6 Aralık 2025, Cumartesi
14.8 C
Lefkoşa
yaklaşımlarYılmaz ParlanSATILIK! - Yılmaz Parlan

SATILIK! – Yılmaz Parlan

For Sale! Ya da bizim deyimle satılık.

Elden çıkarılacak evlerde, tek bir kelime ile yer alır.

Satılık…

Araba mı satacaksınız? Ayni ibare:

Satılık…

Arsa bakıyorsanız,

40 x 50 tabela üzerinde size gülümsüyor:

Satılık…

Bugünlerde özelleştirme adı altında, Her şey satılık…

Dingili kopan ülkelerde, ahlak zincirinin koptuğu yerlerde, hep ayni ifade: Satılık…

‘Neo’ politikalar adı altında, özel’e devretme çabaları peşkeşin yumuşatılmış adı:

Özelleştirme! Türkçesi: Satılık….

Ala uno Ala tre……

Vatandaş kavgalarında sıkça duyarsınız: Satılmış!

Keza milletvekili trasferlerinde de: Satılmış!

Masum gibi görünen o satılık kelimesi,  aslında bir ahlak ifadesi…

Satılık kelimesinin olduğu her yerde, bilin ki satılmışlar da vardır.

Demokrasinin olmadığı yerlerde, halka milletvekili transferi diye yutturulan cümle aslında ahlaksızlığın bir başka ifadesidir: Satılmış…

Hele Muz Cumhuriyetlerinde, eksik olmaz satılmış vekiller, yeter ki menfaatler çakışsın, cepler bayram etsin. Kılıfı da hazırdır: Ülke menfaatleri!

Canikocuklarım benim…

Demokrasinin olmadığı yerlerde, onları her mevkide bulabilirsiniz!

Partinin iki numaralı adamı da olsanız farketmiyor: öpücük partisinin marifetleri belleklerde!

Şu an ülkeyi yönettiğini sanan zat-i alin durumu da ortada: 7.5-8’lik Başbakan…

Ne yaparsınız halkın takdiri böyle…

Ülkede bir modadır gidiyor: For Sale…

Listede yok yok: Havaalanı satılık, Zeyko Yağ fabrikası satılık, Telekom satılık, Koop Satılık, Eğitim satılık, Limanlar satılık, KIB-TEK satılık…

Halka ait ne kaldı ki başka?

Bir satılık histerisidir sarmış ortalığı…

Virus gibi mübarek; ahtapotun kolları gibi sarmış sarmalamış ortalığı!

Topluma sunuluş şekli: Özelleştirme…

Satılık desenize şuna…

Yavru vatanda bugünlerde her şey satılık.

Yok mu artıran?

 

GÖZDEN KAÇMAYANLAR!

Yer TC Yardım Heyetinin bulunduğu binacık. Sendikal Platform ve Meclis dışı baz siyasi partiler ‘YKP- BKP’ bu kurumu protesto etmek için eylem düzenlemişler. Tüm örgütler eksiksiz katılmış, eylem saati saat 11 olarak tüm medya kuruluşlarına bir gün önceden dümbür düdük duyurulmuş, eylem günü de Medya temsilcileri tek tek aranmış. Fakat ortada medya kuruluşlarına ait tek bir insan yok. Davetsiz misafir Polis kamerası haricinde kimsecikler yok! Hatırlatmakta fayda var: Ülkede 14 günlük gazete, 8 TV kanalı ve sayısız radyo kanalı var. Ama sadece  “duygusal durumlar” için varlar! Saat 11;30’a kadar Medya’yı bekleme kararı alıyor Platform. Telefonlar çalışıyor ve zar zor ahbab çavuş hatırına bir kameraman bulunup eylem gerçekleştiriliyor. Bir süre önce “Medya ve Rejim” ilişkilerini yazmış, rejimin nasıl onca yıl başarıyla ayakta kaldığını yazmıştım. Başbakan Erdoğan’ın bugünlerde kuzey Kıbrıs’a yapacağı ziyaret öncesi hiç bir medya kuruluşu rejim muhaliflerinin düzenlediği basın  toplantılarında görülmek istenmiyor. Rejim, köşe başlarını iyi tutmuşa benzerken Medya kuruluşları da  düzenli gelirciklerinden olmak istemiyor. Anlayacağınız gibi, hep birlikte körebecik oynuyorlar! Ama TC elçisi veya bir yetkilisi açıklama yapsa onu nasıl servis edecekler, nasıl manşetlere çekecekler, bir yarıştır gidiyor. Böyledir bu işler bizim coğrafyada! Tabii ki yapılan eylem medyada yer bulmadı. Kaderin cilvesine bakın ki Ertesi gün, Msn’de uzun zamandır görmediğim, işini her zaman büyük titizlikle yapan, kendisine çok saygı duyduğum basın görevlisi  bir arkadaşıma seslendiğimde, verdiği yanıt ibret vericiydi: “ Kusura bakma, şu an Davutoğlu’nun açıklamasını yetiştirmek zorundayım…”

Diğer yazıları

Bir atama ritüeli ve boykot – Yılmaz Parlan

Hep hareket halinde ama hep ayni yönde hareket eden...

Güzellemeler diyarı ve Dümbük – Yılmaz Parlan

Sosyal medyayı takip ediyorum, profilini değiştiren değiştirene. ‘’Büyük lider, kahraman,...

Kimliksizler ve AB değerleri – Yılmaz Parlan

 Kendilerini Kimliksiz tanımlayan bir grup insan güneyde Kimlik dairesinin...

KTÖS’ün Rejimle Dansı – Yılmaz Parlan

Bir süre önce KTÖS ve 10’ncu Köyü yazmış sendikanın...

Kapılar ve istirdat politikaları – Yılmaz Parlan

Son zamanlarda aydın bildiğimiz bazı kişiler Sınır Kapılarının açılmasına...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
4,001TakipçilerTakip Et
744AboneAbone Ol

Son eklenenler

Almanya’da zorunlu askerlik geri dönüyor: Liseliler okul grevinde – Merve Arkun

5 Aralık eylemleri, yalnızca bir gün sürecek bir grev...

Ukrayna’da emperyalist pazarlık masası – Yücel Özdemir

Sadece Avrupa değil, dünya basını bu haftayı ‘Ukrayna barışı’...

Neden “vay be” karşılığına raslamıyoruz? – Özkan Yıkıcı

Bir üllke düşünün: başbakan müşteşarı hava alanında yurt dışına...

Demarkasyon: Sınır çekmek, toprağı savunmak – Ecehan Balta

Brezilya sokaklarında yıllardır aynı slogan yankılanıyor: “Demarca já!” –...

Trump ‘antikomünizm haftası’ ilan etti: ABD’li gençler sosyalizme olumlu bakıyor – Kavel Alpaslan

Soğuk Savaş döneminde antikomünist propagandanın en şiddetli hissedildiği ülkelerden...

İran, Türkiye ve Pakistan üzerinden kuşatmayı kırabilir mi? – Hediye Levent

İran, ABD’nin başını çektiği yaptırımlar silsilesinin altında ezildikçe eziliyor....

Akkuyu 2026 sonuna kaldı – Özgür Gürbüz

AKP iktidarının ilk yıllarında, 2004 yılında yeniden hortlatılan, ilk...

Yeni sol hareket ile İngiltere gidişatı – Özkan Yıkıcı

Sömürgesel kültürün ayni zamanda siyasalaşan önemli yansıması da olur....

Canlı yayın