iktibasKıvanç EliaçıkKarakas’tan Kudüs’e bakmak - Kıvanç Eliaçık

Karakas’tan Kudüs’e bakmak – Kıvanç Eliaçık

Orjinal yazının kaynağıilketv.com.tr

Orta Doğu’da, daha doğrusu Batı Asya’da, süren soykırım ve savaşlar, yalnızca “yerleşimci-sömürgeci” bir rejimi değil, aynı zamanda dünya düzeninin ahlaki ve siyasal çöküşünü de görünür kılıyor. Bu çöküş, Latin Amerika’da, ya da yerli halkların ona verdiği adla Abya Yala’da tanıdık bir manzara. Çünkü bu kıta, sömürgeciliğin, askerî diktatörlüklerin, meşrulaştırılan devlet şiddetinin ve cezasızlığın ne demek olduğunu yaşayarak öğrendi.

Bugün Filistin söz konusu olduğunda dolaşıma sokulan egemen dil, Latin Amerika halklarının hafızasında yankılanıyor: “Taraflar şiddete son vermeli”, “uluslararası hukuk”, “iki devletli çözüm”… Güney Konisi’nde (Cono Sur: Arjantin, Şili ve Uruguay) buna yıllarca “iki şeytan teorisi” denildi. Fail ile kurbanı eşitleyen, sömürgecinin şiddetini görünmez kılan bu dil, devlet terörünü aklamak için kullanıldı. Bugün aynı dil, Filistin’deki soykırımı bir “çatışma”ya indirgemek için yeniden devrede. Bu, masum bir tesadüf değil; dünyanın paylaşımı ve yeniden paylaşımı mücadelesinin güncel bir ifadesidir.

Latin Amerika devletlerinin Filistin’le “diplomatik” ilişkisi, 1947’de Filistin’in bölünmesine verilen destekle başladı. O günden bugüne değişmeyen şey, İsrail’le kurulan askerî ve ticari bağların sürekliliği oldu. Siyasal yönelim fark etmeksizin hükümetler Filistin’e destek açıklamaları yaparken, İsrail’le silah anlaşmaları imzalamayı sürdürdü. Gazze bombalanırken “endişe” beyanları geldi; favelalar ve yerli halkların toprakları İsrail silahlarıyla militarize edilirken ise sessizlik hâkim oldu.

Ama Latin Amerika tarihi hiçbir zaman yalnızca devletlerden ibaret olmadı. Bu kıta, halk hareketlerinin devlet aklını defalarca aştığı bir coğrafya. Yerli direnişleri, köylü hareketleri, siyah isyanları, feminist mücadeleler ve işçi grevleri; Zapatistalar’dan MST’ye uzanan bir siyasal gelenek, sömürgecilik ve kapitalizme karşı başka bir dünyanın mümkün olduğunu gösterdi. Filistin’de de buna paralel bir direniş hafızası var: Birinci İntifada’nın kitleselliği ve halkçı karakteri… Mülteci kamplarından, diasporadan mahallelerden, kadınlardan, gençlerden, hatta çocuklardan yükselen bir direniş.

Ne var ki bu halkçı siyaset, her iki coğrafyada da sistemli biçimde tasfiye edilmeye çalışıldı. Latin Amerika’da gerilla yenilgileri ve diktatörlükler; Filistin’de ise Oslo süreci bu tasfiyenin başlıca aygıtları oldu. Oslo, Filistin’i özgürlüğe yaklaştırmadı. Direnişi müzakere masalarına hapsetti, sömürgeciliği “normal” ve “yönetilebilir” kılmaya yaradı. Aynı dönemde Latin Amerika’da neoliberalizm “tarihin sonu” diye dayatıldı; devrim, kurtuluş ve anti-emperyalizm kavramları marjinalleştirildi.

Ama ne Filistin’de ne de Abya Yala’da tarih bitti. Gazze bugün bu gerçeği en çıplak hâliyle hatırlatıyor: Sömürgecilik ehlileştirilemez. Güney Afrika’da apartheid uluslararası izolasyon olmadan yıkılamadıysa, İsrail’in yerleşimci rejimi de yaptırım ve tecrit olmadan durdurulamaz.

Bu yüzden Boykot, Yatırımların Geri Çekilmesi ve Yaptırımlar (BDS) çağrısı ahlaki bir jest değil, tarihsel bir zorunluluk. Latin Amerika’daki BDS kampanyalarının önemi tam da burada. İsrail silahları Kolombiya’da paramiliterlere, Brezilya’da favelalara, Şili’de Mapuche halkının topraklarına yöneliyorsa, Filistin “uzaklarda” değildir. İsrail, Latin Amerika’da yalnızca bir dış politika aktörü değil; karşı-devrimci bir güvenlik mimarisinin parçasıdır.

Bugün Filistin’le dayanışmanın asıl gücü, devletlerin diplomatik beyanlarında değil; aşağıdan yükselen mücadelelerde yatıyor. Gençlerin, feministlerin, sendikaların ve yerli örgütlerin Filistin’e sahip çıkması tesadüf değil. Çünkü bu kıtanın halkları, özgürlüğün bombalarla gelmediğini çok iyi bilir.

Batı Asya’ya Latin Amerika’dan bakmak bir politik yöntemdir. Bu bakış, Güney–Güney dayanışmasını Kuzey’in onayına ihtiyaç duymadan kurma iradesidir. Filistin’i bir “dış haber” konusu olarak değil, çağımızın en yakıcı anti-sömürgeci mücadelesi olarak görmek demektir.

Latin Amerika’nın devrimci ve halkçı geleneği, Filistin’in çağrısını duyabilecek en güçlü zeminlerden biridir. Çünkü bu kıta, umudun bir lüks değil, bir mücadele biçimi olduğunu defalarca kanıtladı.

Tarih henüz yazılmadı. Ne Batı Asya’da ne de Abya Yala’da. Ve onu değiştirmek mümkün.

Sözü Eduardo Galeano ve Mahmud Derviş’i buluşturarak bitirelim:
Tarih suskun değildir. İşgal edilse de yalanlarla örtülse de susmayı reddeder.” Ve “biz tedavisi olmayan bir hastalıktan muzdaribiz: umut.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Kıvanç Eliaçık yazdı: Flamingo Devrimi

Arnavutluk’un Adriyatik Denizi kıyısındaki Vjosa-Narta Deltası ve Sazan Adası,...

Kıvanç Eliaçık yazdı: Küresel Haklar Endeksi 2026: Türkiye işçiler için en kötü 10 ülke arasında

Her yıl Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) tarafından hazırlanan ve...

Kıvanç Eliaçık yazdı: Kütüphanede olmayan kitaplar

Türkiye’de demokrasi hep trajikti ama farsa hiç bu kadar...

Nakba’dan sürgüne: Edebiyatın hafızası — Kıvanç Eliaçık

Filistin edebiyatının modern karakteri 20. yüzyılın başında şekillenmeye başladı....

Devletsiz bir ulusun ulusal sineması – Kıvanç Eliaçık

Filistin sineması, ‘Filistin’de çekilen’ veya ‘Filistin’i anlatan’ filmlerden çok...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,916TakipçilerTakip Et
914AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hazal Yalın yazdı: Nikaragua, 7 Ders

Ben Latin Amerika uzmanı değilim; kuşkusuz Nikaragua’yı benden çok daha...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...

Yücel Özdemir yazdı: Ukrayna ve İran’da son sözü kim söylüyor?

Ukrayna ve İran savaşlarının kısa sürede bitme olasılığı her...

Ecehan Balta yazdı: İklim finansmanı mı borçlandırma rejimi mi?

İklim krizi artık geleceğe ilişkin bir ihtimal değil. Kuraklık,...

Taner Akçam yazdı: İki büyük dalga depremleri ve yeni cumhuriyetin ayak sesleri

Cumhuriyet tarihi, Osmanlı’nın geç döneminde başlayan ve cumhuriyette de...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tetiklenen savaş alanı ve Mısır oyuna doğru

Belli ki genel Amerikan Ortadoğu projesi sıkıştı. Üstelik Trump...

Mustafa Çıraklı yazdı: Guterres’in Ardından: Çözüm diplomasisi de değişmeli mi?

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti, büyük ölçüde...

Hediye Levent yazdı: Boğaz savaşları ve uçurumun eşiğinde bir kıta!

Hürmüz Boğazı’ndaki öngörülemez gidişata ek olarak yenilerde Bab El...

Canlı yayın