yaklaşımlarHalil KarapaşaoğluPatlak topun kırık gülümsemesi - Halil Karapaşaoğlu

Patlak topun kırık gülümsemesi – Halil Karapaşaoğlu

Halil Karapaşaoğlu’nun Afrika Gazetesinde “Apartman boşluğu” başlıklı köşesinde yayınlanan yazısı

 

Deli dolu rüzgar eser…

Efgalifto ağaçlarının yaprakları…

Rengarenk eteklerine zil takmış kadınlar gibi…

Oynaşır gökyüzünde…

Aynı gökyüzünün altında…

Bazı çocuklar saklambaç…

Duvar kapmaca…

Bazıları taşların ve toprağın arasında pirililerini yuvarlar…

Sekmeyi unutan patlak top çıka gelir…

Kırık bir gülümseme bırakır okulun bahçesine…

*                                  *                                  *

Gökyüzüne…

Köyün yaşlıları ellerini kaldırır…

Avuçlarını Tanrı’ya yalvarmak için açar…

Biz çocuklar…

Kırık gülümsemeyle…

Suya açardık ellerimizi…

Suyun önünde eğilirdik sadece…

Avuçlarımızı su için birleştirirdik…

İçmek için kana kana…

*                                  *                                  *

Bu masal ne dedemin masalıydı…

Ne de babamın…

Çok uzaklarda da değil…

90’ların başında geçerdi.

Hani büyüklerden dinleriz ya geçmişi…

Özeniriz onlara…

Kırık bir gülümsemeyle, keşke deriz içimizden…

Ben de olsaydım o masalın içinde…

Bu masal benim masalım…

Çocukluğumun…

Avuçlarıma akan su gibi…

Gerçek ve berrak…

*                                  *                                  *

İlkokulun bahçesinde…

Efgalifto’nun

Ekşi’nin…

Selvi’nin…

Ferahlatıcı gölgesi…

Kaçamak bakışları…

Hala aklımda…

Tam ortasında…

Çocukluğumun gözleriyle…

Bir dev…

Karşımda duran beton su depoları…

Az mı oturdum kucağında…

Ağladım…

İzledim yıldızları, dolunayı…

Sekmeyi unutan patlak top gelirdi…

Kırık gülümsemeyle…

Deli gibi koşardık onunla…

O yol sanki hiç bitmeyecekmişcesine…

Koşardık gülerek…

Bir kuraklık damaklarımızda…

Mesarya’nın kuraklığını…

Mesaryalı çocuklara sorun…

Ovalarmızın…

Zeytinlerimizin susuzluğu…

Dilimizde…

Damağımızda canlanırdı sanki…

Deve giderdik…

Avuçlarından su içirirdi bize…

Kana kana…

Avuçlarımızdan taşıp…

Dizlerimizden süzülürdü…

Bir de düşmüşsek…

Kanamışsa dizlerimiz…

Kana karışırdı…

Hiçbir kan yeryüzünde…

O kan kadar masum olmamıştı…

*                                  *                                  *

Eve gelirdik…

Bizimki biraz oyun biraz eğlence…

Bardakları sevemedik uzun bir süre…

Mutfağın çeşmesini açar…

Okulda nasıl öğrenmişsek su içmeyi…

Evde de devam ederdik…

Bir bağırma… Çığlık…

Tut tutabilirsen anamı…

Her taraf su…

Kaçardık dışarıya…

Kahkahalar atarak…

*                                  *                                  *

Yıllar geçer goca arkadaş…

O çeşmelerden akan su gibi toprağa karışır…

Mesarya’nın sıcağına ne yıllar dayanır ne de hatıralar…

16 yaşıma gelirim…

Yüreğimde…

O patlak topun kırık gülümsemesi…

Şehere gelirim…

İlk kez…

Ne ana var etrafta ne baba…

Karşımda dev binalar…

Bir kalabalık…

Neden kalabalıklaştığını bilmeyen yollar…

İlk kez yolun sonuyla karşılaşırım…

Yol ilk kez biter kocaman şeherde…

90’ların ortası…

Utanarak sorarım…

Susadım derim…

Şeherin sıcağı başka…

Bidonumda köyümden getirdiğim su biter…

“Ne yapacayık ?” derim arkadaşıma…

Şaşırır…

O da bilmez…

Şeherli fırlama gelir…

Güler halimize…

Bakkala gidip…

Su alacaksınız der bize…

Suya da mı para verirsiniz desek de…

Anlamaz…

Dalga geçer bizimle…

*                                  *                                  *

Şimdi…

Benim köyüm olmayan o köyde…

İpsillat’ta…

Su arıtma tesisi var…

Köyümün çocukları o arıtma tesisinden…

Ya da diğerlerinden gelen…

Damacanalardan içer oldu suyu…

Ve bilmezler…

Bir zamanlar…

Köyümün çeşmelerinden suların aktığını…

Bilmezler…

Bir zamanlar…

Çeşmelerden akan bu suyun ücretsiz olduğunu…

Benim de masalım var…

Yaşım 28…

Hikayelerim var…

Geçmişe ait…

Keşke biraz yaşlansaydım…

Babam kadar…

Dedem kadar olsaydı yaşım…

O patlak top hep patlak kalsaydı da

O su hiç bitmeseydi…

Diğer yazıları

Mustafa Akıncı Gara Lisdadadır? – Halil Karapaşaoğlu

Gıprızlıların Türkiya’ya girişinin Türkiya tarafından yasaglanmasına, onnarın “terörisd” ilan...

Kamu etiyi, barolar birliyi ve Türg yerleşimci kolonyalizmi – Halil Karapaşaoğlu

“Kuzey Kıbrıs bir Fransa değildir. Kuzey Kıbrıs artık uygulamalarıyla,...

Kamusal Alanda Aydının Rolü – Halil Karapaşaoğlu

İki binli yılların ilg başlarına gadar sanadcının, entellegdüelin, aydının...

Facebook; Sessizleşdirilen Cemaad – Halil Karapaşaoğlu

Gıprızlılara facebook üzerinden Hindistan merkezli şirkedler tarafından sisdematig bir...

Gıprızlıların Üşüncü Garanlıg Dönemi – Halil Karapaşaoğlu

https://youtu.be/ueHVrSpZNPkGıprızlıca gonuşan Gıprızlılar’ın, TC’nin gendi kurumları veya onnara ba’lı...
4,446BeğenenlerBeğen
1,531TakipçilerTakip Et
3,956TakipçilerTakip Et
836AboneAbone Ol

Son eklenenler

“Gaza” filmi ve savaş alanında bir kadın gazeteci: Ramita… — Hasan Kahvecioğlu

İngiltere’de yaşayan İran kökenli genç kadın gazeteci Ramita Navai,...

Dünyada sürekli savaş hali ve yeniden sömürgeleştirme — Volkan Yaraşır

İkinci Paylaşım Savaşı iki kutuplu dünyayla sonuçlandı. Ekonomik bölgeler...

Enerji üretelim, toprağı öldürmeyelim — Enver Şat

Türkiye’de birçok rüzgar enerji santrali (RES) ve güneş enerji...

Bolivya köylüleri emperyalizme direniyor — Özge Güneş

Geçen aralık ayında Rodrigo Paz yönetiminin ABD destekli kemer...

Mayıs Havamız Limoni – Özkan Yıkıcı

Tıpkı Mayıs ayı gelişmeleri gibi havamız da uyumlaştı. Sıcak...

Türkiye’ye gitmek ya da gidememek: 82 kodlu Kıbrıslı Türkler üzerine – Yonca Özdemir

Geçen haftanın gündemini meşgul eden konulardan biri Cumhurbaşkanı Erhürman’ın...

Seleflerinden Çok Farklı Bir Post-Faşizm – Enzo Traverso

2026 yılında artık hiç kimse faşizmi yalnızca tarihyazımına ait...

Trump Xi’nin Rahle-i Tedrisatından Geçiyor — Cevdet Kadri Kırımlı

Ne nadir toprak elementleri konusunda ne de Trump’ın damardan...

Canlı yayın