iktibasHayri KozanoğluHayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zeka çılgınlığı

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zeka çılgınlığı

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net

Büyük olasılıkla siz de izlediniz, Elon Musk Space X şirketinin halka arzı öncesi 810 milyar dolarlık bir servete sahipken, 12 Haziran Cuma günü borsalar kapandığında serveti 1.1 trilyona yükselmiş ve dünyanın ilk dolar trilyoneri unvanını almıştı.

Space X’in finansal verileri hiç de 2.1 trilyon dolarlık bir değere işaret etmiyor. 2025 yılında 4.9 milyar dolarlık bir zarara uğrarken, tüm yıl boyunca sadece 18.7 milyar dolarlık bir ciroya ulaşabilmişti. Şirketin kendi açıklamaları, “dikey entegrasyon” diye yumuşattığı bir kavramsallaşmayla, uzayda bir tekele sahip olarak, tüm uydu haberleşmelerini ve dünyanın yörüngesindeki yapay zeka (YZ) hesaplarını egemenliği altına alacağını söylüyor ve böylelikle borsada ulaştığı değeri meşrulaştırmaya çalışıyor.

Aslında Space X vakası, ABD’deki hisse senedi fiyatlarının, özellikle YZ firmaları öncülüğünde aşırı yükselerek GSYH’nin 2.5 katına yaklaşması trendinin en uçuk noktalara ulaşan örneği. ABD’nin 935 dolar milyarderi olduğu, bu güruhun servetlerinin, sırf Trump’ın ikinci döneminin ilk yılında 1.5 trilyon dolar arttığı hesaplanıyor. Servetleri Musk’ın yanında güdük kalsa da, tam rakamı o günkü borsa fiyatlarına göre değişen, ama net biçimde 200 milyar dolar barajının üzerinde seyreden Amazon’dan Jeff Bezos, Oracle’dan Larry Ellison, Google kurucuları Larry Page ve Sergey Brin, Facebook büyük ortağı Mark Zuckerberg gibi azımsanamayacak ünlü isim bulunuyor. (Joseph Kishore, Elon Musk the world’s first trillionaire…WSWS.ORG, 12 Haziran 2026).

İstanbul Borsası’nın piyasa değerinin en son 480 milyar dolar civarında seyrettiğini, bunun teknoloji devi, çip üreticisi Nvidia’nın %10’una bile ulaşmadığını hatırlarsak, YZ çekişli bu çılgın yükselişin boyutlarını daha iyi kavrarız.

YAPAY ZEKA NEDİR?

İsterseniz bu konuyu tartışmaya YZ’yı tanımlayarak başlayalım ve adım adım ilerleyelim. YZ’nin evrensel bir tanımı bulunmasa da genel olarak bir makinenin insan beynine özgü kabul edilen, akıl yürütme, öğrenme ve problem çözme gibi bilişsel aktiviteleri yapabilme kapasitesi kazanması şeklinde özetleyebiliriz. Sınırları zaman zaman muğlak kalsa da makinenin insan beyninin fonksiyonlarını üstlenmesine YZ, insan elinin uzantısı haline gelmesine robotlaşma diyebiliriz. Ulaşılacak en zirve nokta ise tekillik (singularity) denilen, YZ’nin insanın genel düşünme kapasitesine erişmesi ve özerk biçimde faaliyet göstermesidir.

YZ tek tek, elle yazma, konuşma, resim tanıma, okuduğunu anlama, başka dile çevirme gibi işlerde insanları geride bıraksa da insan zekasının çok boyutlu ve kompleks niteliğine henüz ulaşmış değil. Benim gibi düşünenler de zaten bunun istenir bir aşama olmadığı, hatta insanlığın geleceği için büyük tehlike oluşturduğu fikrindeler.

YZ’nin son dönemlerde büyük bir sıçrama gerçekleştirmesinin ardında üç dinamik yatıyor; alt yapı, veri ve beceriler. Alt yapıdaki gelişme, hesaplama gücünün artması ve düşük maliyetli bilgi transferinin sağlanması ile kendini gösteriyor. Kitlesel anlamda ve farklı çeşitte kaliteli verinin üretilmesi ikinci kaldıraç noktasını oluşturuyor. Beceriler de, gelişkin YZ modellerinin geliştirilmesi ve uygulanmasında uzmanlığın artışını temsil ediyor. (UNCTAD, 2025 Technology and Innovation Report. Chapter 1).

KÜRESEL BÜYÜME VE YAPAY ZEKA

Borsalardaki köpük izlenimi uyandıran aşırı değerlemelerin ötesinde, YZ’dan küresel büyümeye katkı sağlaması bekleniyor. Son yıllarda yatırımlar, üretime katılan işgücünün sayısının artışı ve teknolojinin sağladığı toplam faktör üretkenliğinin bir bileşkesi olan ekonomik büyüme yavaş seyrediyor. Şimdilik devasa YZ yatırımları bu kanaldan özellikle ABD’de büyümeyi yukarı çekiyor. Ama YZ’nin orta vadede büyümeye katkısının verimlilik artışından gelmesi umut ediliyor. Şu ana kadar bu anlamda önemli bir YZ etkisi gözlemlenmiş değil.

Dünya Bankası’nın Haziran 2026 Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu’nda konu üç farklı senaryo üzerinden tartışılıyor. Birinci senaryoda literatürdeki diğer çalışmalara paralel yıllık yüzde 0.6 üretkenlik artışı öngörülüyor. İkinci senaryo daha iyimser olarak yüzde 1’lik bir üretkenlik artışına işaret ediyor. Üçüncüsünde ise yıllık yüzde 2.7’lik yüksek bir sıçrama tahmin ediliyor.

YAPAY ZEKANIN YAN ETKİLERİ

Diğer yandan YZ çok yoğun bir elektrik ve su tüketimi gerektiriyor. Ayrıca çiplerin üretiminde çok miktarda kritik mineral girdi olarak kullanılıyor. Hem bu yollardan küresel ısınmayı hızlandırma riski taşıyor, hem de veri merkezlerinin bulunduğu yerlerde elektrik ve arazi fiyatlarını artırma tehlikesi bulunuyor. En büyük korku kaynağını da “yaratıcı yıkıcılık” olarak ifade edilen, geçmişteki teknolojik atılımların bazı istihdam alanlarını daraltırken, daha fazla yeni iş yaratma dinamiğinin bu kez devreye girmeme endişesi oluşturuyor. Bu kez sadece mavi yakalı kol emekçisi değil, beyaz yakalı nitelikli çalışanlara yönelik bir tehdit de söz konusu.

Bazı karamsar senaryolara göre, eğer gerçekten hisseleri tavan yapan şirketler yüksek kârlar sağlasa da milyonlarca işçinin kendisini kapı önünde bulması kaçınılmaz olacak. İşsizliğin artışının insani ve sosyal maliyetleri yanında, talebin düşmesi, tüketimin yavaşlaması, finansal bir krizin tetiklenmesi sonucu, hepsinin bileşik etkisiyle ekonominin durgunluğa sürüklenmesinin ağır ekonomik maliyetleri de gündeme gelecek.

Hele bir de YZ coşkusu söner, hisse senetlerinde bir düşüş başlarsa daha da karanlık bir tablo ortaya çıkabilir. Ekonomist Dean Baker 1990’larda teknoloji balonunun patlamasıyla borsa endekslerinin yarıya düşmesi ve 2007’de konut balonunun aynı şekilde sönmesiyle ekonominin durgunluğa sürüklenmesi ve işsizliğin %10’un üzerine fırlaması örneklerini hatırlatıyor. Bu kez durumun daha da vahim olduğunu öne sürüyor. Çünkü ABD’de borsalardaki hisselerin değerinin 80 trilyon dolara, ülke GSYH’sinin 2.5 katına yükseldiğini, 1990 benzeri fiyat/kazanç oranının 40’tan 20’ye düşmesi halinde 40 trilyon dolarlık bir kayıp yaşanacağını, böyle bir durumda ekonominin belini doğrultmasının uzun zaman alacağını söylüyor.Çünkü ABD’de nüfusun % 80’inden fazlasının doğrudan veya emekli fonları gibi dolaylı yollardan borsada yatırımı bulunuyor.

ABD VE ÇİN ARASINDA YAPAY ZEKA YARIŞI

YZ yarışı ABD ile Çin arasındaki küresel hegemonya mücadelesinin en yoğun hissedildiği, hatta bazı analizlere göre belirleyici olacağı alan. Ancak iki ülkenin bu yarışta farklı stratejiler izlediği gözlemleniyor. ABD yapay genel zekayı ilk başaran ulus olmaya öncelik veriyor. İleri büyük dil modelleri olarak bilinen ileri YZ modelleri kullanarak, akıllı silahlardan, ofis asistanlarına kadar dünyanın en ileri ürün ve hizmetlerini geliştirmeye çalışıyor.

Çin’e gelince, onlar YZ’yi ekonomi ve toplumun eğitimden sağlığa, kamu hizmetlerinden askeri faaliyetlere kadar her sektöre yaygınlaştırmaya çalışıyor. Pekin ayrıca YZ desteğiyle küresel tedarik zincirlerini güçlendirme, akıllı robotları da devreye sokarak, dünyanın önde gelen ihracatçısı unvanını koruma amaçlarını öne çıkarıyor.  ABD bu rekabette gelişkin çiplerin Çin’e satılmasına engel koyarken, onlar da Batı’nın yazılım modellerine ve ileri düzeyde çiplerine muhtaç kalmamak için gayret gösteriyorlar.

Stanford Üniversitesi’nin yakından izlenen YZ Endeks Raporu geçen ayki sayısında Çin’in ABD ile YZ modelleri yarışında arayı kapatma yolunda ilerlediğini dile getirdi. Ancak hala ABD’nin bir adım önde olduğu,  en ileri YZ modelleri geliştirmekte ve yüksek etkili patentler almakta liderliğini sürdürdüğü ifade ediliyor. Buna karşın Çin sanayi robotları üretiminde, YZ yayın, alıntı ve patent sayısında ilk sırada yer alıyor. ABD teknoloji şirketlerinin sermaye harcamaları 2020’de Çin’in 6 katıyken 10 katına ulaşmış durumda.

Bu yarışı göğüsleyenin dünya hakimiyetini de sağlayacağı düşüncesi veri kabul edilirse, sözü edilen rekabet tüm ülkeleri yakından ilgilendirdiği sonucuna da varabiliriz.

BERNİE SANDERS’İN RADİKAL ÖNERİSİ

Peki yaşamın yadsınamaz bir gerçeği olan YZ’ye nasıl yaklaşmalıyız? ABD solunun en popüler figürü Vermont Senatörü Bernie Sanders bu soruya cevap ararken, üretken YZ modellerinde kullanılan veri ve dilin kitaplarla, şarkılarla, sanal eserleriyle, gazetecilik faaliyetleriyle, bilgisayar kodlarıyla, videolar, diyaloglar, resimler ve fikirlerle farklı kuşakların kolektif zekasının ürünü olduğunu vurguluyor. Bunların teknoloji oligarkları tarafından izin alınmadan kullanıldığını söylüyor.

Öyleyse, en büyük YZ şirketlerine bir defalık %50 vergi uygulanarak, bunların hisselerinin yarısını kurulacak ülke fonuna devretmesi fikrini ortaya atıyor. Şirketler kâr ettikçe bunun her yurttaşa hissesine düşen pay kadar dağıtılması gerektiğinin altını çiziyor.

Sanders’in bu önerisine büyük ölçüde katılmakla birlikte, teknoloji baronlarının bedelsiz kullandığı girdilerin sırf ABD halkının değil, insanlığın ortak mirası olduğunu hatırlatmak gereğini duyuyoruz. O nedenle geçen hafta özetlediğimiz, Küresel Adalet Raporu’ndaki ülkeler içi ve ülkeler arası gelir ve servet dağılımı bozukluklarını törpülüyecek küresel bir varlık fonu kurulması fikrinin daha hakça olduğunu, bu tezi tartışma ve yaygınlaştırma sorumluluğumuz bulunduğunu bir kez daha vurgulamakta yarar görüyoruz.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Hayri Kozanoğlu yazdı: Daron Acemoğlu ile The Economist polemiği

Türkiye kökenli Nobel ekonomi ödülü sahibi Daron Acemoğlu bilindiği...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: NATO Zirvesi’nin ardından

Ankara’daki NATO zirvesi daha toplanmadan galibin Türkiye olacağı ilan edilmişti. Adet...

Hayri Kozanoğlu yazdı: ABD’nin 250. kuruluş yıldönümü ve NATO zirvesi

ABD’nin 250. kuruluş yıldönümüyle, Ankara’da düzenlenecek olan NATO’nun “tarihi” diye...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Türkiye’nin refah artışı durdu

Türkiye’nin kişi başına milli geliri 2013’te 16 bin 620...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,902TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kıvanç Eliaçık yazdı: Devlet, sınıflar ve Poulantzas

Hayır, Karl Polanyi değil. Nikos Kazancakis hiç değil. Bahsettiğimiz...

Gıbrızlıca Konuşan Gıbrızlılar Birbirlerini Sever?

“Gıprızlıca gonuşan Gıprızlılar biribirlerni sever?” gibi saşma bir soru...

Fehim Taştekin yazdı: Suudileri kurtarmak!

İran’dan sonra Yemen savaşı, çağın savaş baronlarına ders vermeye...

Ümit Akçay yazdı: COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Küresel Riskler Raporu, çarpıcı bir çelişkiye...

Aras Coşkuntuncel yazdı: ABD demokrasisi ve İran savaşı

Kant “Mutlak monark nedir? ‘Savaş olmalı’ diye emrettiğinde, savaşın...

Emre Demir yazdı: Farklılıklar içinde birlik arayışı: 18. BRICS Zirvesi

Yeni Delhi’de 18. BRICS Zirvesi, 12-13 Eylül 2026 tarihlerinde...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye COP 31’e hazırlanıyor

Kömür, petrol ve gaz gibi fosil yakıtların kullanımı iklimi...

Özkan Yıkıcı yazdı: İki kavramdan sıyrılmak umuduyla

Lefkoşa'da dar eksenden sıyrılmak istedim. Her konudaki iki kuramın...

Canlı yayın