iktibasMetin YeğinBir koridor; Beyaz... - Metin Yeğin

Bir koridor; Beyaz… – Metin Yeğin

Orjinal yazının kaynağıartigercek.com

Hastane odasında yazdığım bir yazı bu. Hayatımın en kötü zamanlarından birini yaşıyorum. Kötü bir kabus içindeyiz ve daha da kötüsü ben değilim hasta olan. Oldukça yaşlandım artık sanırım. Eskisi gibi soğukkanlı değilim ya da Zeyno olduğu için bu.

Soğukkanlı olmak, sahiden böyle hissetmek değil zaten. Öyleymiş gibi davranmak. Bir haftada üçüncü MR bu. Israrla bir şeyler bulmaya çalışıyor endüstriyel tıp. Milyonlarca dolarlık makineler bir şey yok gösteriyor ama gerçek karşımızda sendeliyor.

Bir tango parçası dinliyorum. Hiç dans edemem sadece dinliyorum. Sesini sonuna kadar açtım. Derin bir acının üstünde akıyor, akordeon. İşkence sahnelerini aklıma getiriyorum ama boşuna. Hiç işkence anlarını düşünerek teselli olacağımı düşünmemiştim. Kolay unutuyor insan ve kolay alışıyor. İnsanlığın en güçlü ve en zayıf tarafı bu.

“Çocukluklarını geride bırakmış olanların masallarına pek güvenilmez. Kimimiz kendimizi rahatlatmak için geçmişe, aslında o yıllara sığmayacak kadar çok başarı ve keyif yükleriz. Ya da bugünkü durumumuzu mazur göstermek için gerçek ve hayali acılardan medet umarız.”

Güzel dans etmek isterdim. Yine de ediyorum ama tango değil. Bu kadar kötü olmaya dayanamıyorum galiba ve dansta eşim olma şansızlığını yaşayan arkadaşa acıdığımdan olmalı.

Kelimelerin arkasına sığınıyorum. Bir boka yaramıyorlar madem buna yarasınlar. Ne dünyayı değiştirebiliyorlar ne de içinde taşıdıkları kıvılcım bir şeyleri tutuşturuyor. Mohikanlar gibi yakılmış ateşler geride kaldı.

“O sıralarda Amerikan Aleyhtarı Faaliyetler Komitesi’nin çalışmaları sürüyordu. Joe McCarthy ve adamları Cohn ile Schine. Bunlar, gece yastık kavgasından sonra çikolata ezmesi mıncıklar gibi hukukla oynuyorlardı. Sırtlarına resmî görev zırhını geçirip cihat ilan ediyorlar, önlerine geleni vuruyorlardı.”
Demin okuduğum bir oyundan aldım bunu. Ne kadar çok bugüne benziyor değil mi?

Bir tek kişilik oyun yazdım geçen hafta. Erkekleri öldüren bir kadının öyküsü ‘Temizlikçi’ adı.

Uzun koridorda kapılar var, çoğu kapanıp açılamayan. M. Foucault çok haklı, hastaneler, hapishaneler, okullar hepsi birbirine benziyor ve kabus devam ediyor.

*Alıntılar Lillian-William Luce

Diğer yazıları

Terra Viva – Metin Yeğin

Bu yazı iyi gelir gibi geldi bana, bu karda,...

Düşünce özgürlüğü – Metin Yeğin

‘Düşünce Özgürlüğü’ 1215’e Magna Carta’ya kadar uzanır. İktidarlara karşı...

Barış ve Berlin Duvarı – Metin Yeğin

Barış müzakeresi, olguların üstünde dans etmekten başka bir şey...

Savaşın kadın hali – Metin Yeğin

Kendi iktidarlarını kadınların bedeni üzerinde kurdukları bir baskıyla, söylemle...

Tiranlar ve filozoflar – Metin Yeğin

Idler dergisinin editörü, Tom Hodgkinson: ‘Trump'ın yemin törenini izleyen...
4,420BeğenenlerBeğen
1,497TakipçilerTakip Et
3,964TakipçilerTakip Et
830AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hürmüz krizi Türkiye ve Suriye için fırsat mı? – Hediye Levent

Hürmüz Boğazı’nın merkezde olduğu ABD-İran krizi hâlâ devam ediyor...

Yeni nesil kapitülasyonlar – Mahir Ulutaş

Türkiye’nin son yıllarda enerji ve doğal kaynaklar alanında ardı ardına imzaladığı...

Paşinyan’ın kıvrak siyasal dansları – Özkan Yıkıcı

Ermenistan’da önemli bir zirve yapıldı. Avrupa ülkeleri ve Kanada...

Savaş imparatorluğu ABD: İran’ın stratejik savunma taktikleri – Volkan Yaraşır

İran savaşı ateşkes momentiyle yeni bir aşamaya geçti. Savaş...

Katledilmelerinin 54’üncü yılında onlardan ilham almaya devam ediyoruz – İhsan Çaralan

Bugün 6 Mayıs 2026!Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un vahşice katledilerek...

Deniz olmak ve Denizleri aşmak… – Mustafa Yalçıner

Hedef belirten sloganı biliyorum. Tabii ki “Deniz olunmalı”!Hedefini “Deniz...

Filistin’den Kürecik’e Denizlerin mirası – Yusuf Karadaş

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan idamlarının her...

Canlı yayın