yaklaşımlarÖzkan YıkıcıKısa bir hatırlatma - Özkan Yıkıcı

Kısa bir hatırlatma – Özkan Yıkıcı

Geniş Orta Doğu coğrafyasında savaş sürüyor. Emperyalist hegemonya ile Orta Doğu stratejik planının son halkası İran merkezine yoğunlaştırıldı. Ancak plan yerine kaosla birlikte savaş sürüyor. Savaş, yıkım ve yoksulluk kısır döngüsüne takılıyor. Sonuç alınamadıkça plan, beklenen gelişmede diken bahçesine düşerken elbet ekonominin alanlarını da hızla yakmaya başladı.

En başta enerji ve gıdada artık tartışmasız sonuçlar alınmaya başlandı. Petrol fiyatları ve gıda alanı, artık ekonomik kriz kelimelerinde birer dolgu hâline dek geldi. Elbet savaş yangını ve ekonomik ateşleme yan yana gelince birçok ekonomik kavramı da duymaktan kurtulamadık. Bunlardan biri ekonomi olurken önemli bir kelime de enflasyon olmaktadır. Savaş ve ekonomik kriz aşmazı, enflasyonu da tetikleyeceği kesindi. Öyle de oldu. Enflasyon yükselişi ise en başta dayatılan mali disiplinin bozulması demekti. Ekonominin tüm alanlarında hissedilmesini sağlar. Nitekim en önemli Alman ekonomisinde dahi en başta sanayi ile enerjiyi vurdu.

Böylesi gelişme ise beraberinde tedbirler kelimesini cümlelere kondurttu. Tedbir de enflasyon alanında malumdu. Artık mali disiplin derken enflasyonu durdurma çıkarımı yapılırken karşıt önlem ihtiyacı da yükseldi. Bunlar teker teker hayata çabucak yansıdı. İşte bu arada önemli bir koşul da duyulur hâle taşındı: güvenmek. Kriz veya önlem dinlemeden, zorunluluk imdat kelimesi eklense de gerçek yine gerçekti: verilen bilginin doğruluğu.

Akıl hemen tetiklendi. Enflasyonu ölçen ilkeler vardı. Bunlarla hayat pahalılığı ortalaması bulunurdu. Birçok ülkede, başta bizde, bu istatistik rakamlarına inanılmıyor. Hayat ile rakam birbirinin çok ötesinde oluyor. Bu da bir anlamda uygulamada hinliğini çağrıştırıyor. Öncesinde bile açıklanan resmî enflasyon rakamına pek inanan yoktu. Ama enflasyon en başta alınacak maaşa katkıyı belirleme gibi başka sonuca giden yoldu. Bu da salt enflasyon rakamı değil, yansıtılma şekilleriyle de iyice inanılmaz bir karşılık hâline gelmekteydi.

Şimdi savaş var. Özellikle enerji ile gıda alanındaki etkileme, hayat pahalılığını da ateşledi. Fakat fırsat da vardı. Savaşı bahane edip birçok hakkı geri alma şansı da oluştu. Hele de sendikal hareketin zayıf olduğu ülkelerde. “Tedbirler” denildi. Elbet anlamı bazı hakları yok etmekti. Maaşlarda yükselişi düşürme hâliydi. Bu da ilk dokunulacak paradoks olan enflasyondu. Hem kaçınılmaz enflasyon yükselişi hem de maaşa yansıyışı, tedbir nedeniyle daha daraltılma uygulaması ile kamuoyu oluşturma ikilemiydi.

Bizim gibi ülkelerde hemen bir yeniden üretme oldu. Sunulan enflasyon rakamı resmen inanılmazdı. Normal zamanın rakamından dahi daha aşağıda çıktı. Son Türkiye ve Kıbrıs aylık enflasyonu bunun kendisidir. Hiçbir tedbir olmasa da düşük maaş yansıması olacağı işaretiydi. Ancak hayatta başka gerçekler de vardı: fiyatlar yükseldi. Salt savaşla etkilenen enerji değil, gıda fiyatları da oldukça yukarılarda dolaşıyor. Ama rakam, savaş öncesi rakamlardan bile daha aşağıda.

Ama bir de başka gelen dalga vardı. Kamuoyu gündemine tedbir adıyla her alana dokunma geldi. Tabii ki enflasyona yönelik de etki kaçınılmazdı. Ödeme alanına dek dokunuldu. Son epey tartışmalara yol açan, mecliste bulunan ve kararname ile yürürlüğe konulan yasa bunun sadece tehdit edici örneğidir. Dondurma, erteleme ve rakamın düşüklüğü üçgeni bir anda otomatik yüzde 25 maaşlarda kayıp oluşturdu.

Hatırlamamız gereken: yalanla başlayan, uygulamada normalleşen kural, kriz gibi yükselen dalga içinde daha acayip şekilde uygulanır. Değiştirme veya biraz düzeltme değil, resmen yıkma hamlesi silahı hâline gelir.

Ekonomideki enflasyon da bunların pratikte en net olanıdır. Zaten verilen rakamlar güvenilmezdir. Hatta aynı rakamlarla başka sonuç çıkarma denemeleri de oldu. Şimdi kriz gelince, sermaye lehine karar fırsatı da olunca enflasyon adeta krizi yoksula ödetme ve servete servet katma silahı hâline dönüştü.

İnanmıyorsanız son iki aylık enflasyon rakamlarına bakın. Gelen tedbirlerle önerilenleri yan yana koyun. Hamle maaşa ve hedef yoksul olmaktadır. Tabii ki haklara darbe vurmak da işin kolayıdır. Her adımda hayatta olan enflasyon ile açıklanan arasındaki uçurum daha da artmaktadır. Bu, işleyen makinenin kirlenen tarafını tamir etmek yerine kirliliğin diğer kesimlere yayılmasını tetiklemeye benzer.

Sistemi unutmayalım. Savaş–kriz ikileminde de fırsatı kullanma vardır. Bedel ödetme durumunda da tercihler ortadadır. Ama gerçekler, birinin servetine servet katarken örgütsüz, bilgisiz ve güvensizlik cenderesindeki kesimin bedel ödediğini göstermektedir. En kolay hedef alan da enflasyon oluyor. Enflasyonda ilk net görüntü açıklanan rakamlardır. Bu da güvensizlik duvarına çarparsa hayatın ne derece kötüleşeceğinin açık kanıtıdır. Onun için son yasa ile açıklanan enflasyon rakamlarını yan yana koyunca, yalandan başlayıp güvensizliğe giden yolda bedel ödeyen hep yoksullar olmaktadır. Kapitalist sömürü düzeninin acı resmiyle karşı karşıyayız.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kalınan yerden Azerbaycan konusuna aralanırken

Dünkü yazımda Azerbaycan-Türkiye sorunu üzerine birkaç söz yazdım. Sabahleyin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamasi sarhoşluktan Azerbaycan gerçeğine aralanırken

Ankara'da Türk devletleri zirvesi toplandı. Tabii kimisi de Türk...

Özkan Yıkıcı yazdı: Cumhuriyet bayramlı bir gün yaşadım

Perşembe gününü resmî tatil olarak geçirdim. Doğrusu, havada yağmurun...

Özkan Yıkıcı yazdı: İsrail seçimlerinden Brezilya sonuçlarından bir demet

Hafta sonu Brezilya'da yapılan genel seçimler ve dün gerçekleşen...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sarsıntılarla K. Kıbrıs seçim süreci ilerlerken

Ufak ayrıntıyla başlayalım: K. Kıbrıs koşulları siyasal süreçte iki...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,268TakipçilerTakip Et
1,270AboneAbone Ol

Son eklenenler

Nevzat Hami yazdı: İki Nene, İki Kitap, Bir Sofra

Bir sofranın etrafında toplanan insanlar yalnızca yemek mi yer?...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Savaş düzenine hayır

Cuma günü başta Roma, Milano, Torino, Bologna, Napoli ve...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Redif Nurel ve “Dreams come true in Northern Cyprus!”

Rumun bayra'ını sallayacaglarsa Rum tarafı o tarafdadır. Ezan sesine...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kalınan yerden Azerbaycan konusuna aralanırken

Dünkü yazımda Azerbaycan-Türkiye sorunu üzerine birkaç söz yazdım. Sabahleyin...

Miquel Pellicer yazdı: Lula’nın dijital zaferinin anatomisi

Brezilya’da Luiz Inácio Lula da Silva’nın 25 Ekim 2026’da...

Fikret Başkaya yazdı: Araba çılgınlığına dair…

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamasi sarhoşluktan Azerbaycan gerçeğine aralanırken

Ankara'da Türk devletleri zirvesi toplandı. Tabii kimisi de Türk...

Erkan Çavuş yazdı: Sonumuzun gelmesini mi bekleyeceğiz, ayağa kalkarak kendi kaderimizi ellerimize mi alacağız?

80’li yıllardan itibaren reel sosyalizmin yenilgisiyle birlikte dünyada sağ...

Canlı yayın