Kıbrıs iktibasNidai MesutoğluKülliyeye karşı çıkma körlerin fili tarif etmelerine benzedi – Nidai Mesutoğlu

Külliyeye karşı çıkma körlerin fili tarif etmelerine benzedi – Nidai Mesutoğlu

Genel seçimler öncesi güç birliği yapamayan federasyon yanlısı partiler ve külliye inşası konusunda ortak tavır alarak bu güç birliğini sağladıklarını düşünerek Kızılbaş Parkındaki “Halk Buluşmasına” gittim.

Ateşli konuşmaların yapılacağını bekledim. Konuşmalar 2 dakika ile sınırlandırıldı. İkinci konuşmayı yapmak için mikrofona çağrılan Salih Taşkın Yaradanakul duygularını ve bu birleşmenin gereğini anlatmaya çalıştı. Külliye meselesi bütünün bir parçasıdır dedikten sonra susturuldu.

Sunucular bu konuda uyarılmış olmalıydılar. Sadece Külliye’nin durdurulması konusunda önerisi olanlar konuşacak ve bunun dışına çıkılmasına müsaade edilmeyecekti. Öyle de yaptılar.

Hayal kırıklığı yaşayarak oradan ayrıldım. Benim için bundan sonraki konuşmaların bu durumda pek anlamı kalmamıştı.

Külliye’nin inşasına karşı çıkan bir gurup bunu sadece “bize sormadılar, bizim ihtiyaçlarımızı belirlemede danışmadılar” tezi üzerinden karşı çıkıyordu. Yani kısacası: “bizi insan yerine koymadınız. Koysaydınız bu projeye sahip çıkardık” demeye getiriyorlar.

Sorun aslında Kıbrıslı Türkleri yok sayma sorunudur. İrademizi gasp etme sorunudur. Bu nedenle Ankara’daki Erdoğan rejimi kendi egemenlik anlayışıyla hareket etmektedir. İstediği yere cami, istediği yere okul, yandaş Türkiye sermayedarlarına da yatırım olanağı sunmaktadırlar.

Karpaz’a elektrik götürme de bu projenin bir parçasıysa. Alt yapı hazırlanarak Karpazın tüm kıyıları yabancılara peşkeş çekilmedi mi? O zaman da karşı çıkılmış ve eylemler yapılmıştı. Sonuç ortada.

Hala Sultan Camisi, İlahiyat koleji için de kararlar Ankara’da alınmadı mı? Sonuç yine ortada. Bunlar Kıbrıslı Türklerin ihtiyacı için değil Yeni Osmanlıcılık anlayışı ile yapıldı.

Ankara’daki Erdoğan rejiminin hazırladığı protokollerle her istediklerini yaptıranlar şimdi de Külliye yaptırmaya karar verdiler. Bunu da engelleyemeyeceğiz.

1963’ten sonra Makarios Kıbrıslı Türkleri yok saymadı. Onlardan kurtulmak için göç etmelerini sağlamaya çalıştı. Bu şekilde adım adım Enosis’i gerçekleştirme sevdasındaydı. Başarılı olamadı.

Şimdi Erdoğan rejimi bizi yok sayıyor. Asimile ederek yok etmeye çalışıyor. Zaten Kıbrıslı Türkler onlar için çok da önemi değildir. Önemli olan burada asker bulundurmak ve stratejik sebeplerle bu toprakları kullanmaktır.

Külliye inşaatı Erdoğan’ın burada her istediğini yapabilecek güçte olduğunu ve gerçek egemenin Ankara’daki rejim olduğunu gösterir.

Buna karşı ne yapılabilir? Onu tartışmak varken biz Körlerin fili tarif etmeleri gibi yapıyoruz.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Osmanlı’nın son yıllarında Düyûn-ı Umûmiye ve Erdoğan’ın tutumu – Nidai Mesutoğlu

Sürekli duyduğumuz bir söz var: “Tarih tekerrürden ibarettir” Anlamı...

Erdoğan’ın Sisi ziyareti ve bir fıkra – Nidai Nesutoğlu

Sosyal medyada kullanıcıları büyük olasılıkla bu fıkrayı biliyorlar. Haber...

Din bezirganlığından din tüccarlığına – Nidai Mesutoğlu

Bezirgan sözcüğünü şimdiki nesil bilmez. Yaşı 60’ı aşmış olanlar...

Kıbrıs Sorunu, Erdoğan ve Can Atalay – Nidai Mesutoğlu

Sol dünya görüşünü savunmak ulusal değil sınıfsal bir düşünceyi...

Nikos Hristodulidis’in paketi bireysel haklar verirken toplumsal haklardan söz etmiyor, en can alıcı nokta budur

Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis aylar önce duyurusunu yaptığı...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
930AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kemal Can yazdı: İktidarın “rıza üretme” derdi var mı?

AKP iktidarı döneminde herkes çok baskı, çok zorlama yaşadı,...

İlhan Uzgel yazdı: Örgüt-vekillerden devlet-vekillerine geçiş

Küresel sistemdeki dönüşüm, dünyanın bütün bölgelerindeki gelişmeleri ve dengeleri...

Vijay Prashad yazdı: İran hâlâ gayrimeşru bir saldırganlığa direnirken açık mektup

Sevgili dostlar ve meslektaşlarım, Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail bu...

George Koumoullis yazdı: Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kronik ikiyüzlülüğü: Doros Loizou, Tasos Isaak ve Solomos Solomu cinayetleri

Üç cinayetin özeti, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yüzleşmekten kaçındığı bir gerçeğin...

Marios Epaminondas yazdı: Şehir Surlardan Çıkıyor

Bir asır önce yaratılmasından bu yana Lefkoşa'nın canlı bir...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Türg Hegemonya İnşasında; Türkiya’nın Paralı Ordusu SADAT

Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. (SADAT)...

Özkan Yıkıcı yazdı: İzlanda halkı AB ile görüşmelere hayır dedi

Bizde pek konuşulmadı. Zaten çoğu konu resmi duruştan toplumsal...

Canlı yayın