arşivTegiye BireySeçimin kurgusu ve seçmenin uykusu - Tegiye Birey

Seçimin kurgusu ve seçmenin uykusu – Tegiye Birey

Kategori:

tegiyeİçinde yaşadığımız sistem, çıkar sağladığı birçok çarpık yapıyı algımızda normalleştirdiği gibi, seçimleri içine alan söylem ve pratikleri de tabulaştırmakta, bunları tartışmaya açma girişimi yapanları da marjinalleştirmektedir. Ne de olsa sermayeye ve ne de olsa sermayeyi şişiren yolsuzluklara dokunduğun anda iktidar savaşlarında o biçim iktidara talip herkesi karşına alırsın, oyunları bozarsın ve muhakkak susturulmalısın.

Bu yazıyı tarafsızlık kısvesine sığınarak sözümü daha da doğru, daha da geçerli kılma çabasına girmeden yazıyorum; bu da iktidarın taktiklerinden olurdu, bu da pazarlama yöntemi olurdu, bundan da medet ummuyorum. Sözümü konuştuğum konum, Yeni Kıbrıs Partisi’nin Lefkoşa yerelinde örgütlediği “Başka Bir Lefkoşa Mümkün” yerel yönetim kampanyasının eş kordinatörü olma halidir. İçinde olmakla lehinize bir çıkar elde edemeyeceğiniz, sistematik bedeller ödeyeceğiniz, hani herkese burs yattığı dönemlerde bile size bursların yatmayacağı ve işlerinizin kesat gitmesini sağlayacak bir mahal Yeni Kıbrıs Partisi. Alanımıza uğrayın, davetlisiniz; “ayrık, ayrıntı, azınlık” olmaya davetlisiniz, eğer merak ederseniz. Nakışı işlediğimiz yerimiz budur.

Kendi yerelimizde de kampanya örme biçimlerine baktığımızda, yapıtaşlarının sermaye olduğunu gözlemlemek zor değil. Kimin daha fazla parası varsa, onun daha çok bildirisi, onun daha çok billboard’u, onun daha “profesyonel bir ekibi” vardır. Para sadece propaganda döneminde değil, seçimden birkaç gün önce parayla oy satın alma alışkanlığında da başrolde. Biri fırsat eşitliğinden, sahi biri demokrasiden mi bahsetti?

Medya, çoğunlukla sansürcülükte bir mahsur görmüyor bu dönemde; bazı adayların sesini açıyor, bazı adayların sesini kısıyor. Nedense bütün şehri kucaklayacak adaylar bir bu sesi kısılanların rengine kör kalıyor; muhalifsen şeherli bile değilsindir deniyor.

İdeolojik bağlamda oy verildiği de çok görülmez bizde, keşke bunun bir araştırması yapılmış olsa seçmen arasında. Gülen bir surata verilir mesela, sıkıntıdan patlıyoruz ya, biri içimize su serpsin istiyoruz, beyaz beyaz dişlere oy veriyouz. Satır araları mühim değildir konuşulanların; sadece çok konuşsunlar, güzel konuşsunlar istiyoruz. “İyi insan” olmak yetmiyor diyen şiirleri çok seviyoruz ama dönüp “iyi insanlara” oy topluyoruz. Yolsuzlukların hesabını sormamışlar, yolsuzluk yapmışlar, halktan alıp Çangara vermişler, sonra halka Çangarın bahçesini temizletmişler… Umursamıyoruz, kusuruma bakılmasın ama, düşünüp de oy vermek zorumuza gidiyor, bunu istemiyoruz.

Bir de yolsuzlukların hesabını sormaya kalkış, feministlerin sıkça karşılaştığı bir ithamla karşı karşıya kalırsın; “joykiller”, yani neşe öldürücü. “Ne güzel çıktısını aldığımız projelerimizden bahsediyoruz, sen durmuş bu sosyal sigortalara ne oldu, bu usulsüzlüğe ne oldu diyorsun. Olacak şey mi, kesin senin projen mrojen yok diye böyle yapıyorsun!”

Bir de bu projelerrrrr meselesi var. Komedi dükkanıyız neredeyse, komediyi bile şirketleştirebilecek kapasiteye sahibiz gerekirse. Belediye personeliyle alakası olmayan “profesyonelll” ekipler, projeler hazırlıyor, biraz da sağdan soldan kopyalıyor, alın vaatlerimiz bunlar diye gösteriliyor. Seyir eyle dur bu projelerrrrrri. Peki bu projeler tam olarak kime sorularak hazırlanıyor? Kimin ihtiyacına, önceliğine hitap ediyor? Sahi bu adaylar seçilirse projelerrrr ekibini istihtam mı edecek belediyeye? Yok hayır öyle değilse, bu profesyonel ekiplerden hizmet alımı mı yapılacak gerçekleştirmek için projelerini? Hem belediye başkanı belediye meclisi üyelerine bu projeleri dayatacak mı? Yapmayın…

Propaganda dönemi, gerçeklikten uzak noktalarda, kuşe kağıtlarda, apartmanlardan  sarkan adam suretlerinde, tek kişilik şovlarda geçip gidiyor… Seçmenin çoğu da daha fazlasını talep etmiyor çünkü bu seçim söylemi, bu propaganda yöntemi sorgulanamayan tabular olarak şekillendirilmiş yıllarca ve akıllarda kemikleşmiş. Seçmen olarak yıllardır yanlış yönlendirilmekteyiz ancak, pazarlama stratejileri bir şehri sevmeye yetmez. Hiçbir oy yalan söylemeye değmez. Sanmak zorunda bırakıldık ki başka türlü bir siyaset mümkün değil, sanmak zorunda bırakıldık ki belirli bir vizyonla yola çıkıp projeleri mahallelilerle üretmek mümkün değil, sanmak zorunda bırakıldık ki yolsuzluklara dur demek mümkün değil. Bunların emsaline çok rastlayamıyoruz diye, sanıyoruz başka bir Lefkoşa mümkün değil!

Yeni Kıbrıs Partisi’nden Lefkoşa’da seçimlere aday olan Ortak Muhalefet Alanı, Belediye’de yolsuzluklara dur demek için, muhalefeti eyleme dönüştürebilmek için, başka bir siyaseti ve başka bir şehri anlatabilmek için müsadenizi istemektedir. Bu yönde vuracağınız her mühür, sermayeyi elinde tutanlara, taraflı medyaya, muhalefeti kaçmak sananlara, şehri şirkete çevirmeye niyetlenenlere güzel bir cevap olacaktır.

Mührünüzü ideolojinize batırın da pusulaya öyle vurun!

Başka bir Lefkoşa, sen de katılırsan, mümkün!


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Toplumsal Cinsiyetin Ötekisi: Erkeklik – Tegiye Birey

Toplumsal cinsiyet kavramı, sadece kadın olarak kabul edilenlerin kadınlık...

Sınırlar: Yeryüzünün Yarası, İnsanlığın Yüz Karası – Tegiye Birey

Sınırlar; içine doğduğumuz, suratımıza vurduğunuz, bazen onları kuranların ta...

Tuhaf müdahale – Tegiye Birey

6 Haziran Cumartesi, Tuhaf Sokak Partisi (Queer Street Party)...

Akdeniz’de Gemilerin mi Battı? – Tegiye Birey

Bu yaz, denizde yüzmek her zamanki kadar rahatlatıcı olmayabilir....

Müşterekler, Sponsorlar ve Duygulanım – Tegiye Birey

Ercan’a gezme amaçlı gittiğimizi hatırlıyorum çocukken, hatta ilk profiterölü...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,907TakipçilerTakip Et
929AboneAbone Ol

Son eklenenler

L. Doğan Tılıç yazdı: Biri bana “Lan! Terbiyesiz!” dedi

Gündemde bir davanın karar duruşması ve ilk kez toplanacak...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Daron Acemoğlu ile The Economist polemiği

Türkiye kökenli Nobel ekonomi ödülü sahibi Daron Acemoğlu bilindiği...

Özge Güneş yazdı: Latin Amerika’nın geleceği Brezilya’da oylanacak

Brezilya 4 Ekim’de cumhurbaşkanını ve Kongreyi seçmek üzere sandığa gidecek....

Volkan Yaraşır yazdı: Neoliberal bireyin anlam kaybı ve varoluşsal boşluğu

Neoliberalizm sürekli karşı devrimci politikaları içeren bir süreçtir. Küresel...

Fikret Başkaya yazdı: Hastane mi, kapitalist işletme mi?!

“En sonunda insanın ayrılmaz parçası olan her şeyin alışveriş...

Özkan Yıkıcı yazdı: İngiliz’de oyun bitmez!

Kıbrıs deneyimlerimiz bize öğretti ki gerçekten İngiltere'nin siyasi oyunları...

Antonis Polydorou yazdı: Ne Mağusa Bizi Bekliyor Ne de Tarih

Yine herkes Mağusa’yı hatırladı. İkinci harekâtın 52’nci yılı vesilesiyle...

Canlı yayın