.Yeniçağyeniçağ güncelCypfruvex’te sosyal sigorta sorunu

Cypfruvex’te sosyal sigorta sorunu

cypruvex(Yeniçağ) Sosyal sigortalı işçiler işsizlik ödeneği almaya hak kazanmak için belli süre yatırım yapmak zorundadır. İşçiler işsiz kalmadan önce bu yatırımlarını tamamlamış ise işsizlik ödeneğini alabilmek için tamamlamaya çalışabilir doğal tepki olarak. Bunun genelde yapıldığı ve işveren bulup farkları tamamlayıp tamamlamaya çalışması görülen bir çabadır. Bu gibi hallerde işveren katkı payını da öderler. Geriye devlet katkı payı kalır. Devlet bunların işleyip işlemediğine fazla bakmaz. İşsizlik sayıları da onun için atmasyondur.

Sosyal Sigortalar Kurumu devletin de payı olmasa hiç karışmaya hakkı olmayan bir kurumdur. Kurum aslında işçi ve işverene ait olan bir kurumun yönetim kuruluna katılır ama çoğunluk memurdur. Devlet ise katkı paylarını yatırmaz ve bütçe büyük görünmesin diye gerekli parayı da koymaz. Açık olursa kapatır diye dalavere çevirir. Devletin dalavere çevirdiği yerde ciddiyet kalır mı? İmam yellenirse cemaatin altına edeceği atasözü olmuştur. İşçinin işsizlik ödeneği kazanmak için işçi ve işveren katkılarını sağlayıp hak kazanması devletin dalaveresinden daha mı kötüdür. Devlet katkısını yapmayacak olduktan sonra en azında üçte iki katı yapacak olduktan sonra ne önemi var? Değil mi?

İşçileri çalıştırıp katkı paylarını onlardan kestiği halde kendi katkı payını da eklemek zorunda kalacağı için yatırmayan işvereni saptamaya zahmet etmeyen Kurum CYPFRUVEX’te işçilerin çalışmadığı zamanda da primlerini işveren aracılığı ile ve onun katkılarıyla beraber yatırım yapmalarına takmış ve onları tespit edip “gelin alın paralarınızı demiş. CYPFRUVEX işçilerin yönetimine terkedilmiş bir kamu kuruluşudur derler ama onun çalışılmadığı zamanda da katkı payı ödemesini kabul etmemiş.

Bu ülkede işini yapmayı bu kadar önemseyen bir kurum olsa alkışlayacağız ama bu ay kaç işvereni katkılarını yatırmadı diye kovuşturduğunu veya kovuşturulması için polise havale ettiğini açıklasınlar da yollarına mersin dalı dizelim.

Sosyal sigortalar kurumu prim toplanmasını sağlamak zorundadır. Yarın özelleştirildiğinde bir süre UBP veya benzeri bir partinin adamlarına bizi de devlette istihdam edin diye yollara düşecek memurların elindedir. İsteseler, biraz gerilerini kıpırdatsalar işverenlere güncel bordro tutturup primleri ödemedikleri halde kaçak işçilerin saptanacağı bir kaynak oluşturulacak ve sosyal sigorta fonu kurtulacaktır. Bordroda olmayan birisini işyerinde saptamak prim kaçağını ortaya çıkaracağı için kaçamak olmayacak. Bunun için de bakandan izin beklemeye gerek olmayacak.

Oradaki memurlar yönetim kurulundaki uyanık işçi temsilcisine fonun kaynaklarının tek devlet hesabına aktarılmasının hukuk ilkelerine ve yasaya aykırı olduğunu iddia edip mahkemeye başvurmasını sağlayabilirler. Yasaya göre fonun kaynakları arasında faiz gelirleri de vardır. Onun için faiz alamayacağı şekilde fonun gelirleri faizsiz borçlanmaya olanak veren devler hesabına yatırılmasının yasal olamayacağı bellidir. Yönetim kurulu üyesinin orada bulunmasının gerekçesi de kurumun çıkarını savunmaktır. Onun için mahkemeye başvurma hakkı esirgenemez. Yargıcın devlet bütçesinin fer kaleminin amacına uygun kullanılmasının zorunlu olduğunu yasama ve yürütme ayrılığı temel ilkesi olduğunu bilmemesi olası değildir.

Bunları yapmayan bir kurum sahipsiz kalmış demektir ve orada çalışan memurların utancıdır.

Tabii ki yasayı istismar etmeye engel olmak yanlıştır. Bunu ortaya çıkarmak da iyidir. Lakin CYPFRUVEX yönetimi şirketin parasını yasadışı kullandırıp çalışılmamış saatlerin kesintileri diye para ödemesi doğru değildir. Ancak yanlışlar o kadarla sınırlı değildir. Özel şirketlerde de işçileri işsizlik ödeneği veya emeklilik ve sağlık gibi haklar kazanmak için de işçilere primleri kendi ödememek şartıyla çalışır gibi gösterip prim ödenmesine olanak vermektedirler. Onlar dururken CYPFRUVEX’e el atılması da garip kaçmaktadır. Tahmin etmeyiz ama özelleştirip satılacak olanlar listesindeki şirketi ifşa edip satın almak isteyenlerin bir saldırısı mı söz konusudur?

Diğer yazıları

Barış Derneği, Eylül ayı boyunca gerçekleşecek barış etkinliklerinin programını açıkladı

Kıbrıslı Türklerin çözüm iradesini görünür kılmak üzere harekete geçen...

Turgay Zeki nasıl Turgay Salih Zeki oldu?

Gazete Duvarda Osman Çaklı, yeniden Turgay Avcı'nın diplomasını yazdı,...

Pek çok Kıbrıslıtürk çocuk da hayatını kaybetti, onların anısını da onurlandırınız…

Çeviri: Sevgül Uludağİlerici Öğretmenler ve Anaokulu Öğretmenleri Hareketi -...
01:02:36

Cemal Özyiğit: Nazım Çavuşoğlu jurnalcidir

Deneyimli siyasetçi ve Eğitimci Cemal Özyiğit, Yeni Çağ Web...

BMBP Guterres’e mektup yazdı, derhal inisiyatif alarak özel bir elçi atamasını talep etti

Bu Memleket Bizim Platformu (BMBP), Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres‘e bir...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,971TakipçilerTakip Et
819AboneAbone Ol

Son eklenenler

Yapısal koşullardan sıyrılırsak – Özkan Yıkıcı

Genelde siyasal sistemler değişik yöntemlerle kendilerini hem ayakta tutarlar...

İşimiz Boru… Boru bizim İşimiz… – Mertkan Hamit

Alaköprü Barajı’ndan çıkıp denizin altından Geçitköy’e ulaşan su, yaklaşık...

Çernobil’in 40. yılı – Mehmet Horuş

Çernobil nükleer felaketinin üzerinden 40 yıl geçti. Her yıldönümünde...

Otokrat Orbán’n seçim hezimeti: Macaristan’dan alınacak dersler – Yonca Özdemir

Macaristan bizi niye ilgilendirsin, demeyin. Öncelikle, hiçbir ülkenin koşulları...

Bir erken seçim daha – Özkan Yıkıcı

Konumuzun geçtiği yer Bulgaristan. Kolay değil: Beş yılda tam...

“Kayıplar” için en kötü aylardan biri: Nisan 1964… – Sevgül Uludağ

Malta’dan araştırmacı gazeteci Caroline Muscat, yazılarından birinde şöyle diyor:...

Devlet Malı Deniz Yemeyen Keriz – Şener Elcil

Kıbrıslı Türkler geçmiş yıllarda Türkiye’ye, “Türkiya” derlerdi. Batılı tarih kaynaklarında...

Karışık duygularla izlediğim üç haftalık gelişme – Özkan Yıkıcı

Pazar günü biraz da daha tembelleşen konumumla dünya içinde...

Canlı yayın