z Güncelson siyasal gelişmelerSon siyasal gelişmeler: Türkiye gene işin içine battı

Son siyasal gelişmeler: Türkiye gene işin içine battı

İki bakan geldi ve ekonomik program uygulanırken başbakan değiştirmek uygun olmaz deyiverdi içlerinden biri. UBP üyeleri ne der bilinmez ama bazılarının ne karışır yahu bu adam bizim işimize demiş olmalı. Ne kadar çok kızan varsa ve gereğini yaparsa Kıbrıslı’da azalmakta olan kişiliklilikten nasibi olan vardır. Hiçbir şey yokmuş gibi davrananlar için üzülürüm, doğrusu çünkü bu kadar insanın partisinin içişlerine karışılmasını hoş karşılaması nereden baksan büyük bir korkunun işaretidir. Bu kısacık ömürde bu kadar kapsamlı bir korku içinde yaşaması ve yaşatılması kabul edilebilecek bir şey değildir ve insanlık sorunudur. Bir insan nerede yaşarsa yaşasın himayeden yoksun bırakılmamalıdır ilkesinin geçerliliğinin çok az olduğunun bir başka kanıtıdır.

Dünyanın gelişmişlik kriterleri ve olanaklar herkese himaye sağlayacak kadar çok ve büyüktür. Sosyalist bir dünya olsa ve denen Doğu tipi gibi içine kapanık ve demokrasiden yoksun tipte olmayan rejimler olsa biz de himayeye kavuşacaktık. Kendimize ise o himaye isteyenlerin teslim olması nedeniyle bir birimizi kollayamıyoruz. Hatta meskenete düşen UBP’liler arasında başını kaldırıp baskıyı reddedip partisini savunmak isteyenlere arka çıkamıyoruz çünkü tepkiyi Eroğlu ve Kaşif tarafını desteklemekten başka bir işe yaramayacak ve zaman zaman denediğimiz bizim seçtiğimiz bizi yönetsin (bizim işlerimize baksın) diye diklendiğimizde ortada kaldık.

Bir genel seçimde muhalif olduğunu hatta evrensel b şr ideolojiye sahip olduğunu iddia edenlere oynayanlar ve UBP’ye karşı daha ehven dediğimiz partilere de destek olanlarımız oldu sonuç gene değişmedi. Onlardan Türkiye gerçeğini göz ardı edemeyiz nutku dinledik. Çözüm dedik Türkiye değil bizimki esas aktör olsun istedik ve talepler ileri sürdük Türkiye çerçeve çizer esas aktör biziz masalı dinledik. Hüsrana uğrayanlarımız oldu.

Kıbrıslı neden baskılara boyun eğer diye irdelersek bize bir mesaj da Türkiyeliden geldi. İrsen’i seçmezseniz bir ay sonra maaşları ödeyemeyecek hale gelirmişiz. Bu kadarla olsa biz paketle de yaşarız. Dünya büyük ve bizim, göç edenlerimiz oralarda da yaşamlarını sürdürebilir. Ancak bu meskenet niye? Sorunlarımızı dile getirdiğimizde görürüz ki halkın ezici çoğunluğu bizimle sorun yaşamıyor. Yani anlıyor ve hak veriyor. Çözüm önerilerimizi de reddetmiyor sadece bırakmazlar veya yapamayız bize uymaz diyor.

Kim o bırakmayan bellidir. Türkiye bizim için iyi olduğunu düşündüğü şeyleri uygulatmak isteyen seçilen atanan insanların kararlarını bize empoze ediyor ve biz yeter be diyemiyoruz çünkü bizim yeterimizi yeterli bulmuyorlar. Çok kızar da elini çek dersek Türkiye kızacak ve bizi terk edecek diye korku başlıyor. Biz Türk onlar Türk bizim için bizden daha iyi bilirler diye bir anlayış mı var? Yok. Bizi Rum’ yem yapacaklar diye korkuyorlar. O zaman biz Türk onlar Türk lafının kıymeti ne? Türk Türk’e eyi yapar denirse; uluslararası sermayenin kârından pay alacak diye yok pahasına ve büyük cari açık yani yüksek faizli borçlanmalarla kendi ülkesini sömürttürenler Türk değil mi? Ülkesinde ülkede yaşayan her insan Lozan’a göre azınlıktan değilse Türk’tür diye hukuku olduğu halde bazı Türklerin başka etnik kökenden olması yüzünden anasının koyduğu adı bile kabul etmeyen de onlar değil mi? Say say bitmez.

Bizim bu korkumuz sünnetçi korkusu gibi bir şey. Bizi bırakıp da benziyorlar mı? Öyle olsa AB üyeliği için federal bir çözümü kabul ederlerdi olur biterdi. O zaman kimse kolayca Kıbrıs’ı sattılar diye onlara saldıramazdı veya etkili bir saldırı olmazdı.

Bizi bizden iyi tanıyıp bizden daha akıllı olduğunu düşündükleri için mi boşuna giden milyarlarından pay alanların yerli dışarılıklı kapişariye getirdikleri mi esas amil? Bunlarla mı kafa yoracağız?

Siyasi gelişme olarak Maraş’taki görüşmenin getireceklerdir ama bekleyip göreceğiz. Hafta sonu yoruma konu olacak.

 

Belediye seçimi için adaylar sıralanıyor

YKP seçimi değerlendirmeye devam ediyor. Seçim çok önemli halk ayaklansın dediğimizde yasadışı bir şey yapılsın dediğimiz düşünülür ama seçim ve nümayiş gibi yasal şeyler kastedilmektedir. Bunlardan bir tanesi olan seçim de çok önemlidir. Halkın seçimde kulakları daha fazla açılır diye umut edilir ama kulaklarında filtre varsa ve bazı şeyleri duyduğunun görülmesini bile tehlikeli sayarsa işimiz zor. Gene de denebilir ve bir siyasi ciddiyetle ele almak zorundadır.

Diğer siyasi partiler de ciddi ciddi şikeli bir seçim de olsa belediye seçimlerini ele aldılar. Şikeli çünkü UBP her ihtimale göre mecliste çoğunluğu sağlayacak çünkü 8 üye istifa etmedi. Bazı muhalif partiler meclis üyelerini ciddiye alacaklarını ilan ettiler. Yani bundan sonra muhalif biri seçilirse başkan diktatörce hareket etmeyecekmiş; onun için muhalifin işi zor olacak. Gerçi UBP’lilerden ciddi ciddi hizmetlerle ilgilenmeleri beklenmez ama çomak sokmaktan da kaçınmayacaklarını düşünürüz.

Gene de muhalifler seçime boykot çağrımızı hatırlamadılar bile. Seçim şartlarını ülkemize getirecek hiçbir önerimiz gündeme girmedi.

Daha da önemlisi muhalif partiler bir birlerine adam gibi davranmadılar ve kavga çıktı. Seçimden daha önemli olan sivil toplum örgütleriyle kurulması için çalışılan işbirlikleri bundan zarar görecek.

Diğer yazıları

Son siyasal gelişmeler: Downer turda muhalefet ve Türkiye izleniyor

Kıbrıs Sorunu üzerinde çalışmalar uluslararası olarak arttırıldı. Ekonomik sorunları...

Son siyasal gelişmeler: Kıbrıslılar Avrupanın en zenginleri imiş

Haber doğru dürüst hiçbir üretimde ün salmadığı halde yani...

Son siyasal gelişmeler: Dünyanın refah dağılımı değişiyor

Dünyada refah dağılımı değişiyor. Kapitalizmin eleştirisini yapan Karl Marx...

Son siyasal gelişmeler: Belediyede hiyerarşi gerekliliği

Ne yazık ki insanımız hiyerarşi gerekliliğini abartır. Hiyerarşi olmasaydı...

Son siyasal gelişmeler: Kıdem tazminatları hedefte

Liberal ekonomi safsatasına dayanarak emekçileri daha aşağı bastırmak için...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,971TakipçilerTakip Et
819AboneAbone Ol

Son eklenenler

Yapısal koşullardan sıyrılırsak – Özkan Yıkıcı

Genelde siyasal sistemler değişik yöntemlerle kendilerini hem ayakta tutarlar...

İşimiz Boru… Boru bizim İşimiz… – Mertkan Hamit

Alaköprü Barajı’ndan çıkıp denizin altından Geçitköy’e ulaşan su, yaklaşık...

Çernobil’in 40. yılı – Mehmet Horuş

Çernobil nükleer felaketinin üzerinden 40 yıl geçti. Her yıldönümünde...

Otokrat Orbán’n seçim hezimeti: Macaristan’dan alınacak dersler – Yonca Özdemir

Macaristan bizi niye ilgilendirsin, demeyin. Öncelikle, hiçbir ülkenin koşulları...

Bir erken seçim daha – Özkan Yıkıcı

Konumuzun geçtiği yer Bulgaristan. Kolay değil: Beş yılda tam...

“Kayıplar” için en kötü aylardan biri: Nisan 1964… – Sevgül Uludağ

Malta’dan araştırmacı gazeteci Caroline Muscat, yazılarından birinde şöyle diyor:...

Devlet Malı Deniz Yemeyen Keriz – Şener Elcil

Kıbrıslı Türkler geçmiş yıllarda Türkiye’ye, “Türkiya” derlerdi. Batılı tarih kaynaklarında...

Karışık duygularla izlediğim üç haftalık gelişme – Özkan Yıkıcı

Pazar günü biraz da daha tembelleşen konumumla dünya içinde...

Canlı yayın