arşivhaberGeçmiş geçmişte kalmaz - Ali Sarıtepe

Geçmiş geçmişte kalmaz – Ali Sarıtepe

Kategori:

Hiçbir olgu, olay, durum sadece yaşanılan dönemle sınırlı kalmaz. O; şu veya bu şekilde yaşamın bir evresinde, bir kesitinde, bilincinde olalım, olmayalım hayatımıza değer. Geçmişin bu şekilde hayatımıza temas etmesi, temas ettiği andan itibaren kendini bize dinamik bir halde hatırlatması, yaşananın yaşananda kaldığı halinin hiçde olmadığının bize anlatımıdır.

Dolayısıyla geçmiş geçmişte kalmıyor.

Geçmişte yaşanılan şey, yapılan şey ya da biriktirilen şey günü geldiğinde önümüze çıkacağı halini aklımızda tutma gerektiğidir. Geçmişin gelecek üzerinde ki bu ipotek hali, geçmişin irademize bağımsız kalacağı anlamı çıkmamalıdır. Geçmişin gelecek üzerinde ki etki gücünün etki gücü, gelecek üzerinde özne karakterinde olan unsurun geçmişi ve günü ve de geleceği algılama biçimi ve buradan çıkaracağı ya da çıkarmaya çalıştığı kurgu ile yakından ilgilidir. Ama her halükarda geçmişin, gelecekte muhasebe edilmesi gereken bir olgu olarak çıkacağı gerçekliğidir.

Sinop’ta HDP(Halkların Demokratik Partisi)’nin kendini anlatma amaçlı düzenlemiş olduğu siyasi gezisine yapılan müdahale bize geçmişimizin geleceğimize nasıl çıktığı hali olarak durmaktadır.

Buraya nasıl geldiğimizin baştan anlatımı yerine, bugünden eskiye giderek; hem içerisinde yaşadığımız sürecin tanığı olarak yakın tarihimizi yeniden bilmemize çıkarım yaparız ve hem de sondan başa yöntemiyle tarihimize kendisini katan  iradenin kararlılığını ve sürekliliğini görmüş oluruz.

Sinop’ta yapılan aktif müdahalenin ana aktörü Kürt sorunudur.

Daha dün bile diyemiyeceğimiz zaman diliminde Kürt sorunu yoktur anlatımının ve eylemliliğinin başat edildiği dil egemen edilmişti.

Kürt siyasal duyarlılığının zaptu-rapt altına almanın anlatımı olan KCK operasyonları ve dosyaları ile artık onbin rakamı ile ifade edilen tutuklama yaşatımları.

Seçim stratejilerini idam ipi üzerinden yürüterek Öcalan’ın şahsında Kürt düşünmelerinin siyasi idamının yapılmaya çalışılması.

Ana dillerinin yok hükmünde görülmesi, isimlerin yasaklara uğratılması.

12 Eylül açık diktatörlüğü altında Diyarbakır zindanlarında yapılan vahşetin, anne ile oğul arasındaki cezaev kapalı görüşmelerinin “…(Ahmet, Mehmet) nasılsın” cümlesi içerisine Türkçe bilmemekten kaynaklanan yasakların dayatmış olduğu iletişim durumu.

Tüm Türkiye’nin yaşadığı ama katmerlendirilerek yaşatılan Kürt nüfus coğrafyasının açık cezaevine dönüştürülmesi. Faili meçhullerin Kürdistan topraklarını kan gölü haline getirmesi.

Sıkıyönetimlerin ve Olağanüstü Hal Yönetimlerinin bu topraklarda ana yönetim biçimi haline getirilmesi.

Kürt kimliğine dair ifadelere daha sıra gelmeden kart-kurttan Kürt sözcüğünün dönüşüm halinin anlatılması.

1960’lar da Kürt aydınlarına ve bölgede ileri gelenlere yapılan tutuklamalar ve Kürt tutuklu kampının yaratılması.

Aşağı yukarı 1946’lara kadar yapılan milletvekili seçimlerinde, Türkiye’nin batı vilayetlerinden buralara aday edilen kişilerinden parlamenter yapılmaları. Buraları görmemiş, bilmemiş insanların milletvekili yapılması.

En sonu 1938 Dersim Tenkil Hareketi ile Kürt kırma hareketleri.

Burada dikkate gelen şey, bunların hepsinin temel çıkışı bu toprakların kadim halklarından olan Kürtlerin fiziksel ve kültürel yok etme yürümeleri olduğudur.

Ve bunlar yapılırken kendisini Türk aidiyatında gören TC yuurttaşlarına Türk ırkçılığının egemen hale getirmenin açık-gizli tüm yollarının uygulamaya sokulmuş olduğudur.

Türklük (devlet politikası Türklüğü) yaratmak ikili boyutta yürütülmektedir.

Kürtler bir taraftan yoklaştırılmaya çalışılırken, bir taraftan da onlara Türk olduğu halleri anlatılmakta; Balkan’lardan ve Kafkasya’dan gelen, getirilen müslüman toplumlara Türklük ortak paydasından devletin Türkleri yaratılmıştır.

Gelinen nokta da yaşanılmış olan tüm bu şeylere rağmen, Kürt sorunu yok olmamış, varlığının direncini arttırarak devam etmiştir.

Ve süreç Kürtlerin sorununu Ortadoğu’nun Kürdistan sorunu yapmıştır.

Türkiye’nin; ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel sorunlarının ana kaynağı, Kürt sorununun sıhhate götürülmemesinin sonucu olarak orta yerde durmaktadır.

Kürt, Kürdistan sorununun ya çözülecek ya çözülecek noktasına geldiği bir nokta da, Türkiye siyasetinde Kürt sorununu çözme kararı ve bunun getirdiği süreç; yakın ve uzak geçmişte Kürtlere karşı geliştirilen dil ve uygulanan pratikten algılatılan Kürt hali, toplumda bilinçli olarak yürütülen Kürt hassasiyetinin pratikleri ve söylemleri sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır.

Siyasi irade; devlet iradesi olarak kendisini yeni baştan düzenleyerek ırkçılık karşıtı düzenlemeleri hayatın egemeni haline getirmezse geçmiş, geleceğe pranga olmaya devam edecektir.

Bu hal de Türkiye’yi yeni ufuklara taşımaz.

Dünün pratiğinin yaratmış olduğu sorunlar yumağı, ancak yeni bir dil ve yeni bir anlayışla çözülme şansına sahip olabilir.

Ve buna da devlet iradesi kendisini memur etmelidir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Umud’un yeri – Halil Paşa

Halil Paşa'nın Havadis Gazetesi eki Poli Dergisinde yayınlanan yazısı Dükkanın...

DAÜ BİR-SEN’den DAÜ çalışanlarına açık mektup

DAÜ BİR-SEN Eş Başkanları Buğu Sümen Cohar ve Kazım...

Yasa gücünde kararname çıkarma yetkisi ve sınırları – Mehmet Öner Ekinci

Hukukçu-ve Emekli Meclis Genel Sekreteri olan Mehmet Öner Ekinci’nin...

Seçici hafızalar – Omar Robert Hamilton (Mada Masr)

Ne Muhammed Mursi ne de Mısır ordusu taraftarıyım. Kendimi...

Siyasi Partiler Ledra Palace’ta görüştü

Bazı Kıbrıs Türk ve Rum siyasi partiler rutin toplantıları...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,929TakipçilerTakip Et
891AboneAbone Ol

Son eklenenler

Minas Stilianu yazdı: Kıbrıslı Rum Reddiyeciliği: Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kuruluşundan 1974’e Kadar

Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 1960 yılında kurulması, Kıbrıs tarihinin en önemli...

Özkan Yıkıcı yazdı: Son gündemleşmelerle birlikte Kıbrıs ve NATO güncelliği

Sabahleyin yerel gazetelere bakınca iki konu ağırlıktaydı. NATO zirvesi...

Yusuf Karadaş yazdı: NATO zirvesi ve gözleri bağlı vatan!

Toplumcu edebiyatımızın önemli isimlerinden Adnan Özyalçıner, bir öykü kitabına...

Ahmet Cavit An yazdı: Kıbrıs ve NATO

300 yıldan fazla Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetiminde kalan Kıbrıs adası,...

Şener Elcil yazdı: Çamaşır Makinesi Sendikacıları

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da yaptığı son toplantıda “Siz,...

Umut Can Fırtına yazdı: Trump istedi, Infantino kırmızı kartı kaldırdı: Sana iltimas bitmez bende

Uluslararası kurumların bağımsızlığı ve tarafsızlığı her geçen gün daha...

Aykut Çoban yazdı: Antalya COP31’de ne mavi ne yeşil, kızıl bölge

İklim Değişikliği Sözleşmesi’ne taraf ülkeleri, kararlar almak için her yıl...

Özge Güneş yazdı: Güvensizlik, kâr ve refah talebi arasında

NATO Liderler Zirvesi uluslararası basında transatlantik ittifakın modern tarihindeki en...

Canlı yayın