17 Ocak 2026, Cumartesi
13.8 C
Lefkoşa
Kıbrıs iktibasŞener ElcilKıbrıs Cumhuriyeti’nin eşit egemen ortağıyız - Şener Elcil

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin eşit egemen ortağıyız – Şener Elcil

Orjinal yazının kaynağıozgurgazetekibris.com

Kıbrıs sorununun çözümü ile ilgili sürecin hareketlilik kazandığı bu günlerde, Türkiye Dışişleri’ne ait ayrılığı hedefleyen “statü talep eden” önerisinin, çözüm istediğini söyleyen çevrelerce bir ön talep olarak dile getirildiğini görmekteyiz.

Çözüm kelimesinin arkasına saklanılarak, statü adı altında sunulmaya çalışılan aslında ayrılığın ta kendisidir.

Çözüme karşı olan çevreler bunu “iki devletli çözüm” olarak açıkça ifade ederken, çözümü dillendirenlerin bu yola sapması Türkiye’nin siyasetinin güdümünde olduklarını göstermektedir.

Kıbrıs sorununu, Kıbrıs Rum liderliğinin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni sahiplenip paylaşmak istememesi ve Kıbrıs Türk liderliğinin Türkiye ile birlikte ayrılıkçı bir siyaset izlemesi olarak tanımlarsak; çözümsüzlüğün temelinde Kıbrıs Cumhuriyeti Antlaşmaları’nın uygulanmamasının yattığını görürüz.

Bugüne kadar devam eden görüşmelerde, 4 Mart 1964’te Türkiye’nin onay vermesi ile Kıbrıslı Rumların Kıbrıs Cumhuriyeti’ni sahiplenmesine sebep olan 186 sayılı Birleşmiş Milletler kararı öncesine dönüş görüşülmüştür.

Kısacası, Kıbrıs Türk toplumunun eşit-egemen olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti’nin federal bir yapıda tekrardan işler hale gelmesi görüşülmektedir.

1968 yılından beri devam eden görüşme süreci bu temel anlayış üzerine iki bölgelilik gibi bir başka olguyu da katarak sürmektedir.

70’li yılların başında kantonal çözüm, 1977-1979 Doruk Antlaşmaları, De Quellar Belgesi, Gali Fikirler Dizisi, Annan Planı ve en son Crans Montana’ya giden süreci doğurmuştur.

Bu süreçleri çoğu zaman Kıbrıs Rum liderliği sonuçsuz bırakmış ve Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tek başına yoluna devam etmiştir.

Burada en çok mağduriyet yaşayan, adanın kuzeyinde Türkiye’nin asimilasyon-entegrasyon politikaları ve ayrı devlet talebinin yarattığı dünyadan soyutlanma neticesinde her geçen gün yok oluşa sürüklenen Kıbrıs Türk toplumu olmuştur.

Bu gerçekler ortada dururken, çözüm istediğini söyleyenlerin, Türkiye’nin aşırı talepleri nedeni ile görüşme masasında, Rum liderliğinin olumsuz tavrını ileri sürerek, masaya oturmadan “Kıbrıs Türk halkının” statüsü için garanti istemesi haklı gibi görülse de aslında ayrılık talebinin şirin bir sunumu yapılmaktadır. Bu konuya bir bakalım;

1-Kıbrıs’ta uluslararası antlaşmalara göre, Kıbrıs Türk Toplumu vardır. Kıbrıs Türk halkı 1974 sonrasında adanın kuzeyinde değiştirilen nüfus yapısını gizlemek ve Lenin’in “Halkların Kendi Geleceğini Belirleme Hakkı Tezini” ileri sürerek ayrılığa çanak tutmak için kullanılmaktadır.

2-Masaya oturmadan, “Kıbrıs Türk halkının” statüsü için ön şart ileri sürmek Türkiye Dışişleri’nin tezini savunmaktır.

3-“Görüşme masası çökerse statümüz ne olacak?” söylemi görüşme masasında herhangi bir ilerleme kaydedilmemesi ve görüşmelerin çökmesi için yapılan bir provokasyondur.

4-Bu talep Kıbrıs Rum liderliğini masadan kaçırmak ve statükonun devamını istemektir.

5-Bu talebin cevabını bilmelerine rağmen bunu söylemeyen çözümcü çevreler, aslında bölünmüş statükonun kalıcı olmasını talep etmektedirler.

Görüşme masasının çökmesi ile gelinen statü 3 Mart 1964 statüsüdür ki; o da Kıbrıs Türk toplumunun Kıbrıs Cumhuriyeti’nin siyasi eşit, egemen ortağı olmasıdır.

Görüşme masasının çökmesi halinde talep edilmesi gereken, Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki ortaklık haklarımızı kullanmak olmalıdır.

Toprak, nüfus, mülkiyet ve kullanım kaybı tazminatlarını Türkiye’yi yönetenler düşünsün.

Diğer yazıları

Sırada Kim Var? – Şener Elcil

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun, yargılanmak üzere bir askeri operasyonla ABD’ye kaçırılması...

Maduro İtirafçı Olursa – Şener Elcil

Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun, askerî bir operasyonla kaçırılarak...

Coğrafya Kader, Diplomasi Tercihtir – Şener Elcil

Annan Planı tartışmalarının başladığı günlerde, bir grup sendika yöneticisi arkadaşla...

“Çember”in dışından bir bakış – Şener Elcil

Bir köy okulunda öğretmenliğe başlamadan tanıştığım Öğretmenler Sendikası’nın her kademesinde...

Fışkılık 3 – Şener Elcil

Kıbrıs Türk toplumunun içine düşürüldüğü duruma nasıl geldiği ile ilgili...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,996TakipçilerTakip Et
761AboneAbone Ol

Son eklenenler

Chávez’den Maduro’ya: 21. yüzyıl sosyalizminin yükselişi ve çöküşü (2) – Özgür Orhangazi

Chávez döneminde uygulanan ekonomi politikaları, petrol gelirlerinin yeniden dağıtımına...

Venezuela, MAGA ve Çin – Cihan Tuğal

Orta büyüklükte bir ülkenin cezalandırılması Trump’ın hanesine yazılan bir...

Kıbrıs pencerelerinden içeriye sızanlarla – Özkan Yıkıcı

Bir Lefkoşa gecesine daha girdim. Bugünkü tuhaflık, ama ileride...

Diktatörler gitsin ama! – Yücel Vural

Dünya’nın büyük bir bölümünde büyük bir karmaşa yaşanıyor. Bunun adını,...

ABD ile Avrupa arasında ‘Grönland savaşı’ mı çıkacak? – Yücel Özdemir

ABD Başkanı Trump geri adım atmadığı takdirde “Grönland sorunu”,...

TRT nefret kuşağı: ‘Gökkuşağı Faşizmi’ – Gözde Bedeloğlu

2015 yılında ilk kez polisin plastik mermi, biber gazı...

Grönlandlı Olsaydım – Özkan Yıkıcı

Şu anda elbet ben Grönlandlı olamazdım. Bırakın olmayı, oraya...

Canlı yayın