10 Şubat 2026, Salı
18.8 C
Lefkoşa
iktibasSerdar M. DeğirmencioğluBayat kalıplar bayramı - Serdar M. Değirmencioğlu

Bayat kalıplar bayramı – Serdar M. Değirmencioğlu

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

23 Nisan yaklaştıkça duyurusu yapılan etkinlikler çoğalıyor. Bu etkinlikleri teker teker incelemek çoğu zaman gereksiz çünkü düzenlenen etkinlikler bayatlamış kalıplara dayandırılıyor.

Çocukları ve çocuk haklarını ciddiye alan yetişkinler için 23 Nisan etkinliklerinin büyük çoğunluğu ısrarla yinelenen yanlışlarla dolu. Her yıl yinelenen bu yanlışlar kaçınılmaz olarak bıkkınlık ve öfkeye yol açıyor.

Çocukları tanımak ve çocukların hakları olduğunu kavramak için hemen hiç çaba göstermeyen yetişkinler, şaşırtıcı denli basit kalıpları kullanıyorlar. Oysa bu kalıpları görmek de, anlamak da hiç zor değil.

Bu kalıplardan biri, büyük-küçük ikiliği. Dünya büyükler ve küçüklerden oluşuyor. Büyükler irileşmiş insanlar; onlara anne, baba, amca, teyze, öğretmen, müdür vb. gibi birçok uygun ad veya sıfat var. Bayram güya küçüklerin ama onlara uygun ad veya sıfat bulunamıyor. Yetişkinlere şirin gelen bir kalıp bellenmiş ve sürekli olarak çocuklara, “minik” sıfatı yapıştırılıyor. Bu “minik” yakıştırması çocuklara tepeden bakanların çok hoşuna giden ama apaçık küçümseme içeren bir yakıştırma.

Bu minik kalıbına alışkın yerel yönetimler, şu tür duyurular yapıyorlar: “…Belediyesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı birbirinden özel etkinliklerle kutluyor….Mahallesi’nde bulunan belediye tesisinde düzenlenecek programda minikler, eşsiz bir manzara eşliğinde bayramlarını kutlayacaklar.

Söz konusu belediyenin çocuklara hizmet veren bir birimi varsa, çoğu zaman bu birimin adı özellikle vurgulanıyor. Örneğin: “ … Belediyesine bağlı çocuk gündüz bakımevinde eğitim gören çocuklar hazırladıkları gösterilerle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladı. Ailelerinin büyük heyecanla izledikleri gösterilerde minik çocuklar sahne performansları ile büyülediler.”

Çocuklara kalıplar üzerinden bakmaya alışkın yetişkinler, çocuklara hiç ama hiç danışmadan hazırladıkları etkinlikleri sanki çocuklar düşünmüş, tasarlamış ve gerçekleştirmiş gibi bir söylem kullanmaktan hiç kaçınmıyorlar: “Öğrenciler hazırladıkları gösteriler ile 23 Nisan coşkusunu yaşadı. İlçe genelinde 11 şubede hizmet veren kreşlerde eğitim gören 700 öğrenci, dansları, şarkıları, kostümleri ile büyük bir gurur ve heyecan yaşayan ailelerini büyüledi. Çocukların günlerce emek verdiği gösteriler ayakta alkışlandı.” Duyuruda “büyüleyici” olduğu belirtilen etkinliklerin aslında bayat olduğunu, gösterileri hazırlayanların çocuklar değil yetişkinler olduğunu vurgulamaya belki gerek bile yok. Çocukların emek verdiği doğru ama zorlamayla emek verdikleri söylenmiyor.

23 Nisan etkinliklerinin duyurularında en sık rastlanan ögelerden bir diğeri, “coşku”. Çocuklara kalıplar üzerinden bakmaya alışkın yetişkinler, çocuklara hiç ama hiç danışmadan hazırladıkları etkinliklerin sonucunu daha en baştan biliyorlar. Çocuklar büyük coşku yaşayacaklar!

Türkiye’nin en büyük kentlerinden birinden örnek verelim. Büyükşehir belediyesinin geçen yıl düzenlediği etkinlikler, web sitesinde “Miniklerin 23 Nisan ve makam coşkusu” diye fotoğraflarla süslenerek sergilenmiş. Hemen soralım: Hangi çocuk makam coşkusu yaşar? Hangi çocuk koltuk coşkusu yaşar! Koca belediyede bu soruları sormayı akıl edebilecek kimse yok mudur?

Çocukları ve çocuk haklarını henüz tanıyamamış yetişkinlerin kullandığı kalıpları içeren kitaplar bile var. Çocuklara kalıplar üzerinden bakanlar uğraşmış, kitaplar hazırlamışlar. Bir örnek: “Minikler 23 Nisan’ı Kutluyor.” Kitabın uzmanlar tarafından özenle hazırlandığı söylense de, bayat kalıplara dayandığı başlığından belli. Bayat etkinlikler hazırlamak isteyenlere pek uygun bir kitap!

Şimdi çocukları tanımak ve çocukların hakları olduğunu kavramak için hemen hiç çaba göstermeyen yetişkinlere seslenelim. En yaratıcı, en iyi, en neşeli ve gerçekten çocuklara yakışan etkinlikler yerine ısrarla bayatlamış kalıplara dayalı etkinlikler düşünen yetişkinler, açık söyleyelim, siz çocuklara hiç yakışmıyorsunuz!

Diğer yazıları

“Milli güvenlik” değil, barış – Serdar M. Değirmencioğlu

Dünyanın karşı karşıya olduğu tehlike artık çok daha açık....

Suçları barış, mahkemeleri özel – Serdar M. Değirmencioğlu

Bugün 11 Ocak. Barış isteyen akademisyenlerin bir ağızdan, “Bu...

Cizre, Gazze, Basra veya Venezuela – Serdar M. Değirmencioğlu

11 Ocak yaklaşıyor. Barış isteyen ve gördüklerine duyduklarına katlanamayan...

Akademik özgürlük ve barış – Serdar M. Değirmencioğlu

2025 bitmek üzere. Akademik özgürlüğü yok etmek isteyenlerin saldırıları...

Şirketleşme ve üniversitenin çöküşü – Serdar M. Değirmencioğlu

13 Aralık’ta Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da, Haklar Forumu (The Rights...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,995TakipçilerTakip Et
770AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dikkat Ekonomisi, Kültürel Temsiliyet ve Yapay Zekâ – Çağla Elektrikçi

Manuel Castells’in (1996, 2009) “ağ toplumu” kavramı, çağımızda dikkat...

Seks, yalanlar ve video kayıtları: Esptein skandalının siyaseten düşündürdükleri… – Yonca Özdemir

ABD’de Jeffrey Epstein dosyalarının önemli bir bölümü geçenlerde kamuoyuna...

Dünya Düzeni El Değiştiriyor – Şener Elcil

“Tarih tekerrür eder, tarih tekerrürden ibarettir” veya “Geçmişi hatırlamayanlar...

İran: Barbarları beklerken – Zafer Yörük

İran, uzun süredir tarihin bir eşiğinde bekliyor. Ama bu...

Gıprızlılar Isgartadır? – Halil Karapaşaoğlu

Sömürgecinin sömürülen içün yaraddıvı “stereotype/sterotib”ler vardır. Bu strotibler genelleşdirilmiş,...

Paralel Monologlardan Diyaloğa Geçmek Elzemdir! – Niyazi Kızılyürek

Öncelikle şunu söyleyeyim. Kıbrıslı Türklerin “Kıbrıs Sorunu” dünya ile...

Latin Amerika solunun fay hatları: 10 başlıkta 2026’ya bakış – Esra Akgemci

ABD hegemonyasına karşı dengeleyici dinamiklerin korunması ve bölge genelinde...

Küresel haydutluğun günlüğüne düşülen birkaç satır – Fehim Taştekin

Trump yönetimi küresel haydutluğun kitabını yeniden yazıyor. Zorbalığın kendine...

Canlı yayın