Kıbrıs iktibasHasan KahvecioğluTam bir “Truva Atı” operasyonu… - Hasan Kahvecioğlu

Tam bir “Truva Atı” operasyonu… – Hasan Kahvecioğlu

3 Mayıs; 1991 yılından beridir dünyada “Basın Özgürlüğü Günü” olarak kutlanıyor.

Biz de kutladık…

Ne yaptık?

Güzide Meclisimizde; ağır aksak varlığını sürdüren “basın özgürlüğü”ne bir “tokat” daha vurduk…

İnsanımızın haber alma hakkını…

Toplumun gerçekleri öğrenme hakkını…

Demokrasinin vazgeçilmezi olan ifade özgürlüğünü sınırlarla donattık…

“Anayasa”mızda yazanlara boş verdik…

Çekinmeden, sıkılmadan basına yeni bir “sansür” koyduk…

Bu; 2014 yılında Meclis’ten geçen “Özel Hayatın ve Hayatın Gizli Alanının Korunması Yasası”sıyla basına yönelik “sınırlama”lar konusunda, ikinci “garabet”imiz…

O zaman da, “aniden ve hızla” yangından mal kaçırırcasına “Aman özel hayatı koruyalım” diyerek gazetecilere hapis cezaları öngörülmüştü.

Belge, kayıt, video yayımlayanların, fotoğraf çekenlerin 5 yıla kadar hapsi söz konusuydu…

Aradan 11 yıl geçti… Bu yasayla pek çok insanımızla birlikte gazeteciler “mağdur” edildi.

Şimdi de mahkemede yargılanan kişilerin, şahitlerin, iddia makamının; adını yazmak, fotoğrafını yayımlamak yasaklandı. Normal vatandaş bunu yaparsa 3 ay, gazeteci yaparsa bir yıl hapis yatacak.

Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasası’nın 23B maddesini aynen aktarıyorum:

“Bir zanlının veya mahkûm olmamış bir kimsenin yargılandığı suçla ilgili veya böyle bir yargılamada şikâyeti yapan veya tanık olan bir kişinin açık ismini veya fotoğrafını açık biçimde yazan, gösteren, basan, paylaşan veya herhangi bir yöntemle teşhir eden kişi, hafif bir suç işlemiş olur ve mahkumiyeti halinde 3 aya kadar hapis cezasına ve yürürlükteki aylık brüt asgari ücretin iki katına kadar para cezasına veya her iki cezaya birden çarptırılabilir.

Yukarıdaki fiili, basın, yayın, internet medyası veya sosyal medya aracılığıyla gerçekleştiren bir kişi hafif bir suç işlemiş olur ve mahkumiyeti halinde bir yıla kadar veya yürürlükteki aylık brüt asgari ücretin 4 katına kadar para cezasına veya her iki cezaya birden çarptırılabilir.”

***

Önce şu saptamayı yapalım;

Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasası’nın değiştirilmesi bir ihtiyaç mıydı?

Evet… Ciddi bir ihtiyaçtı…

Hatta Meclis’ten geçen bu yasada, hukuk süreçlerinde çok ciddi iyileştirmeler yapıldı.

Ancak bunu yaparken, bir “kurnazlık” sergilendi…

Olumlu bir yığın yeni değişikliğin içine bu “sansür” maddesini gizlediler…

Yani; İngiliz medyasında sıkça geçen ifadeyle “Trojan Horse” / “Truva Atı” taktiği uyguladılar…

Sinsice, medyaya yönelik “zehiri” yasanın içine akıttılar…

Burada; şuna bakmalıyız:

Yasaya bu maddeyi kim “sokuşturmak” istedi? Bundan ne gibi bir fayda sağladı?

Tabii ki oklar Ünal Üstel’i işaret ediyor.

Üstel’in, yasanın hazırlanması sürecinde “Barolar Birliği”ni epeyce “üstelediği” yapılan açıklamalardan anlaşılıyor…

Belli ki Barolar Birliği, bu süreçte kendi içinde “demokratik” bir yol izlemedi, bazı alt kurumlarını çalıştırmadı, dışladı ve bu çirkin “sansür”e alet edildi.

Baro’nun kamuoyuna da yansıyan iç tartışmaları bunu apaçık ortaya koyuyor.

Bazı avukat üyeler bu konuda birbirine suç yüklerken, Baro Yönetimi’ni suçlayan “İnsan Hakları Komitesi” üyesi iki avukat görevlerinden istifa ettiler.

Baro’nun kendi içindeki bu “iletişimsizliği” yanında, gazeteci örgütlerinin yeterince duyarlı davranmaması ve ana muhalefet partisinin gafil avlanması sonucu, bu yasa tasarısı Meclis’ten onay aldı.

Bu “operasyon”da, Ünal Üstel’in çok fazla “kişisel nedeni” vardı.

Bu yüzden bilelim ki, tüm karşı koyuşlar artsa da, bu yasa zaten geçecekti.

Kendi “vekilleri” ve koalisyon ortakları zaten Üstel’in aparatı gibi “kurşun asker” vaziyetinde bekliyordu…

Elleri hep havadaydı…

Adamın partisinin “kadın figürü” sahte diploma iddiasıyla yargılanırken…

Dört yıllık müsteşarı, yani 1. adamı rüşvet almak, rüşvet teklif etmek, rüşvet vermekten yargılanırken…

Kendi atadığı Merkezi İhale Komisyonu (MİK) Başkanı, rüşvet ve görevi kötüye kullanma iddialarıyla tutuklanırken…

İskan Komitesi Başkanı, “görevi kötüye kullanmakla” suçlanırken…

Bütün bunların fotoğrafları medyada yayımlanırken, isimleri açık olarak belirtilirken, en büyük siyasi zararı Ünal Bey görüyordu.

Bu yüzden adam, bir “illüzyonist” gibi, herkesin gözünü bağladı ve medyaya “sansür” koymayı başardı…

Üstel’in ana hedefi, hiç kuşkusuz Serdinç Maypa idi…

Maypa’nın “avam” tonundaki sert eleştirileri toplumda karşılık buluyordu.

Bu yüzden “sıra dayağı”nı seçti ve medyanın tümüne sağlam bir “tokat” attı…

Bu konuda; Meclis’te canhıraç biçimde “Aman yapmayın” diyerek çaba harcayan, örneklerle bu işin nelere mal olacağını haykıran Sami Özuslu’nun emeklerini takdirle anmak istiyorum.

Düştüğümüz durum acıdır gerçekten…

Yargılanan belediye başkanları var… Adlarını gizleyeceksiniz…

Kendisinin de ikide bir gittiği ISIAS davasında artık “Bozkurt” adını ağzınıza alamayacaksınız.

Başlığınız şöyle olacak: “Başbakan’ın yakını UBP’li bir kadın, sahte diploma almakla suçlanıyor…”

Bilmece gibi yapacaksınız haberciliğinizi…

Bu yasaya oy vermeyi içine “sindirebilen” vekilleri, bu büyük “cehalete” el kaldırdıkları için kınıyorum…

Ağzıma çok daha ağır “küfürler” gelse de, “değmez” diyerek kendimi teselli ediyorum…

Geldiğimiz “utanç verici” noktaya bakar mısınız?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Hasan Kahvecioğlu yazdı: “Sıfıra sıfır, elde var sıfır…”

Lafı “gevelemeye” hiç gerek yok… Olmadı… Yapamadınız… “BM Genel Sekreteri bizim...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: Guterres gelirken “çözümden korkan” dinozorlar tir tir titriyor…

1974’ten beridir; BM’nin tüm Genel Sekreterleri bu adaya gelip...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: Hücresinde ölümü bekleyen bir doktor…

Pazar günü “vicdanıma” büyük bir iyilik yaptım… “Uluslararası Af Örgütü...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: “İncisini kaybeden istiridyeler” seni hep anacak Sevgül Uludağ…

İstiridye; kabuğunun içine giren küçük bir paraziti, organik bir...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: “Online” doktor randevusu için bu rezil “site”yi, devlete kim kakaladı?

Dünya; 1980’lerden beridir, “çevrimiçi devlet hizmeti”nin keyfini sürmektedir. Neredeyse yarım...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,908TakipçilerTakip Et
921AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıyas yapma örneği: Kolombiya

Kolombiya, son yıllarda değişik yönleriyle gündemde oluyordu. Özellikle solcu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde gündem oluşturma sırrı

Bir ufak soru sorsam: Türkiye'deki gelişmeleri buradaki medya kaçı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...

Özkan Yıkıcı yazdı: Çerçeve yasası meclise gelirken

Sonuçta bilinmeyen ama üzerinden bol bol yorumlar yapılan yasa,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Canlı yayın