16 Şubat 2026, Pazartesi
18.8 C
Lefkoşa
iktibasMetin YeğinDüşünce özgürlüğü - Metin Yeğin

Düşünce özgürlüğü – Metin Yeğin

Orjinal yazının kaynağıartigercek.com
‘Düşünce Özgürlüğü’ 1215’e Magna Carta’ya kadar uzanır. İktidarlara karşı neredeyse, bin yıllık mücadelenin sonucudur. Bu yüzden hapishaneler yakılmış, saraylar basılmış, meclisler açılmış, bağımsızlık ilan edilmiştir

Üniversitelerde ders veriyordum bir zamanlar, sokaklarda gezmekten, arta kalan zamanlarda…

Üniversitelerde benim derslerime katılan öğrenciler bilir ki her derse önce mutlaka bir ‘şarkı’ dinleyerek başlıyorduk…

‘Bu geleneğime uyuyorum ve ‘Marseillaise’ ile başlıyorum. Bu şarkının söylenmesini de meşhur Casablanca filminin meşhur sahnelerden birinde Rick’in barındayken Nazilere karşı bütün meyhanedekilerin birlikte söyledikleri sahneyi göstererek başlarız; ‘…Contre nous de la tyrannie, L’étendard sanglant est levé,’*

Rick’in siyah piyanistinin de piyano ile katıldığı, insanın seyrederken Nazilere karşı dayanamayıp dışarı taşan coşkuya kapılıp ‘tekrar çal Sam’ diyeceği bir sahnedir. Dersten çok bir tartışma forumuna çevirmeye çalıştığım derste hemen soruyordum; ‘Rick’in barını bir kenara koyun, sizce neden ‘Marseillaise’ ile başladık bu derse?’

Düşünce Özgürlüğü’ hakkı, tarihte her zaman olduğu gibi iktidarların halkına ‘Size şöyle bir hak veriyim, gerekirse bana karşı kullanın’ dedikleri filan bir şey değildir. ‘Marseillaise’ ile başlamamızın nedeni de, bu şarkının 1789 Fransız Devrimi’ni simgeleyenlerden biri olmasıdır. Şarkı henüz iktidarın parçası olmadan devrimin ruhunu taşır. Her ne kadar belagatle dolu sözleriyle, ‘Eşitlik, Özgürlük ve Adalet’i tam yansıtmaz ama Fransız Devrimi’nin düşünsel temellerinin simgesidir.

Mesela Diderot ve d’Alambert’in ‘düşünce ve ifade özgürlüğü’ felsefesinin, devrimin ana eksenlerinden biri olan, bunun hakka dönüşmesinin kuşkusuz simgesidir ve bunun pratik ifadesi, Fransız Devrimi sırasında düşünce özgürlüğüne karşı simge olan Bastille hapishanesinin şenlikli bir biçimde yakılmasıdır. İsyanı Fransız devrimine dönüştüren, otoritenin ve iktidarın simgesi Bastille hapishanesinin yakılmasıdır. Bu yüzden Marseillaise ile, Fransız devrimi ile ve Diderot ve d’Alambert ile başladık.’ diyordum.

Sınıfta sağda solda dolaşıyordum. ‘Casablanca’ filminin, duvarda donmuş sahnesinde, Nazi subaylarının barı terk ettikleri an vardı.

‘Düşünce Özgürlüğü’nün tarihi 1789’dan da önceki belgelere de gider. Hatta Thomas Jefferson’un kaleme aldığı Amerikan bağımsızlık bildirgesi, bunun daha da ötesi şeyler söyler; ‘Herhangi bir hükümet şekli, bu amaçları tahrip eder bir nitelik kazanırsa, onu değiştirmek veya kaldırmak ve temelleri kendi güvenlik ve refahlarını sağlamaya en uygun görünecek ilkeler üzerine dayanan, güç ve yetkiyi aynı amaçla örgütleyen, yeni bir hükümet kurmak o halkın hakkıdır’ der.

Yani sadece düşüncesini ifade etmek değil, değiştirme hakkını da tanır.’

Şöyle bir gözümü gezdiriyordum sınıfta, sözlerin tam burasında…

‘Yine İngiliz Yurttaş Hakları bildirgesi, 1688’de iktidarın krallığın yetkisini kısıtlarken mesela ‘Son zamanlarda varsayıldığı ve uygulandığı gibi, kralın yetkisine dayanarak, sözde yasaları ve bu yasaların yürütülmesini gereksiz kılma gücü yasadışıdır’ der ve düşünce özgürlüğünü krala bile ‘utanmadan’ doğrudan yöneltme hakkını verir. ‘Krala dilekçe yollamak kişilerin hakkıdır ve bu dilekçeler sebebiyle yapılan suçlamalar ve davalar yasadışıdır’ kuralını koyar.

Bu sadece bunlarla kalmaz, daha da geriye 1215’e Magna Carta’ya kadar da uzanır. Yani ‘Düşünce Özgürlüğü’ iktidarlara karşı neredeyse, bin yıllık mücadelenin sonucudur. Bu yüzden hapishaneler yakılmış, saraylar basılmış, meclisler açılmış, bağımsızlık ilan edilmiştir. Bu nedenle İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 2 numaralı kuralı AHİM’in 10 numaralı içtihadı bu tarihin neticesidir.’ diyordum…

Sonra dersi bitiriyorduk. Son olarak Casablanca filminin ‘Time goes by’ parçasını dinliyorduk mesela ve bütün sınıftakilerle birlikte kahve içmeye gidiyorduk.


*“Tiranlık bize karşı,
Kanlı bayrağını kaldırdı.”

Diğer yazıları

Terra Viva – Metin Yeğin

Bu yazı iyi gelir gibi geldi bana, bu karda,...

Barış ve Berlin Duvarı – Metin Yeğin

Barış müzakeresi, olguların üstünde dans etmekten başka bir şey...

Savaşın kadın hali – Metin Yeğin

Kendi iktidarlarını kadınların bedeni üzerinde kurdukları bir baskıyla, söylemle...

Tiranlar ve filozoflar – Metin Yeğin

Idler dergisinin editörü, Tom Hodgkinson: ‘Trump'ın yemin törenini izleyen...

Dünyayı kurtaran adam… – Metin Yeğin

8 yıl kadar önce hayatını kaybeden Sovyetler Birliği döneminde...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,995TakipçilerTakip Et
773AboneAbone Ol

Son eklenenler

Sömürgecilig Goşullarında EKTAM Direnişi – Halil Karapaşaoğlu

6 Şubad 2026 tarihinde DEV-İŞ’e bavlı EMEK-İŞ, EKTAM KIBRIS...

Bir Veda Konuşması ve Sanata Dair Bazı Düşünceler – Niyazi Kızılyürek

Kilisede takım elbisesiyle tabut içinde yatan adamın yanı başında...

Onlarca ifade, yüzlerce isim, milyonlarca belge, sıfır dava – Aras Coşkuntuncel

Temsilciler Meclisi Üyesi Jerry Nadler: Epstein’ın suç ortaklarından kaçını suçladınız?...

Başkanın tüm tarafları – Fehim Taştekin

Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) kontrolündeki stratejik manivela araçlarının neredeyse...

Tek seçenek reddetmek – Serdar M. Değirmencioğlu

Militarizmin, acımasızlığın ve utanmazlığın her gün ısrarla bütün dünyaya...

Laikliği sahiplenmek sınıfsaldır – Korkut Boratav

Sosyalist sol düşün üzerinde sahibi olduğu ağırlığı, küçük parlamento...

Çöp meselesi: Bir sınıf ve mekân rejimi – Ecehan Balta

Şehirlerin bir alışkanlığı var: Kirliliği görünmez kılmak. Çöp poşeti...

Silahlanmada Alman-Fransız rekabeti – Yücel Özdemir

Bundan yaklaşık dokuz yıl önce, temmuz 2017’de Almanya ve...

Canlı yayın