yaklaşımlarAlpay DurduranKutsal baş Kıbrıs’ta – Alpay Durduran

Kutsal baş Kıbrıs’ta – Alpay Durduran

durduran2Gelenekçilik dünyanın en eski sorunlarından birisidir. Kıbrıs’ta Rum Kıbrıslıların hala kutsal başlarla içli dışlı olması bir sorun olarak çok az dikkate geliyor. Ancak insanlar arsındaki çeşitliliğin düşünülmemesi halinde hayretle karşılayanların sayısı azsa önemli ele alınmalıdır.

Kimin olduğu bilinmeyen kafatasının Patra’dan getirilip ziyaret sırasında parasal yardım toplanacağı açıklanarak getirilmesi ve devlet ricalinin de ziyaretlere katılması açıkça teşvik anlamındadır. Yani kimse hurafelere prim verilmemesi gerektiğini söyleyen laikliğe veya çağdaşlığa ters olmadığını söyleyemez. Kimse inançlara saygı ile bunu bağdaştıramaz.

Laiklikte devlet yani halkın parasıyla çalışan kurumlar böyle işler yapamaz. Buna izin verilirse kilise ki aslında hurafeleri yok etmek için işinin başında çok çalışmıştır bundan istifade eder çünkü bilimi durdurma başarısını gösterememiş ve hurafelerin bekçisi olmuştur.

Kıbrıs’ta kilisenin mali gücü ve siyasi etkinliği hurafelerden kazanç sağlamıştır ve devlet ricali de ona destek olmaya devam etmektedir. Kilisenin milliliği de Hristiyanlığa terstir ama Yunan kültürü Bizans ve Grek birleşimi yani milli ve dini karakterde olduğu için hurafelerin bekçisi olmak oradan gelir. Devlet buna destek olmamalıdır. Bunun dini inançlara saygı ile ilgisi yoktur. Siyasi rüşvettir. Alan da belli satan da bellidir.

Uzun yıllar önce Dr. Küçük Mağusa’da şair Namık Kemal’in büsütünü açarken “bu mübarek başı açıyorum” dediği için hala gülümsenerek anılır. Baş merakı Kıbrıs Türk tarihine Namık Kemal ve Dr. Küçük ile mal oldu Rum tarihine de Apastolos’un başı ile mal oldu.

Çağdaş Kıbrıs için tamamen utanç verici bir olaydır. Kıbrıslıların hala daha iskeleti de kafatası da şüpheli birisinin hurafeler devrinden günümüze çoğunlukla ne olur ne olmaz bakarsın sevap yazılır hanemize diye ziyaretine gittiğini ve keselerinin ağzını da açtığını görüyoruz. Yani hala daha Gül’ün Adı filmine konu olan bir kültür ve dini baskının yaşandığını anlıyoruz. Yazıklar olsun.

Eğitim düzeyi yüksek Kıbrıs’ın insanlarının ülkelerinde böyle saçmalıkların devlet eliyle itibar görmesini neden görüyoruz? İdarenin üç kuruşa muhtaç olduğu bu günlerde gerçekleri arayı sorunlara çare üretileceğine Yunanistan’dan bir kafatası getirip yardım toplamayı düşünebilen açıkgözler halkın servetlerinin üzerinde oturabiliyor ve kilisenin ekonomik akla teslim edilmesini değil yarımla vakit kaybedilmesini tercih ediyorlar.

Siyasiler etkin bir idare kurup sorunları aşmak yerine kilisenin hurafelerine destek demek olan ziyaretler yapıyorlar. Hesaba işlenmiyor ama bir başkanın gidip de kelle öpmesi kaça patlamış düşünmek gerek. Bunu düşünmeyen ve daha önemlisi hurafelerden medet umulmasını teşvik etmek kurnazlıktan doğan bir suç işlemektir. Devlet başkanı hurafe reklamı yapamaz. Buna sessiz kalıp da onu affedenlerle de demokrasiden çare üretimi sağlıklı olmaz.

Kiliselerde ikon öperler ve sağlıksızlığını tartışırlar. Şimdi bazı yerlerde üzerine sürekli temizlenen bazı materyaller koyarlar ama ikon öpmenin saçmalığını düşünmekten uzak insanlar yetiştirmemeyi kararlaştıramazlar. İsteyen öpsün ama devlet buna karışmasın. Hatta eğitim kurumlarında bu saçmalıkların tartışılmasını sağlasın. Laik devletin böyle davranması gerekir. Yoksa kuşaktan kuşağa büyük serveti olan kilise hurafeleri sürdürmeyi sürdürecek ve mum yakan, çaput bağlayan, tütsü yakan ve mezar taşı başında ağlayan ve bunu yapınsa sahte bir mutluluk ve umut bekleyen insanların aklıselim sahibi olmasını beklemeye devam edeceğiz.

Hz. Ebu Bekir deveni sağlam kazığa bağla sonra Allah’a emanet demiş ama onu gene de samana kazık çakmaktan vazgeçirememiş. Allah’ın emanetçi değil dünyayı sınav alanı olarak yaratan olduğunu hatırlatmak daha anlamlı olsa gerek. Yoksa sağlam kazık tavsiyesine uyan Ebubekir yandaşları kazıklarını samana çakmasalar da emanet işlemiyor, Allah’a emanet Peygamber’den başka şefaat hakkı olan yoktur Apostolos Andreas bile şefaat edemez ayetinin sözüne göre hareket etmeyi devlet halka hatırlatmalıdır.

Yoksa insan beşer bir gün şaşar. İstefanu, Anastasiadis’i koalisyon ortaklarının hatırına Kıbrıs sorununu kurban etmek ve yanlış icraatlarla Talat-Hristofyas döneminde uzlaşılan ortak müzakere zeminini yok etmekle suçladı. Sanki işler iyi gidiyordu ve Kıbrıs sorununu çözüyorlardı. Hâlbuki halk bilir ki ortak noktayı saptamaya karşı çıkan AKEL’di. Halk kelle derdine sahip çıkan bir halk olmasa bunları seçer mi? Biri birinci diğeri ikinci partinin lideri.

Ünlü filozoflar yüzlerce yıl önce anlamak için dinlemeye başlamadan önce beyninizi boşaltın der. Çünkü beyinde hurafeler birikir. Devlet insanlara beyinlerini boşaltma yeteneğini insanlara sağlamak zorundadır yoksa beyinler hurafe yığının içinde çelişkileri görmez olur. Kilise ise hurafe yığar ki bir yığın din insanını besleyecek çarklar çalışsın. Din insanı akıl hocası olduktan sonra hayır etmenin olanağı kalmaz. Hiç değilse bilgi alırken beyni boşaltmayı becermek gerek ki bunu öğrenmeliyiz.

Kıbrıs sorunu uzun yıllar başarısız yöntemlerle görüşülmektedir. Çözmek değil karşı tarafı suçlamak için görüşme planlanmakta ve sürdürülmektedir. Dünyanın öfkesini çekmemek biz marifet sayılmaktadır. BM bunu tarafların liderlerinin yanında dünyaya açıklamıştır: Bunlar suçlama oyunu oynuyorlar, halklarını birbirine karşı kışkırtıyorlar demiştir. Bu kez de ayni yola hazırlık yapıyorlar. Yeni bir yol arayışına girmiyorlar.

Özel temsilciler Ankara ve Atina’ya gidip görüşme yapacaklarmış! Aksesuar olacak değil mi? Ayni anlayış, suçlama oyununa öyle devam edecekler. Görüşmenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bile bir sorun oldu. Çözüme yardımcı olması için çaba yerine suçlu kim çıkacak ve yeni bir unsur çıkmaması için ne yapmak gerek yolunda yürüyorlar.

Eroğlu kurucu devlet lafını ortaya attı ki bakir doğum gene tartışılmaya başlansın.

Downer saçmalıklara son vermeye çalıştığı için topun ağzına konuldu. Türk tarafı gık çıkarmıyor ki Rum tarafı suçlanabilsin. Yoksa olumlu taraflara sahip çıkıp Downer’i destekleyecek.

İşimiz zor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Yönetimin tek cinsi kabul edilir: DEMOKRASİ – Alpay Durduran

Yönetimin tek cinsi olması kabul edilir. Diğer cinsler tarih...

Gerçekte devletimiz varmış! – Alpay Durduran

Gerçekte devletimiz var. Onun uğruna ölünecek kutsal bir halka...

Demokrasi ve sorunları halkın karşısında – Alpay Durduran

Seçimler oldu ve sınav devam ediyor. Oylar dağıtıldı ve...

Devlet suçluyu koruyamaz her an suçu soruşturmaya hazır olmalıdır – Alpay Durduran

Halkı kandırıp yasal boşluklardan bahsedilirse biliniz ki sorumluluktan kaçanlar...

Demokrasiye ters gelişmeler – Alpay Durduran

Demokratik yolla seçilmiş gibi yapılan ve hükümet kurma çalışmaları...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,917TakipçilerTakip Et
913AboneAbone Ol

Son eklenenler

Yücel Özdemir yazdı: Ukrayna ve İran’da son sözü kim söylüyor?

Ukrayna ve İran savaşlarının kısa sürede bitme olasılığı her...

Ecehan Balta yazdı: İklim finansmanı mı borçlandırma rejimi mi?

İklim krizi artık geleceğe ilişkin bir ihtimal değil. Kuraklık,...

Taner Akçam yazdı: İki büyük dalga depremleri ve yeni cumhuriyetin ayak sesleri

Cumhuriyet tarihi, Osmanlı’nın geç döneminde başlayan ve cumhuriyette de...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tetiklenen savaş alanı ve Mısır oyuna doğru

Belli ki genel Amerikan Ortadoğu projesi sıkıştı. Üstelik Trump...

Mustafa Çıraklı yazdı: Guterres’in Ardından: Çözüm diplomasisi de değişmeli mi?

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti, büyük ölçüde...

Hediye Levent yazdı: Boğaz savaşları ve uçurumun eşiğinde bir kıta!

Hürmüz Boğazı’ndaki öngörülemez gidişata ek olarak yenilerde Bab El...

Kavel Alpaslan yazdı: ABD’liler emekli olmak için Vietnam’a gidiyor: Gerekçe ucuz sağlık

Vietnam, ABD’liler için uzun yıllar ‘savaş hezimetiyle’ anıldı. Şimdiyse...

Metin Yeğin yazdı: Bir komün belediye

İspanya’nın komün belediyesi Marinaleda’daydım. Zeytin ağaçlarının arasından zeytinyağı fabrikasına...

Canlı yayın