iktibasHediye Leventİran savaşına dair yıkıcı olasılıklar! - Hediye Levent

İran savaşına dair yıkıcı olasılıklar! – Hediye Levent

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

ABD-İran-İsrail savaşında kırılgan ateşkes devam ediyor olsa da, gerilim öncekine göre çok daha şiddetli bir savaş ihtimalini olası hale getiriyor. Ankara dahil birçok başkentin dahil olduğu müzakere süreçlerine ilişkin çok yoğun bir mesai var, ancak aslında durum geçen yılki 12 günlük savaşın olduğu dönemden çok da farklı değil. ABD-İran ve İsrail temel konularda uzlaşabilmiş değil, tarafların müzakerelere başlamak için öne sürdüğü şartlar hâlâ aynı. Son olarak 14 maddelik Amerikan planının İran tarafından reddedilmesi ile birlikte hem durum iyice çıkmaza girdi hem de Trump’ın hesapları ve hareket alanı epeyce daraldı. Amerika Hürmüz’ün kontrolü, nükleer çalışmalar, 440 kilogram civarında olduğu söylenen zenginleştirilmiş uranyum dahil İran’ın elinden birçok şeyi almak istiyor. Buna karşılık İran Hürmüz Boğazı kartının sonsuz etkisi olmadığının farkında olsa da, bu kartı kullanmaya devam ediyor. Sonuçta Trump İran’a karşı ne NATO’yu ikna edebildi ne de AB ülkelerini. Diğer taraftan petrol krizi ABD iç piyasasını etkileyecek kadar genişledi. Ayrıca Amerika’da yaklaşan ara seçimler var ve anketlere göre Trump’ın desteği sürekli eriyor.

İran, Amerika’nın 14 maddelik planını reddetmekle yetinmedi, İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) tatbikatlara başladı. Ayrıca İran, ABD’nin şiddetli bir saldırı dalgası başlatması durumunda ellerindeki uranyumu yüzde 90 oranında zenginleştireceklerini duyurdu. Bu oran nükleer silah yapılması için gerekli zenginleştirme seviyesi anlamına geliyor. Uzmanlara göre İran’ın elindeki yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumu yüzde 90 oranında zenginleştirmesi çok zor ve zaman alan bir işlem değil. Yani İran ilk kez nükleer silah yapma tehdidini dile getirmiş de oldu. Ayrıca İran Hürmüz Boğazı’nı kapsayan askeri operasyon bölgesini epeyce genişlettiğini de açıkladı. Bu durum Trump’ın petrol taşıyan gemilere Amerikan donanmasının eskortluk yapmasına dair projesine karşı atılmış bir adım gibi görünüyor.

Bu arada Uluslararası Enerji Ajansı mevcut gerilimden kaynaklı petrol arzının günlük 1.5 milyon varil civarında azalacağını öngörmüştü ancak ajans bu öngörüsünü güncelledi ve miktarın günlük 3.9 milyon varil olabileceğini açıkladı. Ajansa göre Hürmüz’deki gerilimin yıl boyunca sürmesi halinde günlük arz düşüşü 14 milyon varile kadar ulaşabilir ve bu da birçok ülkenin ekonomik büyümesini olumsuz etkileyebilir, ki tarım başta olmak üzere birçok sektör bu krizden çarpıcı düzeyde etkilenecek gibi görünüyor.

Diğer taraftan İran savaşını Trump’a ihale etmiş gibi görünen İsrail gidişattan memnun değil. Netanyahu ve ekibi, enerji altyapısı dahil İran’da taş taş üstünde bırakmaması için Trump’ı ikna etmeye çalışıyor. Bizzat nükleer çalışmalar yapan ancak kimsenin “1950’lerden beri Negev Çölü’ndeki Dimona tesislerinde ne yapıyorsun?” diye sormadığı İsrail, ‘güvenlik sebebiyle’ İran’ın nükleer çalışmalarının ve tesislerinin tarihe gömülmesi gerektiği mealinde açıklamalar yapıyor. İsrail, lobi faaliyetleri ve açıklamalarla yetinmiyor elbette. Irak’ın Necef çölünde Amerikan ordusunun paravanlığında bir askeri üssün kurulması çalışmalarına hız verildiğine dair Irak kaynaklı ciddi iddialar var. Amerika’nın Irak’taki petrol ihracatına darbe vuracak yaptırımları uygulamaya koyması, bunu da İran bağlantılı petrol satışı gerekçesi ile yapması, savaşa Irak’ın da dahil edilmesi gibi tehlikeli bir sürecin açık işareti. İsrail, bölgedeki müttefiki Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) demir kubbe hava savunma sistemleri bataryaları ile birlikte personel de gönderdi. Bu gelişmelere bakılırsa savaş daha şiddetli ve genişleyerek sürecek gibi görünüyor.

Bir de Trump’ın ısrarla silah gönderdiğini söylediği Kürtler var. Bu gruplar silah almadıklarını söylüyorlar ancak Trump önceki gün iddiasını tekrarlayarak Kürtlerin bu silahları kendilerine aldıklarını, İran içindeki yönetim karşıtlarına vermediklerini söyledi. Ortada bir silah muamması olduğu kesin ancak Trump ‘Kürtler’ derken hangi Kürtleri kastediyor, silahlar ne zaman gönderilmiş ya da kime teslim edilmiş; tamamen belirsiz. Duruma bakılırsa Trump hâlâ İran’da bir iç savaşın harlanması ve bunun fitilinin ateşlenmesi için Kürtleri sahaya sürme niyetinde. Silah muamması da en azından İranlı Kürt gruplar arasında gerilime sebep olabilecek, İran içinde de etnik olarak Kürtlere cephe alınmasına yol açabilecek bir hamle. Trump’ın niyeti Kürtleri hedef tahtasına oturtarak bir iç huzursuzluğu ve buna bağlı bir iç savaşı mı başlatmak; anlamak güç.

Her halükarda Trump, Maduro’nun kaçırıldığı saldırı ile başlayan ve İran’a bir ay civarında süre biçtiği zafer sarhoşluğundan uyanmış durumda. İstediği o parlak, janjanlı ve bol kazançlı zaferi İran’da devşirmesi mümkün görünmüyor. Sonuçta bir kez daha hatırlatmakta fayda var; Amerika somut kazanımlarla bezenmiş bir zafer, İran ise kaybetmemek için savaşıyor.

Trump’ı ya şiddetli bir savaşı başlatma ya da geri çekilme gibi iki keskin seçeneğe zorlayan bu gidişat içinde Trump’ın Çin ziyareti oldukça kritik. Bu ziyaretin sonuçları İran savaşının gidişatını doğrudan etkileyecek kadar önemli olsa da ne Çin ne de Rusya İran’a yönelik yıkıcı bir saldırı dalgasında sınırlı destek vermeye devam edebilir. Bu nedenle İran’ın Hürmüz Boğazı başta olmak üzere elindeki kozlara dayanarak hareket etmesi beklenebilir. Yani İran bir taraftan petrol arz krizinin bütün dünyayı etkileyecek kadar genişlemesi ve savaşın da Irak’ı, Körfez ülkelerini kapsayacak şekilde yayılması gibi tehditlere dayanarak ilerleyecek gibi görünüyor.

Şunu da belirtmek gerekiyor ki Trump, gemilerini alıp gitse de ne Amerika ne de İsrail İran’ın yakasını bırakacak. İran’da bir iç savaşın şartlarının dizayn edilmesi için ülke içinde farklı grupların örgütlenmesi, silahlandırılması, provokatif saldırılarla toplum içindeki çatlakların iyice büyütülmesi oldukça muhtemel görünüyor.

Diğer yazıları

Hürmüz krizi Türkiye ve Suriye için fırsat mı? – Hediye Levent

Hürmüz Boğazı’nın merkezde olduğu ABD-İran krizi hâlâ devam ediyor...

OPEC’te deprem ve Türkiye! – Hediye Levent

Petrol İhraç Eden Ülkeler Organizasyonu (OPEC) Birleşik Arap Emirlikleri’nin...

Diplomaside distopya dönemi ve Türkiye! – Hediye Levent

İran-Amerika-İsrail savaşı zaman zaman sakinleşse de asla durmayan depremlerden...

Lübnan-İsrail görüşmeleri barış getirir mi? – Hediye Levent

Amerika’nın araya girmesi ile Lübnan-İsrail doğrudan müzakereleri başlayacak gibi...

Ateşkes mi, mola mı? – Hediye Levent

ABD-İran-İsrail savaşına dair ateşkes açıklamalarını ve haberlerini okurken aklıma...
4,442BeğenenlerBeğen
1,526TakipçilerTakip Et
3,959TakipçilerTakip Et
833AboneAbone Ol

Son eklenenler

Çin konusu sessizce ama yükselen yel gibi – Özkan Yıkıcı

Dünyada hissedilirken Orta Doğu kaynıyor. Bazen sıcak savaşlar, bazen...

Siyaseti senaryolarla düşünmek – Kemal Can

Kimin bedduası tuttu bilinmez ama “acayip zamanlarda” yaşadığımız kesin....

Erdoğan’ın ‘iç cephe’ füzesi: Yıldırımhan! – Yusuf Karadaş

Erdoğan ve Saray rejiminin ekonomide ve iç politikada hedeflerine...

Tam bir “Truva Atı” operasyonu… – Hasan Kahvecioğlu

3 Mayıs; 1991 yılından beridir dünyada “Basın Özgürlüğü Günü”...

Meyhanede Devrim – Şener Elcil

Çok değer verdiğim bir arkadaşım, beni arayarak bir grup...

Çöp (atık) veya kendi pisliğinde boğulmak – Fikret Başkaya

‘Gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir’Antonio GramsciYüzleşmek zorunda olduğumuz sosyal...

Çernobil’in 40. Yılında: Gezegen Nükleer Sevdasını Hâlâ Taşıyabilir mi? – Fatoş Negiş

İnsanlık âleminin nükleerle ilişkisi adeta ölümcül bir sevda. Çernobil...

Lübnan saldırıları ve sessiz dünya ikilemi – Özkan Yıkıcı

Herkes daha çok İran’la olan savaşa odaklandı. Şimdi de...

Canlı yayın