaşa karşı olmak demektir. Savaşa karşı olanların sesini yükseltme orta evrensel dayanışma günüdür. Enazından Gazze soykırım gibi tarihi karanlık sayfanın da yazıldığı günlerle çakışmaktadır. Öfke duyulacak, savaşa karşı çıkmanın öneminin yaşandığı günlerden geçiyoruz. Ama alternatif barış ve onun siyasal ekseni oldukça cılız. Hat da batı Avrupa sosyaldemokrat partilerin çoğu savaşa odun taşıyor. Alman Sol parti gibiler de faşizmin pençesinde dolaşıyor. Ozaman da savaşlar etrafta kol geziyor. Çoğu gündem dahi olmuyor.
****
Kısaca, mücadeleyle kazanılan, seçenek önemi olan günler, ancak onları savunacak, yaşatacak, ilerletecek güçler oldukça yaşarlar. Son Barış Günündeki oluşan etkisizlik çok mesajlıdır. Ama konuşulmayan duruma da gelince, şimdilik sadece hatırlatma derecesiyle neyazık yetiniyoruz. Tehlike burda.




