yaklaşımlarHalil KarapaşaoğluKöşe yazısı, yazarlığı üzerine - Halil Karapaşaoğlu

Köşe yazısı, yazarlığı üzerine – Halil Karapaşaoğlu

halil (2)Halil Karapaşaoğlu’nun Afrika Gazetesinde “Apartman boşluğu” başlıklı köşesinde yayınlanan yazısı

Camdaki çatlak…

Topraktaki yarık…

Ağaçtaki kesik…

Hangimizi etkilemez?

Hangimiz düşüncelere dalıp gitmez?

Yazı; biraz çatlak, yarık ve kesik gibidir…

*                                 *                                 *

Bir insan yaratalım…

Yüzüne biraz çatlaklık…

Yarıklık ve kesiklik koyalım…

Çok değil abartmadan…

Ve bir anda karşınıza çıkartalım…

Yüzünün hissettirdiklerini…

Unutmak mümkün mü?

Yazı; çatlak, yarık ve kesik gibidir…

*                                            *                                            *

Her ne kadar birçok edebiyatçımız…

Katılmasa da…

Köşe yazıları edebi bir türdür…

Roman, öykü, şiir, tiyatro oyunu gibidir…

Küçümsenmesinin nedeni…

Hızlı tüketilmesi…

Zaman karşısında çok fazla direncinin olmamasıdır…

Gazetelerde yayımlandıklarından…

O gün için…

Bilemediniz üç dört gün için güncelliklerini korurlar…

Daha önemlisi…

Yazarların yaptıkları işin ciddiyetinin farkında olmamalarıdır…

Köşe yazıları yazmak zor zanaattır…

İşçilik ister…

Kelimeler ve düşünceler üzerinde düşünme kaldırır…

Ritim, kurgu, söz dizimi, felsefe, diyaloglar…

Yukarıda saydığım edebi türlerin hepsini…

Köşe yazıları, kendi bünyesinde barındırabilecek…

Geniş bir zemin sağlamaktadır yazarına…

Köşe yazılarını sadece gazeteciler yazmaz…

Köşe yazarlığı gazetecilerin işi değildir sadece…

Edebiyatçılarımız, bu tarzı küçümsemektedir…

Kendilerine güvenmemeleriyle birlikte…

Düşünce tembeli olmalarından kaynaklı…

Bu alandan uzak durmaktadırlar…

*                                 *                                 *

Köşe yazılarının bize yarattığı bu özgür zeminden…

Köşe yazarları farkında mıdırlar?

Düşünce, sözcük işçiliğini ne kadar hakkıyla yerine getirmektedirler?

Bir dönem en uç noktalardaki…

Farklı kesimlere hitap eden gazeteleri almıştım…

Dikkatli olarak değerlendirdiğiniz zaman fark edeceksiniz ki…

Köşe yazılarından ne edebi bir tat almak mümkün…

Ne de farklı bakış açılarıyla sarhoş olmak…

Ne yazık ki…

Politikacıların ve politik demeç veren kişilerin kullandığı…

Sığ dilden çok da farklı değil…

Genelde var olan bir olay üzerine…

Kendi yorumunu getiriyor köşe yazarı…

Bu yorumların neredeyse hepsi Kıbrıs sorununa…

Geçmişte yaşanan politik olaylara bağlanıyor…

Bu düşünce kabızlığını gösteriyor…

Dille hiçbir meseleleri yok…

Ne yazıdaki ses dizimine dikkat ediyorlar…

Ne de yazılarındaki kurguya…

Fethi Naci şairler için“dil gurbeti” olarak tanımlamıştı bu tarz vakaları…

Bu konu için ne kadar geçerli olur bilemiyorum ama…

“Söze zulmeyleme” de demişti yine dille ilgili sığlığı ifade etmek için…

Ne kadar can alıcı…

Söze zulüm etmek…

Entelektüel anlamda ne kadar yetkin gazetecilerimiz?

Kitap okumaktan…

Gezip, görmekten bahsetmiyorum…

Hayatı düşünmekten…

Hayatın içinde barındırdığı farklı disiplinlerden beslenmekten…

Bunlarla ilgilenmekten bahsediyorum…

Bunun içinde sosyoloji, felsefe, sinema da var…

Marangozluk, makinistlik…

Çobanlık, çorbacılıkta…

Salt düşünce değil…

Güncel, pratik hayatın içindeki faaliyetlerdir de vurgulamak istediğim…

*                                 *                                 *

Merak ettiğim diğer bir konuda…

Köşe yazarı yazdığı metni kaç defa okumaktadır…

Yazdığı metni ne kadar önemsemektedir…

Kendi bile yazdığı metne önem vermezken…

Okuyucu nasıl önem versin…

Bu toplumsal anlamda da…

Büyük sıkıntılar yaratmaktadır…

Köşe yazılarını sürekli okuyan bir okuyucu…

Kendini köşe yazılarıyla geliştirmektedir…

Bu bağlamda okur diğer metinlerle…

Ne kadar ilişki içine girebilir?

Diğer metinlere yönelebilir mi?

Bu, sürekli Kıbrıs yemekleri yiyerek oluşan bir damak tadının…

Belki Çin mutfağına…

Belki Fransız mutfağına rastladığı zaman…

Hiç zevk almaması…

Damağının başka tatlara açık olmaması gibi değil midir?

*                                 *                                 *

Yazı çatlak, yarık ve kesiktir…

Yazı kendini tanımlayan şeylerin…

Reddidir de aynı zamanda…

Öyle güzeldir ki…

Çirkini de sever…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Halil Karapaşaoğlu yazdı: “Gipriz Cumhuriyeti’ndeki Haglarımız” Söylemi Üzerine

Gıprızlıca gonuşan Gıprızlıların genelde üş tip vatandaşlıgları vardır. Bunnardan...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: MİT ve Türg Dış Politikası

Milli İstikbarat Teşkilatı (MİT), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 2020...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Türg Hegemonya İnşasında; Türkiya’nın Paralı Ordusu SADAT

Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. (SADAT)...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Libya-Türkiya İlişgileri Neçün Gıprız İçün Önemlidir?

Libya 2011 yılında Kaddafi'nin devrilmesinden soğra do'u ve batı...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Türkiya’nın Somali’de Ne İşi Var?

“Türkiya'nın Somali'de ne işi var?” sorusunun cevabı “Türkiya’nın Gıprız’da...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,904TakipçilerTakip Et
961AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: İsveç seçim sonuçları üzerine

İsveç'te parlamento seçimleri tamamlandı. Sonuçlar netleşti. Hükümet olan sağ...

Volkan Yaraşır yazdı: Faşizm ve kadınlar

Faşizm, olağanüstü devlet biçimi olması yanında arzuyu, duyguyu örgütlemesi;...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: Annamazsınız be amma…

Bilmemek… Bilmediğini bilmek ya da bilmediğini bilmemek… Bilmiyorum… Bilmiyorsun… Bilmiyor… Bilmiyoruz… Bilmiyorsunuz…...

Şener Elcil yazdı: Benden Sonrası Tufan!

Dünyayı yöneten küresel sermaye grupları arasındaki rekabetin yarattığı yeni...

Kıvanç Eliaçık yazdı: İklim suçları için vicdan mahkemesi

Adalet sadece adliye koridorlarında aranmaz. Devletler ve şirketler suçlarını...

Ecehan Balta yazdı: Ekolojik yıkım cinsiyetsiz değil

Kasım ayında dünyanın ekoloji gündemi Antalya’ya taşınacak. COP31, 9-20...

Özkan Yıkıcı yazdı: Eski cumhurbaşkanı Taçi 25 yıl ceza aldı

Kıbrıs'ta yaşamanın önemli siyasal dikkat alanları da oluşturur. Salt...

Canlı yayın