arşivUlus IrkadTürkiye’deki savaş ekonomiyi nasıl vurdu... - Ulus Irkad

Türkiye’deki savaş ekonomiyi nasıl vurdu… – Ulus Irkad

Kategori:

ulusTürkiye’nin etrafındaki  tozu dumana katan savaşlara rağmen AKP ve Erdoğan Kürtlerle ateş-kese son vererek savaşı başlattı  ve iki-üç senedir duran ateşten sonra birkaç haftadır maalesef Türkiye’de her gün ölüm haberleri gelmekte. İlk on sene kendine  liberal diyerek, liberal aydınların da desteğini alan AKP ve Erdoğan,son zamanlarda bu kesimlere karşı da saldırılarını çoğalttı. Hatta hatırlıyorum, üç sene önce akil adamlar denerek belirli aydınlar,sanatçılar ve ünlüler de ateş-kes sürecine katkı koymuşlar , cenazelerin her gün gelmemesine katkıda bulunmuşlardı. Fakat ne olduysa olmuş, bilhassa Erdoğan artık Başkanlık rejimi deyip de “Türk Usulü” Başkanlık deyince, benzerinin dünyada olmadığı bir tiranlığı,bir firavunluğu vizyona koyunca, balyozcularla da uyuşmuş ve 12 Eylül’den de beter kötü bir hukuğu vizyona koymuştu. Birçok aydın buna Firavunluk da demekteydi. Derin Devleti de arkasına aldıktan sonra, bu taleple toplumun önüne gelen Tayyip Erdoğan aslında tek adam hülyası peşindeydi. Hele hele yolsuzluklar ortaya çıkınca bunu bir kurtuluş olarak görmüştü. Yargılanmamak için aslında elinde olan tek alternatif olarak Başkanlık sistemini getirip ömür boyu ülkede başkan kalmayı hedeflemişti. Hatırlıyorum da, 1996 yılında, Susurluk Olayları sırasında, devlet katında katillikler yapanlar ve de o zamanki yönetim, mevcut mekanizmadan daha da yararlanmak için Susurluk sistemini oluşturmuşlardı. Çünkü 1980, 12 Eylül hukuksuzluğu da böyle bir mekanizmayı harekete geçirmiş ve memleket, yargısız, adaletsiz kalınca, bu şekilde devletin olanaklarından nemalanmayı seçmişlerdi. Susurluk sorununun gerisinde olan buydu. Maalesef şu anda olan da aynı hukuksuzluğun ve mekanizmanın bir kere daha su yüzüne çıkmasıdır.

Financial Times’ın(19.05.2015)  aşağıdaki yorumları daha Mayıs ayı içinde yapılmıştı ki şu anda kötüleşme daha da artmıştır:

“Financial Times ekonomideki kötü gidişi yazdı: “Tekleyen büyüme hikayesi”

Financial Times gazetesi yaklaşan seçim ve ekonomideki sorunlar çerçevesinde Türkiye’nin ekonomik geleceğini yazdı. Daniel Dombay imzalı yazıda, büyümenin yüzde 9’lardan yüzde 3’lerin altına indiği hatırlatılırken, Türk lirasının dolar karşısında son bir yılda yaklaşık yüzde 40 (Şu anda daha da fazla olabilir,u.ı.)değer kaybettiği, işsizliğin son 5 yılın zirvesinde olduğu belirtildi.

Erdoğan’ın gücü elinde tutma hırsının artık ülke geleceğine zarar verdiğine dair eleştirileri de hatırlatan yazar, yazısını şu sözlerle bitirdi:
“Bir dönemin ekonomik başarısı, liderinin gücü elinde toplamasına yardımcı oldu.
Şimdi muarızları, daha fazla güç konsantrasyonunun Türkiye’nin geleceğine zarar vereceği uyarısında bulunuyor. Aynı zamanda, yabancı fonlar her zamankinden daha titiz. Türkiye iç ve dış şoklara hassas kalmaya devam ediyor ve büyüme son standartlara göre vasat. Ekonomik zaferlerle dolu yılların anıları hala tazeyken, daha az hoşgörülü bir dünyaya uyum sağlamak zor olacak.”

İşte BBC Türkçe’nin aktardığı Financial Times gazetesinde yer alan o analiz:

“Türkiye’nin son on yıl içindeki güçlü büyümesi birçok gelişmekte olan ülkeden farklı duruyordu. Ancak Türkiye’nin büyük ölçüde iç talep ve aktif inşaat sektörüne dayalı ekonomik modeli artan gerilim altında. Büyüme, 2010 ve 2011’deki yüzde 9’dan, 2014 yılında keskin biçimde yüzde 3’ün altına düştü. Ülke çapında, tüketici güveni beş yılın en düşük seviyesine düşerken, işsizlik yüzde 11 ile son beş yılın en yüksek düzeyine çıktı. Gayri safi yurtiçi hasıla birkaç yıldır kişi başına 10.000 dolar civarında sıkışmış halde. Türk lirası dolar karşısında Mayıs 2013’dan bu yana yaklaşık yüzde 40 değer kaybetti. Bu zeminde, hükümet içinde son yıllarda büyümeyi yaratan modelin geleceği hakkında bir tartışma başladı”

Fianncial Times ve BBC’nin yorumları şu şekilde bitiyordu:

“Türkiye’nin siyasi ve büyük ölçüde ekonomik geleceği, Erdoğan’ın mahkemeler veya Meclis’ten pek muhalefet gelmeyecek bir başkanlık sistemini hayata geçirip geçirememesine bağlı. Dış dünyadaki değişikliklere rağmen, cumhurbaşkanının kolay paranın siyaset ve ekonomik getirilerine bel bağlamasından kaygı duyuluyor.

Türkiye’nin ikilemi bu. Bir dönemin ekonomik başarısı, liderinin gücü elinde toplamasına yardımcı oldu. Şimdi muarızları, daha fazla güç konsantrasyonunun Türkiye’nin geleceğine zarar vereceği uyarısında bulunuyor. Aynı zamanda, yabancı fonlar her zamankinden daha titiz. Türkiye iç ve dış şoklara hassas kalmaya devam ediyor ve büyüme son standartlara göre vasat.
Ekonomik zaferlerle dolu yılların anıları hala tazeyken, daha az hoşgörülü bir dünyaya uyum sağlamak zor olacak.”

Maalesef şu anda gerek Türkiye’de ve gerekse ona göbeğinden bağımlı Kuzey Kıbrıs’ta ekonomi pek de tıkırında değil. Recep Bey’in kayıtsız başkan olup toplumunu cezalandırması süreci Güneydoğu’da savaşın çok daha fazla azması ve ölümlerin artmasıyla daha da kötü durumda.  Ölümler oluyor, kanlar akıyor ve bunun yanında da borsalarla hareket eden Türkiye ekonomisi ve bizdeki ekonomi tepetaklak aşağı gelmeye devam ediyor. Şu anda da durumumuzun Güney Kıbrıs ekonomisinden iyi olduğunu söyleyemeyiz.

Kemal Derviş’in 1990’lı yılların sonlarında ve 2000’li yılların başlarında getirdiği sistem ve para piyasası tılsımı siyasal istikrara bağımlıydı. Oysa Recep Tayyip Erdoğanla birlikte siyasi istikrar artık kan kaybetmeye başlamıştır ve Türkiye’yi bu kafalar parçalanma noktasına da getirebilirler. Savaşı durdurabilecek tek akılcı tutum derhal ateş-kes ilan edip Güneydoğu’nun restorasyonuna başlamaktır. Şu anda hava maalesef 1990’lı yılların başlarına dönmüştür ve sivil savaş da başlamıştır.

Kendi yurtlarında barışı sağlayamayanlar dünyada barışı nasıl sağlayacaklar onu merak ediyorum…

 


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Tartışmanın ortasında federalizm ve üniterizm – Ulus Irkad

Bizim tanınmamış ve pek de tanınacağa benzemeyen “KKTC”de ,...

Tarihle hesaplaşmamız – Ulus Irkad

Osmanlı adayı İngilizlere kiraya verirken aslında tüm mallarını ve...

Ekonomi de Kıbrıs sorunu da kötüye giderken- Ulus Irkad

Kıbrıs Sorunu Türkiye’nin tekelinde kötüye giderken son zamanlarda artık...

Evrensel hukuk yoksa kaybettiniz demektir – Ulus Irkad

Haftalardır tüm konular dönüp dolanıyor ve Türkiye’de artık devletin...

Sağ milliyetçi politikacılar harakiri mi yapıyor? – Ulus Irkad

Şimdi öncelikle son 70 yılda Kıbrıs görüşmelerinin geldiği en...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,917TakipçilerTakip Et
913AboneAbone Ol

Son eklenenler

Yücel Özdemir yazdı: Ukrayna ve İran’da son sözü kim söylüyor?

Ukrayna ve İran savaşlarının kısa sürede bitme olasılığı her...

Ecehan Balta yazdı: İklim finansmanı mı borçlandırma rejimi mi?

İklim krizi artık geleceğe ilişkin bir ihtimal değil. Kuraklık,...

Taner Akçam yazdı: İki büyük dalga depremleri ve yeni cumhuriyetin ayak sesleri

Cumhuriyet tarihi, Osmanlı’nın geç döneminde başlayan ve cumhuriyette de...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tetiklenen savaş alanı ve Mısır oyuna doğru

Belli ki genel Amerikan Ortadoğu projesi sıkıştı. Üstelik Trump...

Mustafa Çıraklı yazdı: Guterres’in Ardından: Çözüm diplomasisi de değişmeli mi?

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti, büyük ölçüde...

Hediye Levent yazdı: Boğaz savaşları ve uçurumun eşiğinde bir kıta!

Hürmüz Boğazı’ndaki öngörülemez gidişata ek olarak yenilerde Bab El...

Kavel Alpaslan yazdı: ABD’liler emekli olmak için Vietnam’a gidiyor: Gerekçe ucuz sağlık

Vietnam, ABD’liler için uzun yıllar ‘savaş hezimetiyle’ anıldı. Şimdiyse...

Metin Yeğin yazdı: Bir komün belediye

İspanya’nın komün belediyesi Marinaleda’daydım. Zeytin ağaçlarının arasından zeytinyağı fabrikasına...

Canlı yayın