iktibasKavel AlpaslanTrump’ın petrol savaşlarında yeni hedef: Nijerya - Kavel Alpaslan

Trump’ın petrol savaşlarında yeni hedef: Nijerya – Kavel Alpaslan

Orjinal yazının kaynağıbianet.org
Görünüşe göre yakın gelecek, çok daha cüretkâr emperyalist müdahalelerin devri olacak. Fakat bu, bilek gücüyle kesin zaferlerin garanti altına alınacağı anlamına gelmiyor. Zira Nijerya’nın da gösterdiği üzere ‘sorunların’ çok daha karmaşık ve her zaman için sınıfsal bir denklemi var.

ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela’nın ardından Nijerya’yı da askerî harekât ve işgalle tehdit ediyor. “Hristiyanlara yönelik saldırılar” gerekçesiyle Pentagon’a askerî hazırlık talimatı veren Trump, muhtemel saldırı planları üzerinde çalıştıklarını söyledi.

Beyaz Saray’ın askerî müdahaleyle andığı iki ülke de zengin petrol kaynaklarına sahip. Bu durum, ABD’nin hamlelerini dile getirilen gerekçelerden fazlasını hesaba katarak ele almayı gerektiriyor. Çünkü Venezuela’da olduğu gibi Nijerya’da da mesele sadece bir ‘din çatışmasından’ ibaret değil.

İşgal sinyali

ABD Başkanı Donald Trump, 1 Kasım’da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Nijerya hükümetinin, Hristiyanların öldürülmesine izin vermeye devam etmesi halinde” ülkesinin sağladığı tüm yardım ve desteği derhal keseceğini, ayrıca bu ülkeye karşı silahlı güç kullanabileceği tehdidinde bulundu. Trump, “Savaş Bakanlığımıza olası bir eyleme hazırlıklı olması talimatını veriyorum. Saldırırsak, tıpkı terörist haydutların sevgili Hristiyanlarımıza saldırdığı gibi hızlı, vahşi ve tatlı bir saldırı olacak” ifadelerini kullandı.[1]
Nijerya Devlet Başkanı Bola Ahmed Tinubu ise Trump’ın ifadelerinin ülke gerçekliğini yansıtmadığını dile getirdi. Cumartesi günü sosyal medyada paylaştığı açıklamasında Tinubu, “Din özgürlüğü ve hoşgörü, toplumsal kimliğimizin merkezindeki ilkelerden biri olmuştur ve her zaman öyle kalacaktır. Nijerya dinî baskılara karşıdır ve asla teşvik etmez. Nijerya’da yurttaşların tüm inançları anayasal güvenceyle korunur” dedi.

Tinubu’nun açıklamasından bir gün önce Trump, “Hristiyanların Nijerya’da varoluşsal bir tehdit ile karşı karşıya kaldıklarını” söylemiş, “radikal İslamcıların kitlesel katliamlardan sorumlu olduğunu” eklemişti.

Tam 200 milyonluk nüfusuyla Nijerya, Afrika’nın en kalabalık ülkesi. Yerel dinlere inanan küçük bir azınlığı saymazsak ülkenin Hristiyan ve Müslüman nüfusu da hemen hemen yarı yarıya. Müslümanlar genellikle ülkenin kuzey bölgelerinde yaşıyor.

Çatışmanın arka planı

Peki Trump’ın iddiaları ne kadar gerçeği yansıtıyor? Dinî karaktere bürünen hareketleri kazıdığımızda çatışmanın nasıl bir boyutu var?

Evrensel’de yer alan habere göre[2] Nijerya’da cihatçı örgütler Boko Haram ve IŞİD’in Batı Afrika kolunun (ISWAP) yanı sıra silahlı çeteler, Biafra Yerli Halkları (IPOB) gibi etnik milisler ile temelde sınıfsal sorunlara dayanan çoban-çiftçi çatışmaları “güvenliğe yönelik en büyük tehditler” arasında gösteriliyor. Boko Haram ve ISWAP gibi örgütler, Trump’ın iddialarının aksine sadece Hristiyanları değil, Müslümanları da hedef alıyor.

ABD merkezli Silahlı Çatışma Yeri ve Olay Veri Projesi (ACLED) verilerine göre, Nijerya’da bu yıl sivil hedeflere yönelik 1923 saldırı gerçekleşti; ancak bunların yalnızca 50’si doğrudan Hristiyan kimliklerinden dolayı hedef alındı. ACLED, isyancı grupların kampanyalarını sıklıkla ‘anti-Hristiyan’ olarak sunduklarını, fakat şiddetin çoğu zaman ayrım gözetmediğini ve tüm topluluklara zarar verdiğini belirtiyor.

Sınıfsal boyut

Nijerya’da yaşayan Hristiyan nüfusun zaman zaman cihatçı örgütlerin şiddetiyle karşılaştığı bir gerçek. Fakat Nijeryalı Müslümanlar da aynı şiddetten mustarip. Öte yandan ABD’nin işgale girişmesi durumunda askerî önlemlerin bu toplumsal sorunu çözmesinin hiçbir yolu yok.

Yukarıda sözü edilen çatışmanın sınıfsal boyutunu vurgulamakta fayda var. Yıllar boyunca kuzeyde göçebe yaşayan ve genelde eli silah tutan Fulani sığır çobanları ile ülkenin orta bölgelerinde yaşayan ve çoğu zaman silahsız olan yerli çiftçiler arasında karşımıza çıkan çatışma, iklim değişikliği ile birlikte artarak devam ediyor. Kurak bir bölge olan kuzeydeki sığır çobanları otlak alanlarını kaybediyorlar ve sığırlar özel çiftlik arazilerine girince şiddetli çatışmalar meydana geliyor.[3]

Azalan su kaynakları üzerinde kontrol mücadelesi de yine sığır çobanlarıyla çiftçileri karşı karşıya getiriyor.[4] İşte böyle bir gündemde ABD postalının sahaya girmesinin mevcut çatışmaları durdurmak şöyle dursun, kesin bir şekilde kronikleştirecektir.

Petrol kokulu savaşların eşiği

Elbette unutmamak gerekir ki Nijerya, ham petrol üretiminde dünyanın ilk 15 ülkesinden biri. En fazla petrol rezervine sahip 8. ülke; petrol ihracatındaysa 6. sırada. Fakat Nijerya, ABD’nin savaşla tehdit ettiği ilk petrol zengini ülke değil.

Ağustos ayından bu yana Latin Amerika ülkesi Venezuela, ABD kuşatması altında. Trump, ‘uyuşturucu kaçakçılığı ile mücadele’ adı altında zengin petrol kaynaklarına sahip Venezuela’ya karşı askerî harekât hazırlığı yapıyor. Venezuela açıklarında demirleyen ABD donanmasına takviyeler yapılıyor, bombardıman uçakları sınırda devriye geziyor ve Karayip Denizi’ndeki ABD üsleri tahkim ediliyor.[5]

Tüm bunlar olurken Nobel Barış Ödülü, Trump’ın müttefiki aşırı sağcı Venezuelalı María Corina Machado’ya veriliyor. Petrol kaynaklarını özelleştirme sözü veren Machado, ABD’nin ülkesine yönelik bir askerî müdahale düzenlemesini destekliyor.[6]

Denklemi tekrar kurmak

ABD’nin yakın tarihteki diğer işgallerini ve askerî müdahalelerini düşünecek olursak Beyaz Saray casus belli bulma konusunda pek de zorlanmıyor. Tıpkı dün Irak işgalinin ‘kitle imha silahları’ gibi, bugün de ‘uyuşturucu kaçakçılığı’, ‘nükleer program’ ya da ‘radikal İslamcılar’ gücü elinde bulunduran ABD için yeterli savaş sebepleri. Hele hele söz konusu, petrol zenginlikleriyle bilinen ülkelerse.

Görünüşe göre yakın gelecek, çok daha cüretkâr emperyalist müdahalelerin devri olacak. Fakat bu, bilek gücüyle kesin zaferlerin garanti altına alınacağı anlamına gelmiyor. Zira Nijerya’nın da gösterdiği üzere ‘sorunların’ çok daha karmaşık ve her zaman için sınıfsal bir denklemi var.

İşte bu yüzden Washington’un parmakla gösterdiği yere değil, bizzat parmağa odaklanmalıyız. Güç eşitsizlikleri ve savaş yanlısı hükümetler olsa da uluslararası ilişkilerin dili altında gizlenen sınıfsal arka planı incelemek, yüzlerce gündelik analizden çok daha değerlidir.

Dipnotlar:

[1] https://www.aa.com.tr/tr/dunya/trumpin-hedef-aldigi-nijeryada-teror-orgutleri-musluman-hristiyan-ayrimi-gozetmiyor/3733830

[2] https://www.evrensel.net/haber/581710/trump-nijerya-ve-venezuelaya-saldiri-planlarini-dogruladi

[3] https://foreignpolicy.com/2025/11/03/trump-nigeria-war-invasion-christians/

[4] https://www.bbc.com/news/articles/cev18jy21w7o

[5] https://bianet.org/yazi/abdnin-venezuela-kusatmasi-buyuyor-savasla-tehdit-ayricaligi-313057

[6] https://bianet.org/yazi/trumpin-petrol-garantili-ozgurluk-savascisina-nobel-baris-odulu-312622

Diğer yazıları

Köroğlu Sovyetlerde nasıl popülerleşti? — Kavel Alpaslan

Bolu Beyi’ne karşı verdiği mücadelesiyle hepimiz Köroğlu efsanesini gayet...

‘Özgürlüğü seven herkesin Kızıl Ordu’ya ödeyemeyeceği bir borcu var’ – Kavel Alpaslan

Heykeller neredeyse her zaman ‘bilindik’ insanları işler. En fazla...

Antikomünizmin kazara komünist propagandaya dönüşümü – Kavel Alpaslan

Ahşap döşemeli geniş bir salondan içeri girdiğinizi düşünün: Karşınıza...

Her dalga iz bırakır: 1 Mayıs’ın anlamını takvimlerden dışarı çıkarmak – Kavel Alpaslan

“O dalgalar gelir, rollerini oynar ve giderler. Ama hepsi...

Enver Hoca’nın son heykeli: Görünmez olsa da eksik değil – Kavel Alpaslan

Sosyalist Arnavutluk 1990’ların başında çökerken geçmişin sembollerine karşı bir...
4,452BeğenenlerBeğen
1,541TakipçilerTakip Et
3,960TakipçilerTakip Et
846AboneAbone Ol

Son eklenenler

Batı’nın Mali yalanı — Pavan Kulkarni

Batı medyası, mevzilerini koruyamayan El-Kaide savaşçılarının sivil yakıt tankerlerine...

‘Terörist’ yaftası direnişi kıramadı — Gary Wilson

Bolivya hükümeti 19 Mayıs'ta ülkenin en büyük işçi konfederasyonunun...

İnsan olmak — Şener Elcil

Kıbrıs özelinde, hayatımızın birçok aşamasında siyasi görüşlerimize ve yaşama bakış...

Güneydeki Seçimlerden Sonrasına Geçerken — Özkan Yıkıcı

Kıbrıs Cumhuriyeti parlamento seçimleri yapıldı. Elbet seçimler Kıbrıs'ın güneyinde...

Özne, Demokrasi ve MENA Bölgesinde Tarihsel Mücadele – Çağla Elektrikçi

Baf’ta 105 yaşındaki bir kadının oy kullanması, yalnızca bir...

24 Aralığ 1963 Girne Asger Hasdanesi ve Türg Yerleşimci Kolonyalizmi – Halil Karapaşaoğlu

24 Aralıg 1963 Girne Asger HasdanesiGirne Asger Hasdanesi’nin temelleri...

İsyancıların yenilgiler tarihi – Neşe Yaşın

Bizim adımıza karar veren eril figürler; sert bakışlarla bizi...

Canlı yayın