yaklaşımlarHalil KarapaşaoğluEditörlük üzerine - Halil Karapaşaoğlu

Editörlük üzerine – Halil Karapaşaoğlu

halil (2)Halil Karapaşaoğlu’nun Afrika Gazetesinde “Apartman boşluğu” başlıklı köşesinde yayınlanan yazısı

Hayatı zorlaştıran insanın gördükleri karşısında seçici olması…

Görmek fiilinin içinde okumak, sevmek, yemek, iş gibi birçok farklı kavram vardır.

Seçicilik bir üst değer yaratmak manasına gelse de, siyasal ve entelektüel anlamda elit bir tabaka yaratmak diye yorumlanmamalıdır…

Bu şekilde yorumlandığı takdirde, yaratmak istediğimiz “oluşumun” diğerlerini ötekileştirme sıkıntısıyla yüz yüze geliriz…

Daha da ileriye gidersek, seçmek üzerinden, tek tipleştirme, aynılaştırma, benzetme gibi problemler ortaya çıkar ve gündelik hayatın içinde alışılagelmiş olan bu durum ve hal bizi faşizme kadar götürür…

O yüzden…

Herhangi bir yayında editörlük yapacak kişinin metinin içindeki rolü ne olacaktır?

Ne olmalıdır?

Editör yazarın ürettiği metne ne kadar müdahale edebilir?

Dilbilgisi hatalarıyla ilgili bir müdahale bile şiirde problem olabiliyorsa, editörün metne müdahale özgürlüğünün sınırları nedir?

Bir editör anlamsal olarak çelişkiler, uyuşmazlıklar buluyorsa, yazar izin vermediği, yazarın algısının kapalı olduğu noktada, editör ne yapabilir?

Bir editörün müdahaleleriyle oluşan bir metin ne kadar yazarın olur ne kadar olmaz?

Editör metinlere kendi değer yargılarına göre müdahale ettiği takdirde, metinler arasında aynılaşma tehlikesi olmayacak mı?

*                                  *                                  *

Yazarın metnini olduğu gibi yayınladığımız zaman, editörün metnin içindeki işlevini sorguladığımızda hamallıktan başka bir şey olmadığı açığa çıkmaz mı?

Editörün metin üstündeki düşünsel ve yaratısal işçiliği olmayacak mı?

Diyelim ki, editör yazara bu metnin şu noktası yazdığınız gibi olmamalı şu şekilde olmalı diye bir öneri yaparsa, yazar metni hiç tartıştırmazsa, ne olacak?

Editör metni yayınlamama kararı alırsa, yazara ne kadar haksızlık yapmış olur?

Eğer metni olduğu gibi yayınlarsa, yazar editöre haksızlık yapmış olmaz mı?

*                                  *                                  *

Marksist ideolojiden yola çıkarak düşünecek olursak;

Sanırım metnin ilk üretim sürecinden sonraki aşamada yayınlanma durumuna geldiğinde, metnin editör ve yazar tarafından tekrar okunmasıyla birlikte, metin, yeni bir üretim sürecine girmesi gerekir…

Bu kolektif üretim mantığını beslediği gibi, editörün metin içinde pasif bir rolde olmasını engelleyecektir…

Bu yaklaşım yazarın metin içindeki tanrısal dokunulmazlığını, ulaşılmazlığını ortadan kaldıracaktır…

Çünkü yazar ve metin arasındaki ilişki yazar tarafından kutsal kılınmıştır…

Kutsal kılındığından metnin üzerindeki herhangi bir değişiklik yazarın tahammül edemeyeceği bir şeydir…

Bu editörün sırf seçicilik yapacak diye, bir diktatör edasıyla metin ve yazar üzerinde otorite kurması anlamına gelmez…

Bu duruma gelirse eğer ilişkiler, yukarda değindiğim faşizm açığa çıkar…

Seçicilik ve faşizm arasında çok ince bir çizgi vardır…

*                                  *                                  *

Başka bir soru işaretiyle karşı karşıya kalırız…

Editör metne hangi gözle bakmalıdır?

Editörün politik metinlerle, edebi metinlere bakış biçimi aynı değildir…

Eğer bir yayın belli bir ideolojiye aitse, buradaki değerlendirme, seçme; her halde ilk önce metin ve yayın arasındaki ideolojik tutarlılığa bakarak değerlendirilir…

Yani, Marksist bir metni sağ bir gazeteye göndermek ve bu metnin yayınlanmadığını duymak hiç kimseyi şaşırtmaz diye düşünüyorum…

Yazarda metnin yayınlanmadığını görünce tepki göstermez…

Bunun yanında özgürlükçü sol bir anlayışa sahip yayınlarda büyük ihtimal faşizan metinleri dâhil yanına editörün notu diye birkaç cümle ekleyip yayınlayabilir…

Afrika Gazetesi buna güzel bir örnektir kanımca…

2001 yılında 16 yaşında yazdığım metinlerden tutunda, şimdi 2013 yılında 28 yaşında yazdığım metinlere baktığımda ilk başlarda, faşist bir söylem olmasa da devletin resmi politikalarının etkisi altığında kaldığımdan milliyetçi söylemler metnin içerisinde vardı. Bu metinlere müdahale edilmedi…

Bugünde durum farklı değil…

Gazetenin kendi ürettiği siyasetle ters düşen makaleler hiçbir sorunla karşılaşmadı…

Edebi metinlere gelince kabaca, editörün; estetik, ideolojik, yapısal ve ahlaksal değerlerine göre bir seçicilik yapması gerektiğini ancak bu tavrın metinleri tek tipleştirme tehlikesini de yaratma ihtimalinin olduğunu düşünerek editör hareket etmeli…

*                                  *                                  *

“Editörün metin, yayın içindeki rolü nedir? Ne değildir? Sualleri üzerinde ne kadar kafa patlatsak azdır…

Ama metnin bir yerden bir yere taşınıp, perspektifinin farklılaşması ya da çoğalması editörün yazarla birlikte girdiği ilişkiyle birlikte zenginleşecektir…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Doğu Akdeniz Gemi Trafik Hizmetleri Sistemi; Türkiya’nın Niyeti Nedir?

TC Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, BM Genel Sekreteri'nin Gıprız...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Atilla Harekatı ve Sonuşları; Nere Giderig?

15 Temmuz 1974’de Yunanistan’ın ülkemize gerşegleşdirdiyi darbeden 5 gün...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: NATO 3.0, Türkiya ve Gıprız

NATO 1.0, 1949-1991 arası Sovyetler Birliyne garşı Batı'nın oluşdurdu'u...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: 1983 Protokol Krizi; Yılmaz Ağaoğlu

İşgalden 9 yıl soğra, böyünden 43 yıl önce bir...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Naci Talât’ın Siyasal Hayatı Gerşegden Biterdi?

Atilla Operasyonundan tam bir yıl soğra Bozkurt gazeddasının ön...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,919TakipçilerTakip Et
911AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Ukrayna yeni rolünü netleştirirken

Son gelişmeleri özetleyerek başlayalım: Ukrayna sık sık Karadeniz'de resmen...

Özge Güneş yazdı: ABD’de muhalefetin sınırları yeniden çiziliyor

Gün geçmiyor ki Trump yönetiminin “komünizmle mücadele” politikası yeni...

Kavel Alpaslan yazdı: Mostar’ın sınıfsal fay hatları

Bosna dendiğinde aklımıza başkent Saraybosna’dan önce Mostar’ın meşhur köprüsü...

Enver Şat yazdı: Türkiye’de ama Türkiye’nin değil

Her ülkenin enerji politikası kendi kaynaklarına, coğrafyasına ve teknolojik...

Fikret Başkaya yazdı: Bugünkü dersimizin konusu ‘kapitalizm’…

“Ol mahiler ki, derya içredirler deryayı bilmezler” Hayalî İnsanlar kapitalist bir...

Volkan Yaraşır yazdı: Faşizmin normalleşmesi: Geç faşizm ve geç emperyalizm ilişkisi

Liberal devlet teorisine göre faşizm, kötülüklerin simgesidir ve tarihi...

Arif Mostarlı yazdı: Gruinard ve savaş günahları

İlk paket, 9 Ekim 1981 sabahı İngiltere’nin kimyasal ve...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nefes alır gibi ile beklenti umma arasında sıkışırken

Sıcak havada hele de savaş koşulları ve ekonomik yakış...

Canlı yayın