yaklaşımlarÖzkan YıkıcıYirmi Dört Ocak Kararları Üzerine - Özkan Yıkıcı

Yirmi Dört Ocak Kararları Üzerine – Özkan Yıkıcı

Bazı tarihî kararların alındığı günler, hâlâ günümüzde etkilerini doğrudan yaşatmaktadır. Yakın tarih kavşağında yapılan anlaşmalar ve bu anlaşmalar üzerinden gelen kararlar, ülkelerin tarihî boyutunda altüst oluşlar yaratır. Yeniden yapılanma hâline gelinir. Yirmi Dört Ocak Seksen anlaşmaları ile alınan kararlar bu konuda oldukça önemlidir. Türkiye, neoliberal sürece giriyordu. Ancak normal şartlarda bu sürece geçilemeyeceğine göre askerî darbeyle ilgili bir yapılanma ihtiyacına sıçrandı. Böylelikle Yirmi Dört Ocak Kararları, IMF dayatmalı ve Türkiye devletinin kararlarıyla alınmıştır. Alınır da o zamandan beri ilgili planın uygulanamayacağı belirtilir. Kısa süren Demirel Hükûmeti denemesinde, IMF reçetelerinin yasal yöntemlerle uygulanamayacağı anlaşıldı. Haziran ayında pes edildi. Artık kararlar, yani neoliberal döneme normal yollarla değil, askerî darbe ile geçileceği fikri oluştu. 12 Eylül askerî darbesiyle de bu sıçrama yapıldı. Kapitalist neoliberalleşmeye darbe kanalıyla girişimler başlatıldı.

Kısaca, Yirmi Dört Ocak Kararları, Türkiye’nin neoliberal kapitalist kurumsallaşmaya geçiş belgesidir. Tabii ki bu belge konusunda daha önceden Şili gibi deneyimlerin olması, sonucun nereye varacağı tahminini kolaylaştırıyordu. Dahası, ilgili IMF reçetesi Türkiye’de tartışılmadan, neoliberalizmin ne olduğu Latin Amerika deneyimleriyle zaten biliniyordu. Kapitalist sistemin krizler sonucu ortaya çıkan açmazında, neoliberal reçeteler içselleştirilerek sermaye açılımlarına yeni ayarlar yapıldı. Ne yazık ki tahminler doğru çıktı. Ancak tahminlerde bulunup uyaran kesimler ya hapishanelere gönderildi ya katledildi ya da sürgün edilerek etkisiz kılındı.

Yeni bir Yirmi Dört Ocak gününe gelirken önemli bir başka gerçekle daha karşı karşıya bulunuyoruz. Seksen yılında Türkiye’de yönlendirilen neoliberalleşme, şimdi bitmiş ve tükenmiş sonuçlarıyla yeniden kapitalist sistemde krizlere yol açıyor. Başta Amerika olmak üzere, zamanında darbeleri dayatanlar şimdi neoliberalizm adına yapılan birçok anlaşmayı yok sayıyor; kurdurulan kurumsal yapılardan da çıkmaktadır. Tam anlamıyla neoliberal resmin kendisini yaşayarak günümüze geldik.

Kapitalist sistem neoliberal döneme sıçrarken amaç, sermayeye daha fazla kâr sağlamaktı. Kamusal alanların özelleştirilmesi, dış sermayeye açılarak yeni kâr alanlarına ulaşılması hedefleniyordu. Serbest piyasa ilkeleri, devletin düzenleyici rolü, kamusal alanların özelleştirilerek kâr eksenine oturtulması temel hedeflerdi. Sermaye kârı; demokrasi ve özgürlük söylemleriyle propaganda konusu yapılıyordu. Tabii ki her ülkeye göre siyasal aygıtların yeniden düzenlenmesi de söz konusuydu. Nitekim Türkiye’de Yirmi Dört Ocak Kararları üzerine siyasal olarak Türk-İslam sentezli bir ideoloji yerleştirme çabası oldu. AKP, günümüz neoliberalleşmesinin siyasal üst yapısı hâline geldi.

Elbette konu Türkiye olup da Kuzey Kıbrıs’ta yankı bulmaması mümkün değildi. Üstelik o dönem Türkiye’de öğrenim gören öğrencilerin deneyimleri de vardı. Aynı yıl, seksen yazında, konu Türkiye’den gelen öğrencilerin etkisiyle daha da alevlendi. Kıbrıs’taki sendika çevreleri, anlatılanların Kuzey Kıbrıs’ta mümkün olamayacağı direncindeydi. Özellikle sağlığın özelleştirilmesi, eğitimin paralı olması, kamusal alanların tasfiye edilmesi kolay kolay olmaz deniliyordu. Suyun parayla alınıp içilmesi düşüncesi ise birçok öğretmen ve sendikacıyı öfkelendiriyordu. “Bunlar Kıbrıs’ta tutmaz.” denildi. Denildi ama sonradan benim de tanık olduğum acı gerçeklerle, ilgili kesimlerin bir kısmı “iyileştirme”, “reform” adı altında neoliberal uygulamalara destek verdi.

Kısaca: Yirmi Dört Ocak Seksen, buraya neoliberalizmin geliş belgesidir. Türkiye’nin Kemalizm sonrası en önemli altüst oluş dönemlerinden biridir. Aynı süreç Kuzey Kıbrıs’a da ithal edildi; hem de sorgulanmadan. Hatta zamanında karşı çıkan muhalefet kesimlerinin sonradan koltuk uğruna bunu daha hızlı uygulaması tesadüf değildir. Hâlâ her krizde aynı reçeteden alıntılarla “iyileştirme” denmesi, rezaletin artık tartışılmanın da ötesine geçtiğini göstermektedir.

Yakın tarihin günümüze uzanan bir dönemini yaşadık. Kapitalist neoliberalleşmenin ne olduğunu hissederek, reklamıyla zehirlenerek deneyimledik. Şimdi, zamanında çare diye sunulan ve Türkiye’de Yirmi Dört Ocak Kararları ile başlatılan dönemin artık iflas ettiği inkâr edilemeyecek noktadadır. Ancak bilinçsizlik ve ezbere davranışla gerçeklerden kopmanın mirası olarak hâlâ neoliberal reçetelerden medet umulmaktadır. Bu nedenle Yirmi Dört Ocak Kararları’nı doğru bilmek, tarihî sürecin damgasını gerçekçi biçimde okumak önemlidir. Ancak bilmek yerine unutturularak sistemi koruma kültürü ne yazık ki epey mesafe almıştır. Böylesine önemli bir gün dahi krizlere rağmen gündem edilmiyorsa, bellek kaybının ne denli tehlikeli olduğu da anlaşılmalıdır.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özkan Yıkıcı yazdı: İspanya-Fas hattında neler oldu

Bir haftadır İspanya'nın Afrika topraklarındaki küçük bir yerleşimindeki gelişmeler,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Trafik katliamından genel sistem gerçeğine

Normal yaşamla en anormal kötü koşullar kolayca dönüşür. Sanki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Unutulmaması gereken ülkelerden biridir: Irak

Yakın tarihle Ortadoğu tamamlanınca, emperyalist çağın planlarıyla alakalı uygulama...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,913TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın