arşivAli SarıtepeHDP baraj mı! – Ali Sarıtepe

HDP baraj mı! – Ali Sarıtepe

Kategori:

Milletvekili seçim sürecine girilmesiyle birlikte, HDP(Halkların demokratik Partisi) seçimlere; bünyesine dahil olan BDP(Barış ve Demokrasi Partisi) gibi bağımsız adaylarla değil de, parti hükmi şahsiyeti altında Türkiye sathında seçimlere gireceğini beyan etmesiyle birlikte, siyasetin olmazsa olmazı kadar gündeme yerleşmiş bulunmaktadır.

Tüm konuşmaların ortak hali; HDP ülke sathı mahallinde %10 barajını aşabilecek midir.

HDP’yi bu nokta da tartışmaya açmak, HDP’yi nasıl gördüğünü anlamakla ilgili bir düşündür.

HDP’yi Kürdistan ana gövdeli Kürt seçmen partisi olarak görmek mi?

Yoksa, Kürdistan siyasetinden Türkiye siyasetine ve seçmenine dönüşme aracı mı?

HDP, her şeyden önce emek-barış ve demokrasi güçlerinin oluşturmuş oldukları Türkiye projesidir. Ana gövdesi Kürt özgürlük karakterinden oluşmasına rağmen; ortak iradeli Türkiye projesidir.

Kendisinden önceki süreçte, çeşitli adlar altında oluşturulan ittifaklarla; ayrı kanallarda yürüyen sosyalizm mücadelesi ile özgürlük mücadelesini bir havuza akıtmanın en üst halidir.

Dolayısıyla Türkiye halkının siyasi projesidir.

HDP’yi sadece Kürt siyaseti ve Kürt seçmeni üzerinden okumak; gerekçeleri ne olursa olsun Türkiye sorunlarının partisi olarak görmemek ve Türkiye seçmeni partisi olarak görmemektir.

Kendisini Türkiye partisi olarak kurgulayan bir ittifakın, Türkiye projesi çerçevesi içerisinde kendisini konumlandırmayıp; sadece bir demografinin  gücüne dayandırması HDP’yi, ülkülerinin genişliğine rağmen bir demografinin siyaset sözcüsüne daraltmasına sokmasını beraberinde getirir. Ki; kendisi bu handikapın aşılmasının ifade hali olmasına rağmen, kendi tutumuyla kendisini kısırlaştırmış olur. Kurtulmaya çalıştığı dört duvara bir tuğla da kendisi koymuş olur.

Eleştirilerini HDP çemberi içerisinden yapan düşüncelerin baraj endişesi: HDP oluşması ile dönemi kapanmış olan bağımsız adaylar yöntemi ile parti temsiliyetini parlamentoda da yaratmak hali; Türkiye seçmenine ulaşmak istememenin ifadesi olacaktır. HDP bileşenlerini de siyaset ve pratiklerinin dışına düşürmek olur.

HDP’yi Kürdistan ana gövdeli Kürt seçmen partisi olarak hali oluşur.

HDP’yi Kürdistan siyasetinden Türkiye siyasetine dönüşmesine ve seçmeninin desteğini almasına bilerek ve ya bilmeyerek set oluşturmak olur.

Parlamento önemsiz midir?

Hayır.

Önemlidir. Ama ülke toplumunun temsiliyetini kendisine esas alan bir partinin kendisi için sorun olabilecek olan baraj engelini, sorun olmaktan çıkarmanın doğru yolu; kendisini bir demografinin bir kısmına (Türkiye’ye dağılmış olan Kürt seçmen mahrumiyeti yaşayacaktır) hapsetmesi yerine, ülkenin siyasi sınırları içerisinde; varlık halini en üst noktaya çıkarıp, kendisini siyasal tercih haline getirmesi ile engellemeleri aşması; onun geleceğe yürümesine devamlılık sağlamasının imkanı olacaktır.

Bir başka yönden de bakmak gerekir.

Siyaset, imkanları değerlendirme sanatıysa: siyaset yapma imkanlarının alabildiğine dar tutulması ve bununda ısrarla sürdürülmesi halinde; parlamento da siyaset yapma imkanlarından yoksun kalma ihtimalini de göze alarak, riskli siyaset yapmak da siyaset  yapmanın bir biçimidir.

Çeyrek yüzyıllık bir süreçte ısrarla kaldırılmayan %10 barajı, parlamento da siyaset yapmanın önünde ciddi bir engelse ve parlamentodaki odaklar buna çeşitli nedenlerle el veriyor durumunda iseler; böyle bir riski almak zorunluluk olarak ortaya çıkabilir olabilmektedir.

Parlamento da %10 barajı özellikle kaldırılmıyorsa ve bu da temsiliyet krizinin ta kendisi oluyorsa; riski göze alıp, sonuç olarak barajın altında kalmak da temsiliyet krizini; çözümün başlangıç noktasına haline getirmek de %10 engelini kaldırmayı mecburiyet haline getirir.

Barajlar oluşturup siyasette temsiliyet engelinin oluşturulduğu ortamlarda, temsil mahrumiyetinin yarattığı konjuktur, engeli kaldırmanın demokrasi getirisi haline de gelebilir.

Barajı aşmak için Fetullah Gülen’in deyimiyle: meşru zeminde olmak kaydıyla “mezardan kaldırılıp oy kullandırılmalıdır” hali kadar bu iş ciddileştirilirse ve baraj aşılamadığı zaman,

sorulması gereken soru şudur

Nasrettin Hoca’nın deyişiyle “hırsızın hiç mi suçu yok”*

*%10 barajını kaldırmamanın siyasal karşılığı “oy hırsızlığıdır”


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Toplumunu hasta eden devlet – Ali Sarıtepe

Toplum ya da toplum kütleleri üzerinde yükselen ve bir...

“Anayasayı askıya aldım” devlet biçimini dönüştürme eylemliliğidir – Ali Sarıtepe

Bundan önceki makalede “Demokratik Özerklik Devlet Biçimini Dönüştürme Talebidir”...

Demokratik özerklik devlet biçimini dönüştürme talebidir – Ali Sarıtepe

Üretim ilişkisinin karşılığı olan devlet tipi içerisinde çok çeşitli...

Bezginlik ve bezginleşmek – Ali Sarıtepe

Kişinin bir şey karşısında, devamlılık arz eden bir şey...

Orantılı şiddet, orantısız şiddet ve devlet terörü – Ali Sarıtepe

Kullanılan kavramın her iki halinin de ortak paydası vardır,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,927TakipçilerTakip Et
904AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden 15 Temmuz’a gelirken 2

Bugün 15 Temmuz. Hem Kıbrıs hem de Türkiye için...

Mahir Ulutaş yazdı: Emperyalizmin Askeri Yapay Zekâ Projesi: Veri Sömürgeciliği ve NATO

NATO ittifakının yeni bir stratejik yönelime geçişini temsil eden Liderler...

Ceren Ergenç yazdı: NATO 3.0’a Çin neden sesini çıkarmıyor?

Ankara’daki NATO zirvesi, Soğuk Savaş için kurulmuş bu örgütün...

Enver Şat yazdı: Çiftçinin emekli aylığı, kooperatifin kârı

Türkiye’de çiftçinin yaş ortalaması 59’a yükseldi. Çiftçilerin yüzde 70’i...

Aristos Mihailidis yazdı: Esnek Bir Model ve Gevşek Bir Masal

Şimdi buna "Kıbrıs sorunu için esnek bir çözüm modeli"...

Panayotis Mavros yazdı: Bu Adada Yalnız Yaşamıyoruz

Sevgili dostum Mihalis Stavru, pazar günü Politis gazetesinin "İkinci...

Şener Elcil yazdı: Piyasa Açıldı

Kıbrıs gibi yarı kurak bir iklimde çiftçilik yapmak, tarımla uğraşmak çok zor bir iştir. Yaptığınız...

Volkan Yaraşır yazdı: Wittgenstein, dil oyunları ve yapay zeka

20. yüzyıl felsefesinin en etkili ve en özel kimliklerinden...

Canlı yayın