yaklaşımlarÖzkan YıkıcıUkrayna bataklığındaki dans valsi - Özkan Yıkıcı

Ukrayna bataklığındaki dans valsi – Özkan Yıkıcı

Son yılların klasik bir tekrarını Ukraynada yaşamaktayız. Hep krizlerle gündem oluyor. Giderek alışırken, başka bir kriz sıçramasıyla yeniden gündemin üstü konumuna geliyor. Son konu da öyle. Direk Rysyanın Ukraynaya girmesi, savaşın bölgeseliği de aşıp direk batı emperyalist blok ile Rusya ikilemine dek yayılması da gerçekleşti. Ama yine onca sert savaşa ve ambargolara karşın dünya kamuohyu una da alıştı. Öyle alıştı ki başta AB ülkelerinde hem militarisleşme hem de yükselen faşist siyasal dalgayla da normaleşmeği yükselti. Artık Ukraynadaki savaş veya ekonomik anbargolar normal hale geldiydi.

Bbu aradda şunu da ekleyelim: Rusyanın Ukraynaya girmeden önce birkaç anlaşma da yapıldı. Son anlaşma Misk idi. Bunları hep bozan batı cepesinin ateşleyici teşvikiyle Ukrayna cepesi yaptı. Şimdi yeniden ansızın denecek hamleyle Trump Ukrayna konusunda bir uzlaşma belgesi piyasaya sürdü. Sanırsınız ki sanki olayın ta başından ateşleyen Amerika değilmiş gibi aldatmacası da sırıtmaktadır. Ama zaten Trump açıkça şunu ifade yaptıydı: “ben sarayda olsaydım, Ukraynada savaş olmazdı” dediydi. Baydını epey suçluyordu. Yine Amerikanın ünlü Kisincir düşünce kesimi de Ukraynanın politika oynununa karşı olduklarını da beleirtiler.

Sonuçta Trump bir b”barış” belgesi ortaya çıkardı. Genelikle şu temelde idi: Rusyanın toprak kazanımını kabullenme, Ukraynanın <Natoya üyeliğinin de anayasasından çıkarrılması gibi madeler vardı. Özellikle AB çevreleri hemen karşı çıktılar. Özellikle oluşan Anti Rusya tutumlarının öfkesi hemen kendini dışa vurdu. Zaten AB ülkelerinde anti Rusya anlayışı öylesine genişledi ki faşizmin de hortlama değil iktidarlar seçeneği haline gelmesine de yardımcı oldular.

Sonuçta, yapılan girişimler devam ediyor. Bazı ayarlar isteniyor. Ukrayna devlet başkanı Zelenski ise AB yardımının Trumpu geri adım atmasına dek zorlamasını bekliyor. İlk girişimlerde metnin bazı madeleri yunuşatıldı veya çıkartıldı. En ilgincini söyleyecek olursak: Ukraynanın Nato üyeliği epey tartışılan ilke oluyor. Şunu hemen hatırlatalım: Nato ve başta Amerika ta Gorbaçov döneminden beri sadece Sovyetlere bağlı ülkeler değil doğu Avrupaya dahi yayılmayacakları sözü verildi. Ama açıkça tutulmadı. Hat da Ukrayna Gürcistan  yapılmayacaktı. Tam aksi oldu son Ukrayna Gürcistan olayı ise Karadenizden de Rusyayı kuşatma hareketiydi. Bu şimdiki konu da değildi. Daha Sovyetler Birliği varken dahi seksen başında ünlü Amerikan stratejist düşünür Brenziski yazdığı makale ile Ukraynada hakim olup ordan da Orta Asyaya açılma planından söz eiyordu.

Bir anlamda batılı kolektif emperyalist blok, Rusyaya karşı verdiği tüm sözleri tutmadı. Enson halkası da Minsk anlaşmasıydı. Zaten hem Baydın hem de Merkel ozasmsn yaptıkları tarihi itirafla anlaşmanın Ukraynaya zaman kazandırmak olduğunu belirtilerdi.

Şimdi son metinle bir arayışın kuralları oynanıyor. Ama net olan bir durum var. salt Ukrayna değil, Gazze ve son Kürt hamleleri sistemin uygulamaya başladığı yeni siyasetin birer aynadaki resimleridir. Sonuç ne olur bilmem. Ama olanlar da net. Artık sınırlar değişmez ilkesi resmen çiğnenme değil uygulanacak seçeneklerden bir haline getirildi. Savaşların kıyımı değil de yeniden devam için kararlar aranmaktadır. Amerika tüm yaptığı müdahalelerde de ilk kendi lehine olan uygulama ise başta madenlerin Amerikan sermayesine açılmasıydı.

Bunları artırmak kolaydır. Ama bir de şu kırılma yeniden oluştu. Artık ortak uluslarası kurallar yok. Örgütler de silikleşiyor. Örneğin başta ortak kardeşler gibi davranan AB ve ABD şimdi ayni noktada değildir. Hat da AB kendi içinde dahi çözülme emareleri gösterdi. Gariptir başlangıçta Amerika provakasyonlarla da AB ülkeleri ve başta Almanyanın gaz hatlarını imha yaptıydı. Onları kendi pahalı enerji bağımlı hale de soktu. Şimdi Ukrayna politikasında uzlaşmaya en uzak duran AB ülkesi neyazık Almanyadır. Hem de SOsyaldemokratlarla Yeşiler de bayrağı çoktan aldılar.

Ukrayna örneği bize acı ama dikate almamız gereken dersleri tekrarlıyor. İkibinlerden sonra artık uluslarası kurallar aynen geçerli dejğildir. İşkaler veya sınır değişimleri artık açıkça uygulanmaktadır. Amaç daha fazla sömürmek ve kolonileştirmedir. Ortak bir davranış da yoktur. Güvence ise pek verilmiyor. Zaten bu kuralı biz Annan planında yaşadık. Neyazık bunu da unutuk. Evetimizle kendi kendimizle dans etmekle meşkuluz. Halbuki Annan planı döneminde Akel açıkça B.M. güvence istedi. Ama başta Rusya Türkiye ile yaptığı anlaşmalarla bunu ret ediyor İngiltere duymazlıktan öteye geçemiyordu. Böylelikle başta evet eyliminde olan Akel birden güvencesiz olma sonucu kaybedilecek cunhuryet korkusuyla da hayıra yöneldi.

Zaten, ikibinler başlangıcıyla emperyalist yapıda kuralsızlık ve krizlerle dalgalı dönem tırmandı. Birçok ilkesini yerlebi yaptı. Öyle ki soykırımları normalleştiren, işkal ve ilhakları da uygulamaya açıkça sunan siyasal seçenek sürecine soktu. Ukrayna örneği ise artık sınırlar değişmez veya işkalere karşıyız masalarınınaçıkça yok hükmünün tartışılmasının yeniden hatırlatılmasıdır. Bakalım bizim foncu havasından AKP kuluğunun daraltığı alanda kalan politik kesimimiz ne zaman anlayıp uyanık davranacak?

Diğer yazıları

İngiltere emperyalizminin yarattığı çocuk, hafta sonu Londra sokaklarında gezdi! – Özkan Yıkıcı

İngiltere, asırlara varan önemli bir kapitalist ülkedir. Tarihsel sömürgecilikle...

Büyük Felaket’in yıl dönümünden – Özkan Yıkıcı

Bugün 15 Mayıs. Çoğumuzun bilip de unutturulan önemli yakın...

Çin konusu sessizce ama yükselen yel gibi – Özkan Yıkıcı

Dünyada hissedilirken Orta Doğu kaynıyor. Bazen sıcak savaşlar, bazen...

Lübnan saldırıları ve sessiz dünya ikilemi – Özkan Yıkıcı

Herkes daha çok İran’la olan savaşa odaklandı. Şimdi de...

İki örnekle genele gidiş – Özkan Yıkıcı

Son günlerde gündem istemese de K. Kıbrıs’ta ilgili konuda...
4,446BeğenenlerBeğen
1,533TakipçilerTakip Et
3,958TakipçilerTakip Et
835AboneAbone Ol

Son eklenenler

Türkiye’ye gitmek ya da gidememek: 82 kodlu Kıbrıslı Türkler üzerine – Yonca Özdemir

Geçen haftanın gündemini meşgul eden konulardan biri Cumhurbaşkanı Erhürman’ın...

Seleflerinden Çok Farklı Bir Post-Faşizm – Enzo Traverso

2026 yılında artık hiç kimse faşizmi yalnızca tarihyazımına ait...

Trump Xi’nin Rahle-i Tedrisatından Geçiyor — Cevdet Kadri Kırımlı

Ne nadir toprak elementleri konusunda ne de Trump’ın damardan...

Borcu Borçla Kapatma Ekonomisi – Şener Elcil

İngiltere, Amerika ve Kore’de çalışmış dünyaca ünlü Kıbrıslı ekonomi profesörü arkadaşım George Theoharidis, Türkiye...

Kolombiya’da seçimler – Ertan Erol

Kolombiya 31 Mayıs’ta başkanlık seçimlerinin ilk turuna hazırlanırken adayların...

Mustafa Akıncı Gara Lisdadadır? – Halil Karapaşaoğlu

Gıprızlıların Türkiya’ya girişinin Türkiya tarafından yasaglanmasına, onnarın “terörisd” ilan...

1912 Mayısında Limasol’da Etnik Çatışma ve İlk Ölümler – Niyazi Kızılyürek

1912 yılının Mayıs ayında Limasol’da yaşanan olaylar Kıbrıs tarihinde...

İnsan Kalmakta Direnmek Şiarıyla, 22. Kıbrıs Tiyatro Festivali Başlıyor… – Yaşar Ersoy

En ışıksız, karanlık durumlarda, karamsarlığa düşmeden, “bu toplumdan bir...

Canlı yayın