yaklaşımlarHalil KarapaşaoğluBoşluktaki izlerin kokusu - Halil Karapaşaoğlu

Boşluktaki izlerin kokusu – Halil Karapaşaoğlu

halil (2)“Bir boşluğa uzun uzun bakıp, neler hayal eder insan?” diye düşünüyorum…

Boşluğun içindeki izlerin kokusu neye benzer?

Çürük bir elma…

Küflenmiş bir ekmek…

Pas tutmuş bir demir…

Sidik kokusunu bilir misin sen?

İçimizde boşluğa bakıp gitmeyen var mıdır?

O boşlukların ne olduğunu arıyorum şimdilerde…

Ne kadar farkındayız bilemiyorum ama boşluktaki izlerin kokusuyla yaşıyoruz…

O kokular nefesimiz oluyor…

Öyle derinden çekiyoruz ki onları, etrafta neler oluyor bilemiyoruz…

Sahi boşlukları olmayan insan var mıdır yeryüzünde…

*                                            *                                            *

Arabası iki kez bombalanmış…

Kapılarında 23 kurşun izi olmuş biriyle konuşuyordum dün…

80’li yılların sonu, 90’lı yılların başı…

60’lı yıllar siyasi cinayetlerle dolu…

Avukatlar, sendikacılar…

Bombalanan matbaalar…

Kurşunlanan gazeteler…

Afrika Gazetesi en son yaşanan olayımız…

2014’deyiz şimdi…

Elinden purosu düşmeyen…

Dudakları sigardan grileşen adamın gözleri olmak istedim bir an…

Yılları onunla birlikte görmek…

*                                            *                                            *

Bu ülkede işgali yazıyoruz artık…

Bu ülkede elçilikle ilgili istediğimizi söylüyoruz…

AKP hükümetine verip veriştiriyoruz…

Yazıyoruz içimizden ne geliyorsa…

Arada sansürü yiyoruz ama sosyal medyada devam ediyoruz konuşmaya…

Eylem başka tabii…

Hala tutuklamalar…

Hala gözaltına almalar…

En son Murat Kanatlı kalmıştı cezaevinde…

Bu yıl ve gelecek yılda iki arkadaşımız cezaevine girip çıkmaya devam edecek…

Siyasete bakış açımız…

Yapmak ve yaşamak istediklerimiz eskisinden daha farklı…

Eylem başka yazı başka…

Yazmakta bir eylem tabii ki…

İnkar etmiyorum…

Ama insan yazdıklarından dolayı artık hapse girmiyor…

Kurşunlanmıyor kolay kolay…

Ölümle tehdit edilmiyor…

*                                            *                                            *

En son 2006 yılında çirkef isimli dergiyi çıkarttığımızda tehdit edilmiştik…

Dinle ilgili milletle ilgili yazıp çizen arkadaşlarımız vardı…

Hatta Barış ülkücüler tarafından darp edilmişti…

Üç dört kişiydik…

*                                            *                                            *

Peki şimdi ne oldu?

kktc demokratikleşti mi?

Adanın kuzeyine demokrasi mi geldi?

Dediğim gibi yazı farklı eylem farklı…

Yazı önemini mi yitirdi?

Kimse yazılanları okumuyor mu?

Ne oldu da bu ülkede yazı yazmak bu kadar rahat oldu?

*                                            *                                            *

İşgal rejimi hiçbir zaman demokratik bir yapıda olmaz…

Olamaz…

Mesele gösteri dünyasının, görsel dünyanın halkları toplumları içine alması…

Devletin ideolojik aygıtlarının içine başka kontrol mekanizmalarının da girmesi…

Aldous Huxley’in “Cesur Yeni Dünya”sındaki gibi…

Her şeyin fazlasıyla verilmesinden dolayı insanın tepkisizleşmesi…

Yazının önemini yitirmesi…

O yüzden değil mi internetsiz bir hayat düşünemiyoruz?

O yüzden değil mi yazılan çizilen her şey en fazla iki gün direnebiliyor…

Herkes bir şey paylaşıyor…

Her dakika sürekli her birimizin gündemi değişiyor…

Gündemi değiştiren devlet değil biziz…

Bizi bu hallere sokan ise sistem…

Dolaylı yoldan devlet…

Eskisi gibi silahlar çekilmiyor belki…

Ama her dakika beynimizden vuruluyoruz…

Her dakika bu coğrafyada ve bu dünyada siyasi cinayetler işleniyor…

Özgür müyüz?

Esaret iliklerimize işlemiş farkında değiliz sadece…

*                                            *                                            *

Boşluğa bakıyorum…

Boşluktaki izlerin kokusunu takip ediyorum…

Görüyorum ki beynimi uyuşturmuşlar…

Burnumu kesmişler…

Kokuları ayıramaz hale gelmişim…

Etrafım bok gibi kokarken cennette zannediyorum kendimi…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Halil Karapaşaoğlu yazdı: “Gipriz Cumhuriyeti’ndeki Haglarımız” Söylemi Üzerine

Gıprızlıca gonuşan Gıprızlıların genelde üş tip vatandaşlıgları vardır. Bunnardan...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: MİT ve Türg Dış Politikası

Milli İstikbarat Teşkilatı (MİT), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 2020...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Türg Hegemonya İnşasında; Türkiya’nın Paralı Ordusu SADAT

Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. (SADAT)...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Libya-Türkiya İlişgileri Neçün Gıprız İçün Önemlidir?

Libya 2011 yılında Kaddafi'nin devrilmesinden soğra do'u ve batı...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Türkiya’nın Somali’de Ne İşi Var?

“Türkiya'nın Somali'de ne işi var?” sorusunun cevabı “Türkiya’nın Gıprız’da...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,904TakipçilerTakip Et
960AboneAbone Ol

Son eklenenler

Volkan Yaraşır yazdı: Faşizm ve kadınlar

Faşizm, olağanüstü devlet biçimi olması yanında arzuyu, duyguyu örgütlemesi;...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: Annamazsınız be amma…

Bilmemek… Bilmediğini bilmek ya da bilmediğini bilmemek… Bilmiyorum… Bilmiyorsun… Bilmiyor… Bilmiyoruz… Bilmiyorsunuz…...

Şener Elcil yazdı: Benden Sonrası Tufan!

Dünyayı yöneten küresel sermaye grupları arasındaki rekabetin yarattığı yeni...

Kıvanç Eliaçık yazdı: İklim suçları için vicdan mahkemesi

Adalet sadece adliye koridorlarında aranmaz. Devletler ve şirketler suçlarını...

Ecehan Balta yazdı: Ekolojik yıkım cinsiyetsiz değil

Kasım ayında dünyanın ekoloji gündemi Antalya’ya taşınacak. COP31, 9-20...

Özkan Yıkıcı yazdı: Eski cumhurbaşkanı Taçi 25 yıl ceza aldı

Kıbrıs'ta yaşamanın önemli siyasal dikkat alanları da oluşturur. Salt...

Ceren Ergenç yazdı: Yapay zekâda bağımlılığın iki yüzü: Çin ve ABD

18. BRICS Zirvesi 12-13 Eylül’de Yeni Delhi’de toplandı. Zirve...

Canlı yayın