iktibasMetin YeğinSavaşın kadın hali - Metin Yeğin

Savaşın kadın hali – Metin Yeğin

Orjinal yazının kaynağıartigercek.com
Kategori:
Kendi iktidarlarını kadınların bedeni üzerinde kurdukları bir baskıyla, söylemle devam ettirenlerin, meydan muharebesinden başka bir şey değildir yaşanılanlar.

Her gün kalktığımızda, pencereden başımızı uzatıp, bugün ne oldu diye Suriye’ye bakıyoruz. HTŞ ne kadar değişmiş? Trump, askerleri çekecek mi çekmeyecek mi? Bugün kaç Alevi katledildi sayısı ve belki ölenlerin yanında yaş, cinsiyet ve belki, tarafımızdan muteber görünüyorsa mesleği.

Bir satırdan ibaret hayat yani ya da sadece sayılar…

Ortadoğu’da son savaşlar, bütün dünyadaki ‘Kimlik-Mekân-Ekoloji’ mücadelesinin derin yarıkları arasında sürdü. Bir yanda bu kimliğin açık erkek yüzü, IŞİD, diğer adıyla DAEŞ ya da kendilerinin sürekli değiştirdikleri yeni isimleriyle ‘faşistislam’ kuvvetleri, öte yanda direnişin simgesel yüzleri ‘Jin’ arasında devam etti. Bu, savaşın ilk günlerinden beri dışarı vurduğu, kendini deşifre ettiği kısmıydı.

20. yüzyıl savaşlarından farklı olarak bu savaşlarda, şiddeti, daha doğrusu vahşeti uygulayanlar, bunu saklamak, gizlemek ya da üstünü örtbas etmek yerine doğrudan teşhir ettiler ki bu tam bir ‘erkek’ davranışıydı. Bununla karşı tarafı sindirmek, henüz kendileri gelmeden, oranın terk edilmesini sağlamak ve ‘Erkek’leri kendilerine katmaktı amaçları. Bir yandan, bu yüzyıl Meksika mafya taktikleri, yani cinayetlerin kamuya yönelik, açık bir vahşet temaşası ile, hatta görsel efektlerle etkisini de artırarak sunarak, en aşağıdan, bok çukurundan, ‘başka kimlik yoksunu erkekleri’ yanlarına devşirmek, öte yandan kadınları ganimet listesinde en başa koyarak ‘erkek cennetinin’ anahtarı olarak bu vahşete ortak olmayı önermek. Osmanlının büyük toplara bağlayarak patlattığı insanlar gibi, dört bir yana dağılan vahşet parçacıkları içinde devam ediyordu savaş.

Öte yandan ‘Jin’ ise, uçurumun diğer yanındakilerin ve istediklerinin aksine, köle olmak yerine tam karşısında, toplumsal bir özgürlüğün taşıyıcı dinamiği olarak öne çıktı. Kimlik uçurumunun içinden doğan bu direniş, bir yandan dışlanmış, yok sayılmış ve böylece sistemin kendisine doğrudan eklemlenmiş erkeğe karşı bir direnişti. Bir başka perspektiften, sistem kendisini zaten dışlanmışlar üzerinde var ettiğinden, yani artık sınıfsal olanla, ekoloji ile ve mekânla kimliğin iç içe girdiği bir sarmalda, bunların hepsinin mümkün olabilecek tek çıkışının kurucu öznesiydi ‘Jin’.

Kimlik uçurumunun ortasında var olma mücadelesi, artık dünyayı değiştirme mücadelesinden ki uzun yıllar devrim diyorduk buna ayrılamaz bir durumdaydı. Sadece şurasını değiştirmek istiyorum denilemiyordu.

’Jin’ direnişi aslında –ne yazık ki büyük bir eksiklikle– yeterince anlatılamadı bile. Yoksa halk diplomasinin bir alanı olarak, başta Avrupa’da olmak üzere, bütün dünyada anlatılabilmiş olsa, erkek tarafının yeni saldırıları mümkün olabilir miydi?

Bu yüzden bugün baktığımızda erkek tarafı ile yan yana olanların yakın geçmişleri, söylemleri ve hakim oldukları her yerde açıkça yaşanılanlar, ‘erkek iktidarına müsamaha, zincirleme taciz ve tecavüz hadiseleri, suçun açık ve saklı kutsanması ya da en azından üstünün mutlaka örtülmesi’ tesadüf müdür?

Kendi iktidarlarını kadınların bedeni üzerinde kurdukları bir baskıyla, söylemle devam ettirenlerin, meydan muharebesinden başka bir şey değildir yaşanılanlar.

Yani savaş, ‘Erkek iktidarı’ ile ‘Jin’ arasındadır ve kadınlar kazanacak…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Metin Yeğin yazdı: Futbola göre aşk ve aşksızlık…

Dünya Kupası’nın kaçınılmaz “büyük coşkusunu” yaşadığımız bu günlerde; gördüğünüz...

Metin Yeğin yazdı: ‘Terra Viva’ kooperatifi

Bayağı fabrikaydı işte. Kocaman binası, sütlerin, peynirlerin, peş peşe...

Metin Yeğin yazdı: Bir ihtiyaç olarak komünal ekonomi

Bize her gün aynı masalı anlatıyorlar. Herkes kendi başının...

Metin Yeğin yazdı: Komün ve onur

Zapatista komününde oturuyorduk. Önümüzde cetvelle çizdiğimiz sayfalar vardı. Cetvel...

Metin Yeğin yazdı: Yüz yıllık direniş

Nobel Barış Ödülü sahibi, 94 yaşındaki Adolfo Pérez Esquivel,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,929TakipçilerTakip Et
893AboneAbone Ol

Son eklenenler

Pınar Demircan yazdı: NATO 3.0 ile Rusya Arasında: Türkiye için Çift Taraflı Kuşatma

Dünya, Ukrayna ve İran’a müdahalelerde görüldüğü gibi taraflarını Rusya,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Basitleştirme girişimli bir yazı denemesi

Pazarın sıcaklığı yükseldi. Boğucu hâle daha da tetikledi. Beyinler...

Marios Epaminondas yazdı: 1968 yazı

Toplumlararası çatışmaların patlak vermesinden bu yana ilk kez, Kıbrıslı...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: NATO 3.0, Türkiya ve Gıprız

NATO 1.0, 1949-1991 arası Sovyetler Birliyne garşı Batı'nın oluşdurdu'u...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Savaş ve Kadın

Geçtiğimiz günlerde Avrupa Parlamentosu’nda Kıbrıslı Rum ve Yunanlı milletvekillerinin...

Morning Star Başyazısı: Ankara zirvesi NATO’nun çirkin gerçeklerini gözler önüne seriyor

NATO liderlerinin Ankara’da Donald Trump karşısında sergilediği boyun eğici tutum, askeri harcamalardaki...

Gülenay Baş Dinar yazdı: Kapitalizmi ve Emperyalizmi Birlikte Düşünmek: Günümüze Dair Bazı Notlar

Uzun bir süre boyunca liberal paradigma, emperyalizm olgusunu piyasaların...

Özge Güneş yazdı: Avrupa’da yaklaşan bölüşüm kavgası

NATO’nun Ankara Zirvesi Bildirgesi, ittifakı özgür ve demokratik uluslar...

Canlı yayın