yazılariktibasMünih konferansı, ‘çok kutupluluk’ ve ‘yeni soğuk savaş’ - Yücel Özdemir

Münih konferansı, ‘çok kutupluluk’ ve ‘yeni soğuk savaş’ – Yücel Özdemir

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Uluslararası diplomasinin gözü kulağı bugün başlayacak pazar günü sona erecek 61. Münih Güvenlik Konferansında olacak. ABD Başkanı Trump ile Rusya Lideri Putin arasında yapılan bir buçuk saatlik telefon görüşmesinde verilen “barış” mesajlarının özellikle Avrupa cephesinde nasıl karşılandığı bu konferansta az çok belirginlik kazanacak. Bu nedenle konferansa 24 Şubat’ta üçüncü yılını dolduracak Ukrayna savaşının damgasını vuracağını söylemek mümkün.

Bayerische Hof Otelinde yapılan konferans dolayısıyla kentte “güvenlik” adı altında adeta olağanüstü hal ilan edilirken, savaş karşıtları ise oteldeki savaş yanlısı güçlere barış çağrılarını attıkları sloganlarla ulaştırmaya çalışıyorlar. Özellikle cumartesi günü yapılacak protesto gösterisinin kitlesel olması bekleniyor.

Konferansın bu yılki “önemli” konukları arasında ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance var. Vance, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile barış müzakerelerinin seçenekleri hakkında konuşacak. Ukrayna savaşının başlamasıyla Rus temsilcilerin artık davet edilmediği konferans, asıl olarak ABD’nin başını çektiği ya da çekmek istediği emperyalist kampın savunucularını bir araya getiriyor.

Bu yılki konferans öncesinde Berlin’de düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna açıklanan “Münih güvenlik raporu 2025”in başlığı ise “Multipolarization” (çok kutupluluk). İçeride her biri ayrı kutup potansiyeli taşıyan ülke/birlik mercek altına alınmış: ABD, Çin, Rusya, AB, Hindistan, Brezilya, Güney Afrika, Japonya.

Raporun özetlendiği giriş bölümde dünyanın bugünkü hali şu şekilde tanımlanıyor: “Bugünkü uluslararası sistem tek kutuplu, iki kutuplu, çok kutuplu ve apolarite/kutupsuzluk unsurlarına sahip. Bununla birlikte, nüfuz çabası içinde çok fazla devletin olması nedeniyle bir güç kaymasının olduğu açıkça görülmektedir. Çok kutupluluk aynı zamanda daha fazla ideolojik kutuplaşmayı da beraberinde getirmektedir. Soğuk Savaş sonrası tek kutuplu dönemi karakterize eden politik ve ekonomik liberalizmin düzeni güçlü bir rakiple karşı karşıya kalmıştır.” (Munich Security Report 2025, sayfa 9)

Burada “rakipten” kastın dünya çapında yükselen “aşırı sağ” olduğu sonraki cümlede anlaşılıyor. Ancak bu dünyanın içinden geçtiği dönem ve durumdan bağımsız bir “rakip” olarak sunuluyor. Halbuki ABD’den başlayarak dünyanın pek çok ülkesinde baş gösteren “liberalizm/küreselleşme” karşıtı milliyetçi hareketler ve eğilimler emperyalist paylaşım mücadelesinde öncesine göre daha güçlü aktörler ve rakiplerin ortaya çıkmasından kaynaklanıyor.

Trump’ın ortaya çıkışı ve seçimleri ikinci kez kazanması, küresel rekabette ABD pazarının diğer rakiplere kapatılmasını isteyen ABD sermayesinin bir tercihi. “Soğuk Savaş”tan sonra dünya çapında küresel pazarlara sahip olmak için alabildiğince liberalleşen ABD emperyalizmi, şimdi ortaya çıkan güçlü rakiplere karşı elde ettiği pazarları korumak için gümrük duvarlarını yükselterek kapanma dönemine giriyor. Bu sadece, son haftalarda ilan edilen gümrük vergilerinde görüldüğü gibi sadece ekonomik boyutuyla yaşanmıyor. Siyasi ve ideolojik düzlemlerde bunun yansıması milliyetçilik, aşırı sağ ve ırkçılık şeklinde oluyor.

Rapor, başlığından da anlaşıldığı gibi aslında dünyanın artık “çok kutuplu” olduğu tezine dayanıyor. AB’nin çıkarları de bu eksende ele alınıyor. Genel olarak artan rekabet ve gerilim, büyük savaş tehlikesi ve militarist yoldan emperyalist yayılma seçenekleri ise farklı değerlendiriliyor: “İlerleyen çok kutupluluk, dünya çapında karmaşık duygulara neden oluyor. İyimser yorum, bu durum kapsayıcı bir dünya düzeni ve baskın güç ABD’nin sınırlandırılması için fırsatlar sunuyor. Kötümser yorumda ise çok kutupluluk, istikrarsızlık ve çatışma riskini artırıyor ve verimli uluslararası iş birliğini zayıflatıyor.”

Emperyalist rekabetin belirleyici olduğu bir dünyada “iyimser yorumun” gerçekleşmesi pek mümkün değil. Çünkü emperyalizmin doğası buna imkan sunmuyor. Bu nedenle, emperyalizm karşıtı güçler güçlenmediği takdirde “kötümser yorum”un gerçekleşmesi kaçınılmaz. Şu sıralar dünyanın pek çok ülkesi ve bölgesinde olanların çoğu bunun işareti.

Münih’te üç gün boyunca olacakların tümü, içinden geçtiğimiz sürecin bütün özelliklerini taşıyacak. Bir tarafta dünyanın “tek kutuplu” kalmasını isteyen ABD ve iş birlikçileri, diğer tarafta “çok kutuplu” olması gerektiğini savunan diğer emperyalist devletler, sokakta ise ikisini de reddeden, savaşların son bulmasını isteyen halkların sesi olacak.

Bu güç mücadelesinden ezilen halkların, emekçilerin galip çıkması için Münih sokaklarından yükselen sesinin dünyanın bütün sokaklarında çınlaması gerekiyor.

Diğer yazıları

ABD-Meksika arasında yeni kriz – Ertan Erol

Trump yönetimi ile birlikte artan ABD müdahaleciliğini, kısa vadeli...

Emperyalizmin çıkmaz sokaktan kurtulma stratejisi – Prabhat Patnaik

Eğer neoliberalizm bu sürecin tersine çevrilmesini başlattıysa, Trump stratejisi...

Ermeniler, Aleviler, “Kılıç Artıkları” ve devlet – Yetvart Danzikyan

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat kendi sosyal medya hesabından...

Halkların İklim Zirvesi ve nükleer karşıtı mücadele – Mehmet Horuş

Çernobil felaketinin 40. yılı, geçtiğimiz haftanın en önemli gündemleri...

Doruk’tan gelen ses: Hangi taraftasın? – L. Doğan Tılıç

İşçi sınıfı mücadeleleri içinde madencilerin, en başta da terini...
4,322BeğenenlerBeğen
1,443TakipçilerTakip Et
3,966TakipçilerTakip Et
825AboneAbone Ol

Son eklenenler

Propaganda gücü ile gözden kaçırılanlar – Özkan Yıkıcı

Bölgemiz son aylarda, hem de kirlinin de ötesinde, savaşlarla...

ABD, Çin ve Rusya’nın gözü Orta Koridor için Erivan’daki AB zirvesinde – Ceren Ergenç

Erivan’da AB-Ermenistan zirvesi gerçekleşiyor. Bu zirve, dün yine Erivan’da...

Kıbrıs’ta güvenlik ikilemi: Hristodulidis ve hızlanan silahlanma yarışı – Yonca Özdemir

Hristodulidis, sözünü ettiği “işgali” bir barış anlaşması yoluyla da...

1 Mayıs ve Düşündürdükleri – Şener Elcil

Kıbrıslı emekçilerin 1958 yılında 1 Mayıs’ı ortak olarak kutlamalarının ardından, NATO’nun...

ABD-Meksika arasında yeni kriz – Ertan Erol

Trump yönetimi ile birlikte artan ABD müdahaleciliğini, kısa vadeli...

Parlamento seçimlerine günler kaldı – Özkan Yıkıcı

Güneyde Kıbrıs Cumhuriyeti parlamento seçimlerine günler kaldı. Ayın son...

Emperyalizmin çıkmaz sokaktan kurtulma stratejisi – Prabhat Patnaik

Eğer neoliberalizm bu sürecin tersine çevrilmesini başlattıysa, Trump stratejisi...

Canlı yayın