Kıbrıs iktibasNiyazi KızılyürekKuzey Kıbrıs’ta yaşanan bölünme ve zıtlaşmanın gerçek nedenleri üstüne - Niyazi Kızılyürek

Kuzey Kıbrıs’ta yaşanan bölünme ve zıtlaşmanın gerçek nedenleri üstüne – Niyazi Kızılyürek

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com

2020 yılında yayınlanan Ulus Kaçağı adlı kitabımda Avrupa Parlamentosu seçimlerini (2019) değerlendirirken, Kıbrıs’ın kuzeyinde hüküm süren siyasi ortama dair bazı gözlemlerimi kaleme aldım. Bugün yaşananlar, bana o günlerde yazdıklarımı yeniden hatırlattı.

Okuyuculara da hatırlatmakta yarar görüyorum..

…………………………………..

“Seçim kampanyamız Kıbrıs Türk toplumu içinde yaşanan derin bölünmeyi su yüzüne çıkardı. Bir yanda AB yurttaşlığına sahip çıkan, AB üyeliğine önem veren ve bunun ancak Kıbrıs’ta federal bir devletin kurulmasıyla mümkün olacağını bilen Kıbrıslı Türkler vardı, diğer yanda da çeşitli renkten ayrılıkçılar.

Ayrılıkçı milliyetçilerin bir kısmı aşikar olarak “Türkiyeci” idi ve gün gele ilhaka bile evet diyebilecek bir zihniyet yapısına sahipti. Diğer kesim ise mikro milliyetçi Kıbrıslı Türklerden oluşuyordu. Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türklerin birlikte yaşayacağı ortak bir yurt fikrine inanmayan bu kesim, ayrı devlet hayali görüyor, gün gele KKTC’yi dünyaya kabul ettireceklerini düşünüyordu.

Bunlar içinde sol menşeli olanlar da vardı. Onlara “hijyenik KKTC’ciler” de diyebiliriz. KKTC’yi “temizleyerek” yaşatabileceklerini hayal ediyorlardı.

İster Türk milliyetçiliğinin etkisi altında doğrudan “Türkiyeci” olsun, isterse mikro milliyetçi KKTC’ciler olsun, hepsi de bir noktada buluşuyordu: AP seçimlerine katılmak da dahil, Ankara’nın hoşlanmayacağı hiçbir şeye “evet” denmemeliydi. Çünkü Kıbrıs’ın kuzeyinde hükümet etmek isteyenlerin birinci görevi Anakara ile aralarının iyi olmasıydı. Yani, son kertede iki kesim de Ankara’ya boyun eğiyordu.

Seçim kampanyası esnasında daha da billurlaşan bu tablo, kanımca, sadece bugün Kıbrıs’ın kuzeyinde hüküm süren ortama değil, gelecekte yaşanacak olanlara da ışık tutuyor.

Ülkede Avrupa Birliğine ve haliyle federal devlete yönelenlerle, adanın Türkiye’nin gayrı resmi veya resmi eyaleti olmasına ses çıkarmayanlar ya da bu yönde gür sesle konuşanlar karşısında sessiz kalanlar vardır.

Bu ayırımın ileride çok daha net olarak ortaya çıkacağını ve vahim sonuçlar doğuracağını düşünüyorum.

Yaşananlar bir bakıma eskiden Ukrayna’da olup bitenlere benziyor. Nasıl ki, Ukrayna’da Rusya’nın yerleştirdiği nüfus ülkenin Rusya’ya bağlanmasını talep ederken, diğer Ukraynalılar AB üyesi olmayı tercih ediyor ve bu yüzden kavga ediyorlarsa, Kıbrıs’ın kuzeyinde de benzer bir kavganın yaşandığını söyleyebiliriz ve bunun gelecekte giderek sertleşeceğini ön görebiliriz.

Kıbrıslı Türklerin geleceğini AB içinde görenler ve bunun da Kıbrıs’ta ortak federal devletten geçtiğini savunanlar, karşılarında Türkiyeli nüfus ile “Türkiyeci” Kıbrıslı Türkleri bulacaklardır. Nitekim taşıma nüfusa dayalı Yeniden Doğuş Partisi’nin başkanı Erhan Arıklı’nın seçim kampanyası esnasında ve sonrasında yaptığı açıklamalar bu yöne işaret ediyor.

Erhan Arıklı, benim aday olmamın kendilerini ilgilendirmediğini söylüyordu. Yani, benim adaylığım, “Türk” Kuzey Kıbrıs’ın uzağında cereyan eden bir olaydı, dolayısıyla da KKTC’de yaşayan Türkleri ilgilendirmiyordu.

Seçim sonuçları ortaya çıkıp seçimi kazandığım belli olduktan sonra ise, beni, “yabancı” milli takımlarda oynamayı tercih eden “çift uyruklu Türk vatandaşlarına” benzetiyordu.

Ve nasıl onları yabancı sayıp kayıtsız kalıyorsa, bana karşı da kayıtsız kalınmasını salık veriyordu. Yani, Arıklı “Türk Kuzey Kıbrıs’ta” yaşayan bir “yerli”, ben ise bir “yabancı” idim…

Böyle bir zihniyet yapısına sahip olanların gözünde Kıbrıslı Rumlarla birlikte yaşamayı savunanlar, federal devlete ve AB üyeliğine inanlar, “dejenere/yabancı/bozuk Türkler” sayılıyor. Kıbrıs’ın kuzeyini ister KKTC kılığında, isterse Türkiye’ye ait bir toprak parçası olarak benimseyenler ise “hakiki Türk!”   

Her şey şunu gösteriyor ki, önümüzdeki yıllarda bu iki kesim arasındaki çelişki derinleşerek güçlenecek ve büyük gerilim ve çatışmalara yol açacaktır. Belki de Kıbrıslı Türklerin kaderini bu çelişki belirleyecektir…”

…………………………………

Beş yıl önce yayınladığım bu görüşleri bugün yaşananlar maalesef doğruluyor.

Kuzey Kıbrıs’ta yaşanan sorunların kaynağı, adanın kuzeyinin kime ait olduğu sorusuna verilen yanıtta aranmalıdır.

Orası Kıbrıslı Türklerin yaşadığı ve hükmettiği bir yer mi yoksa Türkiye’nin ele geçirdiği ve hüküm sürdüğü bir toprak parçası mı?

Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları Kıbrıs’ı Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların yurdu olarak görüyorlar mu yoksa Türk ulusuna ait bir toprak parçası mı sayıyorlar?

Kıbrıslı Türkler, Putin’in işgal ettiği Ukrayna topraklarında yaşayan Ruslarla benzer bir konumda mı yoksa Kıbrıs ülkesinin ayrılmaz bir parçası mı?

Kıbrıs Sorunu 1974’te “sahada” çözüldü mü yoksa bu ülkede hala hakkaniyete dayalı bir barış sorunu var mı?

Kısacası, Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşanan bölünmenin nedenleri, yüzeydeki aldatıcı görünüşün derinliklerine inerek bu sorulara kimin nasıl yanıt verdiğinde aranmalıdır…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Niyazi Kızılyürek yazdı: İfrata Kaçmak!

İfrata Kaçmak! Yeni bir olası müzakere süreci arifesinde birileri yine...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Bir Kitap: Bize Benzeyen Yabancılar

Yazının başlığı gazeteci-yazar Yorgos Frangos’un kitabının başlığıdır. Frangos, “Bize...

Niyazi Kızılyürek yazdı: 1958’in “Kara Haziran’ı” (I) provokasyon ve şiddet

1958 Haziranı’nın yakın Kıbrıs tarihinde apayrı bir yeri vardır;...

Kıbrıs Rum Toplumunda Milletvekili Seçimleri ve Çok Parçalı Siyasal Yapı – Niyazi Kızılyürek

Kıbrıslı Rum seçmenler bugün sandık başına gidiyor. Elli altı...

1912 Mayısında Limasol’da Etnik Çatışma ve İlk Ölümler – Niyazi Kızılyürek

1912 yılının Mayıs ayında Limasol’da yaşanan olaylar Kıbrıs tarihinde...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,935TakipçilerTakip Et
882AboneAbone Ol

Son eklenenler

Sotos Ktoris: “Kültürel miras tüm Kıbrıslıların ortak değeridir”

Kıbrıs'taki siyasi müzakereler yıllardır bir ileri iki geri giderken,...

Tuğçe Madayanti Şen yazdı: Kamera NATO’ya dönerken

Gelecek hafta Ankara'da NATO zirvesi var. Kapalı kapıların ardında neler konuşulacağını...

Özgür Gürbüz yazdı: Az kalsın fidan dikeceklerdi

Ankara’daki NATO zirvesi öncesi onlarca kişi gözaltına alındı, 103...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kuzey Kıbrıs sıcaklarından

Haziranı tamamlamak üzereyiz. Ben de yeni bir yaşa da...

Ecehan Balta yazdı: Mega GES’in gölgesi: Ovakışla’da güneş kimin için doğuyor?

Bitlis Ovakışla’da yaşanan GES direnişi, yenilenebilir enerji tartışmasının en...

Murat Çakır yazdı: ‘Burgfrieden’ siyaseti ve Alman sendikaları

Orta Çağ’dan kalma “Burgfrieden” teriminin Alman işçi sınıfının...

Mahir Ulutaş yazdı: Yeniden Hürmüz Boğazı krizi üzerine

Hürmüz Boğazı’nın neredeyse tamamen kapanmasıyla tetiklenen süreç, küresel enerji piyasalarında modern...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kuzey Kıbrıs’ta veri skandalı: 364 bin kişinin sağlık ve kimlik bilgileri Dark Web’e sızdı

Yenidüzen gazetesinden Tümay Tuğyan’ın özel haberine göre, siber saldırganların Kuzey...

Canlı yayın