arşivAli SarıtepeBir arada yaşamayı dinamitleyen devlet politikası - Ali Sarıtepe

Bir arada yaşamayı dinamitleyen devlet politikası – Ali Sarıtepe

Kategori:

TC devlet politikası olarak bir arada yaşamayı dinamitlemeye devam ediyor.

Cumhuriyetin kuruluşu ile devlet, kendisine miras bırakılan tek ulus yaratma politikasını; Rumlarla başlayan, Müsevilerle devam eden ve aynı süreçte Kürtleri islah etme (devlet katındaki anlamı zor yoluyla kontrol altına almadır) hareketleriyle, Türk ulus baskılamasıyla; ülke topraklarında çoraklaşma yaratmalarına devam etmektedir.

Onun uygulamaya koyduğu her ‘ötekileştirme’, her zor hareketleri; bu ülke topraklarında yaşayan etnik farklılık yapıları içerisinde olan insanlarda, ötekileştirmenin yaratmış olduğu; bir arada yaşayabilmek için daha ne kadar ve ne zamana kadar kendimizden vereceğiz, kendimizden vazgeçeceğiz sorusunu da gündeme taşımaktadır.

Bu ülkenin, bu toprakların kadim halkları öyle çaresiz, naçar konumuna itilmişler ki, bin yıllara dayanan topraklarında onların payına acılar ve perişanlıklardan başka bir şey düşmemiştir.

Yurttaşlarına bu kadar hoyratça davranan bir devlet, toplumları ve toplulukları ötekileştirirken; aynı zamanda bu toplumlardan kendisini de ‘ötekileştirmektedir’.

1970’lerden itibaren kısa kesintiler dışında Kürt nüfus coğrafyası; sıkıyönetimler, olağanüstü haller ve fiili hak gasplarıyla bugüne kadarki yaşanmışlıklar olarak orta yerde dururken; 1970’de doğan bir çocuk bugün olarak geldiği 40 küsur yaşında ‘olağan yaşam’ onun için bilinmeyen bir olgu olarak durmaktadır. Ve olağan bir yaşamın ne olduğunu yaşayamamış olan böyle bir toplum, Türk egemen ulus üstünlüğü/egemenliğinin egemenliği altında kendisinin en insani haklarına olan, uzakta bırakılma pratiklerinden dolayı öteki halde olmuştur, oldurulmuştur.

Bu süreci yaşayanların bugün artık evebeyn, kimilerinin de büyük evebeyn olduğu dikkate alınırsa; bunların yeni nesillere aktarabilecekleri, kıvançla bahsedebilecekleri hangi gün görmüşlükleri vardır.

Ki, her yeni nesil bu yoksunluklar içerisinde büyürken; devlet organlarıyla olan karşılaşmalarında, atalarından kendilerine bıraktırılan ötekileştirilmiş duygu ve pratikleri kendisinin ayrılmaz bir parçası olarak hayatlarında yer almıştır.

Cumhuriyet; kuruluşundan beri toplumlarla olan bu sorunlu ilişki biçimini ısrarla devam ettirerek, varılan noktanın ana aktörü olmuştur.

TC, yurttaşlarıyla olan ilişkilerinde egemenliğini demokratik kurallar içerisinde yürütmediği müddetçe; yurttaşlarının ona yönetmelerde kendi rızasını gönül hoşluğu içerisinde vermesi mümkün değildir. Israrla bu olumsuzlukların sürdürülmesi, hayatın her iki tarafında da ‘öteki’ kavramını ortaya çıkaracaktır. Çıkan bu kavram, aynı zamanda ötekiyi başlatan unsurun kendisinin de öteki olacağı devamlılığının kendisidir.

Uygulanan devlet politikasında, toplumda yaşayan/var olan farlı etnik toplumlar; devletin açık, kapalı yönlendirmesi, görevlendirmesi arasındaki yaşanmalar sorunun farlı boyutlara taşınmasına da neden olmaktadır.

Bu toplumlar artık birbirleriyle paylaşacak şeylere sahip konumda olmamaktadırlar. Bunlar artık günlük yaşamda mümkün olduğunca, kimi zaman ise mümkün olduğuncayı daha da mümkünsüz hale sokarak, birlerine ‘öteki’ olmaktadırlar. Onların bu öteki halleri kendilerini tetikte tutma noktasına taşımaktadır.

Devlet politikası ve bunun sonuçları bu halde orta yerde dururken; siyasi iktidar, iktidar dilini ırkçı, milliyetçi söylemlerle donatarak var olan hal ve gidiş politikasına kendisini de ısrarla dahil etmektedir.

Bugün Türkiye toplumunun gelmiş olduğu nokta; geçmiş uygulamaların yaratmış olduğu sonuç itibariyle ortaya üç çeşit ‘öteki’ çıkmış bulunmaktadır.

Devletin ötekileştirdiği etnik, dinsel/mezhepsel kimlik.

Kendisinin ötekileştirdiği oranda bu kimliklerde kendisinin ‘öteki’ olma hali.

Ve egemen milliyetçi propagandanın ve pratiklerin toplumda, toplumlarda oluşan ‘öteki’ düşünce ve duygu hali.

TC’nin kendi yurttaşlarındaki farklılıklara karşı geliştirdiği tutumlar, Cumhuriyetin geleceğine yöneltilmiş olan en büyük kötülüktür.

Bu darboğazlardan, handikaplardan kurtulmak, Anadolu’nun kültürel farklılıklarının, dil farklılıklarının ortaya çıkaracağı zenginlikler; TC yurttaşlarına kendilerini yurttaşlığa gönülden akıtmayı beraberinde getirecektir.

Demokrasinin kurumsallaştırılması ve güvence altına alınması; TC’yi geleceğe taşıyabilecek yegane yoldur.

Yolumuz hala dönülmez sapağa varmamışken.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Toplumunu hasta eden devlet – Ali Sarıtepe

Toplum ya da toplum kütleleri üzerinde yükselen ve bir...

“Anayasayı askıya aldım” devlet biçimini dönüştürme eylemliliğidir – Ali Sarıtepe

Bundan önceki makalede “Demokratik Özerklik Devlet Biçimini Dönüştürme Talebidir”...

Demokratik özerklik devlet biçimini dönüştürme talebidir – Ali Sarıtepe

Üretim ilişkisinin karşılığı olan devlet tipi içerisinde çok çeşitli...

Bezginlik ve bezginleşmek – Ali Sarıtepe

Kişinin bir şey karşısında, devamlılık arz eden bir şey...

Orantılı şiddet, orantısız şiddet ve devlet terörü – Ali Sarıtepe

Kullanılan kavramın her iki halinin de ortak paydası vardır,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,908TakipçilerTakip Et
923AboneAbone Ol

Son eklenenler

İsmail Duygulu yazdı: Akkuyu’dan Bugüne Bir Mücadelenin Hafızası

Türkiye’de Nükleer Karşıtı Hareketin İnsanları, Yolları, Kazanımları, Yenilgileri ve...

Özkan Yıkıcı yazdı: Suriye ekseninin kıskacında, Türkiye ve İsrail gerilimi

Daha önceki Suriye yazımda, ülkenin iki tarafından girip orada...

Ecehan Balta yazdı: Denizi kafeslemek: Kafes balıkçılığı balıkçılık değildir

18 Ağustos sabahı Rize’nin Pazar ilçesindeki Balıkçı Köyü’nde jandarma,...

Murat Çakır yazdı: Krizden çıkış – silahla mı?

Başta Almanya olmak üzere Avrupa otomotiv sektörü giderek derinleşen...

Özkan Yıkıcı yazdı: Karışık işler, vesselam!

Yazıyı yazdığım an, 18 Ağustos günüydü. Siz ne zaman...

Serdar Değirmencioğlu yazdı: Nükleer silahlanma varoluşsal tehlike

Günümüzde dünyada olan bitenleri anlamak zor. Olan bitenler akla...

Hediye Levent yazdı: Suriye’de bir küçük üs ve bölgesel yeni düzen

İsrail Suriye’de Türkiye sınırına yaklaşık 70 km mesafedeki Ebu...

Ceren Ergenç yazdı: Çin kültürel hegemonyayı öğrenirken

Türkiye’nin bu yılki Oscar adayı açıklandığında tartışma filmin niteliğinden...

Canlı yayın