18 Şubat 2026, Çarşamba
5.8 C
Lefkoşa
iktibasMetin YeğinTerra Viva - Metin Yeğin

Terra Viva – Metin Yeğin

Orjinal yazının kaynağıartigercek.com

Bu yazı iyi gelir gibi geldi bana, bu karda, kışta, kıyamette…

Kooperatif, ‘Terra Viva’ (yaşayan toprak) süt ürünleri fabrikasıydı. Ana yolun kıyısına 5 dönüm bir arazi üzerine kurulmuştu. Bütün diğer fabrika benzerleri gibi güvenlik kapısından geçilen, arazinin bir köşesinde idari bölümünün yer aldığı kamyonların girip çıktığı bir yerdi. Aslında cüssesine oranla az kişi çalışıyordu. Diğer kapitalist kardeşlerinden farklı olarak herkes aynı yerde yemek yiyordu. Ayrıca işçilerin soyunma odaları, duşları ve tuvaletleri Brezilya koşullarından çok bir Batılı ülke düzeyindeydi. İdari ofis de, bütün ofisler gibi duvarlarda üretim grafikleri, birkaç yönetici odası, bilgisayarlarında muhtemel kağıt oynayanlarla doluydu.

Fabrikanın her bölümünde en dikkat çekici şey tertemiz olmasıydı. Dışarıdaki işçilere paketlenmiş sütleri gönderen ambalaj makinesinin olduğu cam bölüme girdiğimizde bir mabette hareket eder gibi oluyordunuz. Üretim sorumlusu Pool, makinenin öyküsünü anlatıyordu. Saatte kaç adet ürettiğini, yalnızca bir kişinin onu kontrol etmesiyle çalışabildiğini, elektronik panelini, eski makinenin sorun yaratmasına rağmen bunda hiçbir sorunla karşılaşmadıklarını dinliyorduk. Tabii ki bunla beraber bu ‘Tetra Park’ marka, Kuzey Amerikan makinenin kaça alındığını, ne kadar daha borçları olduğunu ve kaç yıl ödeyecek olduklarını da. Makine, içine aldığı kartonları bellerinden büküp kutu haline sokarken kredi alabilmek için yaşadıkları süreci ve uymak zorunda oldukları anlaşmalardan söz ediliyordu.

Sonra şehrin içinde kooperatif ‘Terra Viva’nın satış mağazasına gidiyorduk. Burası esas olarak süt ürünlerinin satıldığı bir yer değildi. Süt ürünleri daha çok büyük marketlere toptan satılıyordu. Burası bizim küçük kentlerde her zaman rastladığımız gibi bir tarım aletleri dükkanıydı. İçinde traktör sabanından machetalara, sulama tesisatlarından kimyasal ilaçlara kadar bir sürü tarımsal üretim malzemesi ile doluydu. Müşterileri, MST hareketinin asantementoları, tarım yapan bazı campementolarının dışında küçük çiftçilerdi. Esas olarak ekolojik üretim yapmalarına rağmen bazı tarım ilaçları satmalarının nedeni de daha çok küçük üreticilerdi. Bunların dışında en önemli satış ürünleri Topraksızların çiftliklerinde üretilen tohumlardı.

Bu satışın iki yönü vardı. Birincisi MST işçilerinin ürettiklerinin doğrudan küçük çiftçiye, bu ürünün tüketicisine ulaşması, öte yandan büyük tarım tekellerinin ellerinde bulundurdukları tohum patentlerine alternatif tohum üretip, bir kereye mahsus ekilebilen ve böylelikle her sene tohum alma zorunluluğunda bırakan ‘terminatör’ tohumdan küçük çiftçiyi kurtarabilmekti.

Yaşamın, teorilerden her zaman daha yaratıcı olduğunu düşünen MST hareketinin mücadele biçimini tek bir şeyle mesela toprak işgalleriyle sınırlamamız mümkün değil. Toprak işgal edip kolektif tarım yapıyor, iktidarın tarım politikasının değiştirilmesini savunuyor, Dünya Ticaret Örgütünün dayattıklarını protesto ediyor ama mesela Brezilya’nın ufak bir kentinde bir tarım ihtiyaçları satan bir dükkanı da işletiyor!

MST, yaşamı bir bütün olarak yeniden örgütlemek için hareket etmektedir. Bu nedenle biraz büyükçe bu dükkan, aslında egemenlerin dünyadaki koca siluetinin içinde güneşi bize sızdıran küçük bir delik gibi geliyordu bana….

Diğer yazıları

Düşünce özgürlüğü – Metin Yeğin

‘Düşünce Özgürlüğü’ 1215’e Magna Carta’ya kadar uzanır. İktidarlara karşı...

Barış ve Berlin Duvarı – Metin Yeğin

Barış müzakeresi, olguların üstünde dans etmekten başka bir şey...

Savaşın kadın hali – Metin Yeğin

Kendi iktidarlarını kadınların bedeni üzerinde kurdukları bir baskıyla, söylemle...

Tiranlar ve filozoflar – Metin Yeğin

Idler dergisinin editörü, Tom Hodgkinson: ‘Trump'ın yemin törenini izleyen...

Dünyayı kurtaran adam… – Metin Yeğin

8 yıl kadar önce hayatını kaybeden Sovyetler Birliği döneminde...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,994TakipçilerTakip Et
775AboneAbone Ol

Son eklenenler

Şiddetin Yükü – Çağla Elektrikçi

Gecenin göğünde bir çığlık vardır; o çığlık yalnızca bir...

Toryum meselesi – Özgür Gürbüz

Erke Dönergeci’ni hatırlayan var mı? Sonsuz enerji üreteceği iddia...

Siz Hiç Aynı Ülkede Fakat Beş Devlette Yaşadınız Mı? – Şener Elcil

Türkiye’de yaşayan, değerli gazeteci dostum Hüsnü Mahalli, bir söyleşisinde Esad yönetimindeki Suriye’nin, Türkiye ile federasyon çatısı altında...

‘Alaturka Faşizm’ veya şeylerin gerçeğiyle yüzleşebilmek… – Fikret Başkaya

‘Faşizm demokrasinin karşıtı değil, onun kriz zamanındaki evrimidir.’ Bertolt Brecht ‘Kapitalizme...

Orta güçler ittifakı yeni ‘üçüncü dünyacılık’ mı? – Ceren Ergenç

Dönüşen küresel dinamiklere ayak uydurmaya çalışan Avrupa’ya ayak uydurmaya...

Sömürgecilig Goşullarında EKTAM Direnişi – Halil Karapaşaoğlu

6 Şubad 2026 tarihinde DEV-İŞ’e bavlı EMEK-İŞ, EKTAM KIBRIS...

Bir Veda Konuşması ve Sanata Dair Bazı Düşünceler – Niyazi Kızılyürek

Kilisede takım elbisesiyle tabut içinde yatan adamın yanı başında...

Onlarca ifade, yüzlerce isim, milyonlarca belge, sıfır dava – Aras Coşkuntuncel

Temsilciler Meclisi Üyesi Jerry Nadler: Epstein’ın suç ortaklarından kaçını suçladınız?...

Canlı yayın