arşivUlus IrkadTürkiye’de bir tabu aralanırken Mustafa Suphi olayı-1- Ulus Irkad

Türkiye’de bir tabu aralanırken Mustafa Suphi olayı-1- Ulus Irkad

Kategori:

Türkiye’nin Sovyet Devrimi sırasında ilk Komünistlerinden sayılan Mustafa Suphi’nin nasıl öldürüldüğü konusunda şimdiye kadar bir sır perdesi dururken son zamanlarda Türkiye basınında bu işlenen cinayet için bayağı belgeler yayımlanmaktadır. Pek tabi ki Osmanlı 1919 yılı sonrası artık Batı devletleri dediğimiz ve literatürde de emperyalist olan devletler tarafından yenilmiş ve Anadolu olarak bilinen tek elde kalan ana kara parçası da parçalanma tehlikesi altındadır. Bu arada Osmanlı bürokrasisinin en etkin cemiyeti İttihad ve Terakki Partisi de yeniden toparlanıp Türklere muaf bir Türk ulusal devleti kurmak için mücadeleye girişir ama gelgelelim ki bu bürokrasi içinde de bir parçalanma vardır. Enver ile Mustafa Kemal arasında büyük farklılıklar baş gösterir. Her ikisi de ulus devlet yanlısı olmasına rağmen Enver Turan ülküsünde ve diğer dış Türkleri de toparlayıp Kurtuluş Savaşı vermek isterken, Mustafa Kemal Anadolu halklarının gücüyle bir ulusal kurtuluş savaşı vermek istemektedir. Oldukça parçalanan Osmanlıdan dolayı Türk ulusçuları o yıllarda Sosyalist Devrimi gerçekleştiren Sovyetlerle yakınlaşma ve ondan dayanışmayla yardım alma eğilimindedirler. Enverciler de, Kemalistler de, hatta Mustafa Suphi’nin temsil ettiği Türkiye Komünist Partisi de Sovyetlerle temastadır ve Sovyetler her üç tarafla bir denge oluşturmaya çalışmaktadır. Pan Türkist olan Enver de kendisini Doğu’nun ezilen İslam Halklarının temsilcisi olarak tanıtmaktadır. Enver ile Mustafa Kemal arasında büyük farklılıklar baş gösterir. Her ikisi de ulus devlet yanlısı olmasına rağmen Enver, Turan ülküsünde ve diğer dış Türkleri de toparlayıp kurtuluş savaşı vermek isterken, Mustafa Kemal Anadolu halklarıyla bir ulusal kurtuluş savaşı vermek istemektedir. Mustafa Kemal, Anadolu’daki halkların gücüyle bir Türk ulus devleti kurma hesapları yapmaktadır. Oldukça parçalanan ve yokolmakta olan Osmanlıdan dolayı Türk ulusçuları o yıllarda Sosyalist Devrimi gerçekleştiren Sovyetlerle yakınlaşma ve ondan dayanışmayla yardım alma eğilimindedirler. Enverciler de, Kemalistler de, hatta Mustafa Suphi’nin temsil ettiği Türkiye Komünist Partisi de Sovyetlerle temastadır ve Sovyetler her üç tarafla bir denge oluşturmaya çalışmaktadır. Pan Türkist olan Enver de kendisini Doğu’nun ezilen İslam halklarının temsilcisi olarak tanıtıp o da Sovyetlerle temas halindedir. Bu arada Kemalistler de Moskova yollarında gidip gelirken onlar da Enver gibi Sovyetlerle sıkı temas peşindedirler.

Doğan Avcıoğlu “Mustafa Suphi, Komintern’e ve Sovyetler Birliği’ne yaslanarak ve bundan aldığı güçle Anadolu’ya geçip komünizmi kurmaya çalışmak istemiştir. Bu tutumu, onun büyük bir tehlike sayılması için yetmiştir” demektedir(Milli Kurtuluş Tarihi, Cilt -1-, sf.621).

Mustafa Suphi, daha önce Şefik Hüsnü gibi Paris’te okumuş bir aydındır. Şefik Hüsnü tıp, Mustafa Suphi siyasal bilimler eğitimi görmüştür. Şefik Hüsnü, Paris’te önce İttihatçılıkla ilgilenmiş, sonra Jaures’in etkisiyle sosyalizmi benimsemiş ve 1912’de Türkiye’ye sosyalist olarak geri dönmüştür (Avcıoğlu onun Sosyalistliği için bu yıllarda ona şüpheyle bakmaktadır). Türkiye’ye döndüğü zaman gazetecilik ve öğretmenlik yapmış, politik alanda İttihatçılara karşı çıkarken onların diktatörlüğüne karşı politik özgürlük mücadelesi vermiştir. Bu yüzden de Mahmut Şevket Paşa öldürüldükten sonra muhaliflerle birlikte Sinop’a sürülmüştür. Orada Prens Sabahattin’ci Ahmet Bedevi Kuran ile birlikte, İttihat ve Terakki’nin milletlerarası farmasonluğuna karşı bir Türk ve İslam farmasonluğu kurmayı kararlaştırmışlar fakat daha sonra 1914 yılında Sinop’tan ayrılarak Çarlık Rusyası’na siyasi mülteci olarak sığınmıştır. Şefik Hüsnü ise, 1918’e kadar altı yılını Balkan ve Birinci Dünya Savaşı’nda teğmen, üsteğmen ve yüzbaşı olarak cephelerde geçirecektir. İttihatçılara karşı olmadığı ve İttihatçı  milliyetçiliğini az çok paylaştığı anlaşılmaktadır(Avcıoğlu,sf.622).

Şefik Hüsnü, Dünya Savaşı sona erdikten sonra politika alanına çıkar ve 1919 yılında İstanbul’da Marksist bir parti kurar. Mustafa Suphi ise, Rusya’ya karşı savaşan bir devlet uyruğu olduğu için, savaş patlayınca Rusya içlerine sürülür. Komünizmi sürgünde benimsediği ileri sürülebilecek olan Mustafa Suphi, Ekim İhtilali’nden sonra, Sovyet yöneticilerine ve Komintern’e  kendini bir Türk ve müslüman Bolşevik olarak kabul ettirir. İlk yıllar daha çok Rusyalı Türkler ve savaş esiri Türkler arasında çalışan Mustafa Suphi, Azerbeycan’da Sovyet yönetimi kurulunca Mayıs 1920’de Baku’ya yerleşir ve İttihatçıların kurduğu Komünist Partisi’ni lağveder ve yeniden kurar.  Mustafa Suphi’nin sorunu, artık Türkiye’ye geçmek ve Türkiye’de komünizm yolunda çalışmaktır. Bu amaçla Mustafa Kemal’e temsilciler ve mektuplar gönderir. “Mustafa Suphi’nin bu girişimlerinde, Sovyetlerle ilişkilerde tekel sahibiymiş gibi konuşması dikkat çekicidir”(Avcıoğlu,sf.623). Mustafa Suphi’nin 15 Haziran 1920 tarihli mektubuyla Anadolu’ya gelen partinin Savaş ve Politika Komiseri Süleyman Sami Ankara Hükümeti ile Sovyetler Birliği adına konuşmalar yapar.

Bu arada Anadolu’da da büyük gelişmeler ve bu konularda olaylar olmakta ve Sovyetler Birliği ile ilişkiler tartışılmaktadır.

-DEVAM EDECEK-


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Tartışmanın ortasında federalizm ve üniterizm – Ulus Irkad

Bizim tanınmamış ve pek de tanınacağa benzemeyen “KKTC”de ,...

Tarihle hesaplaşmamız – Ulus Irkad

Osmanlı adayı İngilizlere kiraya verirken aslında tüm mallarını ve...

Ekonomi de Kıbrıs sorunu da kötüye giderken- Ulus Irkad

Kıbrıs Sorunu Türkiye’nin tekelinde kötüye giderken son zamanlarda artık...

Evrensel hukuk yoksa kaybettiniz demektir – Ulus Irkad

Haftalardır tüm konular dönüp dolanıyor ve Türkiye’de artık devletin...

Sağ milliyetçi politikacılar harakiri mi yapıyor? – Ulus Irkad

Şimdi öncelikle son 70 yılda Kıbrıs görüşmelerinin geldiği en...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,908TakipçilerTakip Et
925AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Doğu komşuların kuzeye doğru gelişen denklemi

Belli ki daha Suriye'deki gelişmeleri, bölgesel ve giderek sistemsel...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Libya-Türkiya İlişgileri Neçün Gıprız İçün Önemlidir?

Libya 2011 yılında Kaddafi'nin devrilmesinden soğra do'u ve batı...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Etnik Nefret Çok, Uzlaşma Kültürü Yok!

Adanın iki yakasında da etnik nefret ve öfkeyle “tanışan”...

Yaşar Ersoy yazdı: 30 Yıllık düşün kısa tarihi

Bir kentin çağdaş kimliğinin en önemli göstergelerinden biri, kültür...

Vijay Prashad yazdı: Fidel Castro’nun bize kazandırdıkları

Ben Fidel Castro’yu ilk kez 1983 yılında, Hindistan’da düzenlenen...

Aras Coşkuntuncel yazdı: ABD’de yükselen gözetim araçları kırıcılığı

ABD’de her sokağa yerleştirilmeye çalışılan gözetleme kameralarını bireysel ya...

Fehim Taştekin yazdı: Türkiye’nin üzerine alınmadığı düşmanlık!

İsrail’e düşman bir Suriye’de Türkiye’nin Şam’a karşı güçlere kalkan...

Özkan Yıkıcı yazdı: Girilen seçim havasından, normal şartların lakırtılarından

Adamız yeniden seçim havasında. Bazı yazarların belirttiği gibi, konuyu...

Canlı yayın