Bazı gerçekler öyle ansızın gelip de habersiz yakalamaz. Bağıra bağıra gelir. Güzel ambalajlarla, medyatik imajlarla süslenerek paketlenir. Esintiyle yola çıkıp rüzgârlaşır. Rüzgârlaşırken de tahribatlar artar. Sonra güçlendikçe kendi gerçekleriyle vurur. Fırtına olur. Hortumlar oluşur. Etrafı darmadağın eder. Var olan koşulları da havada yok eder. Artık kendi kasırga kuralları geçerli olmaktadır. Hız kesilmedikçe de yoluna devam edip önüne geleni biçer geçer.
Dünyada, hem de emperyalist çağda, siyasal seçenek gericilikle güçlendikçe dinin kullanımı da giderek artar. Özgürlük, demokrasi gibi kavramların karşısına konulur. Özellikle sistem değişimi hareketli ülkelerde en kolay sığınılacak seçenek, gericilik ve otoriterleşme; faşizm ile yobazlık biçiminde devlet modeli olur. Orta Doğu’da en yaygın kullanım ise dindir. Üstelik mezhepsel Sünni kesim üzerinden yürütülür. Türkiye’de Kemalist devrim bağımsızlıkla tamamlanırken, karşılığını İngiltere Mısır’da Müslüman Kardeşler yapısıyla veriyordu. Bir seçenek hâline getiriliyordu.
Kronolojik düzeyde boğulmadan gelelim konunun özüne. Afganistan tarihte rol oynadı. Sovyet karşıtı kullanılan gericilik, cihatçı örtülerle iktidara geldi. Taliban bunların en önemlilerinden biridir. İlk dönemi kanlı geçti. Fakat yeni stratejik kullanımda Amerika yeniden Afganistan’ı işgal eder. Taliban’ı devirir. Sonrasında tutunamayınca da Taliban’a ülkeyi geri verir.
Konuyu önemsettirmek adına Taliban’ın değiştiği yönünde bir reklam yapıldı. Ilımlaştığı belirtildi. Böylelikle hem yenilgi gizlendi hem de gelecek endişesi hafifletildi. Ama böyle olmadı. Amerika’nın silahlandırdığı, kullandığı, gerektiğinde düşman diye de vurduğu yapı artık Afganistan’da yeniden yönetimdeydi.
Adımlar fazla duyulmadan atıldı. Bir kısmı resmen yasayla yerleştirildi. Yasaklar peş peşe geldi. Sonuç mu? Hiç de tesadüf olmayan, ders verici bir çakışma yaşandı.
Suriye’de cihatçı HTŞ’nin Şam’da yerleştirilmeye çalışıldığı bir süreçte, Afganistan’daki yasalar da sonrasının yanıtıydı. Taliban, çocukların kız olması hâlinde okula gitmesini yasaklıyordu. Aynı anda Suriye’den Lazkiye’den haber geliyordu: Valilik, kadınların iş yerlerinde makyajlı olmalarını yasaklıyordu. Bu kadar açık bir resme ne demeli?
Afganistan önemli bir deneyimdi. Orta Çağ’dan gelme sömürgesel ilişkilerle kurulmuş bir dinci devlet değildi. Sovyet denetimine girene dek çalkalanan bir devlet yapısı vardı. Sonuçta Batılı emperyalistler oraya cihatçı gericilikle dönüp ülkeyi günümüz Orta Çağı’na soktular.
Afganistan’da Orta Çağ gericiliği emperyalist çağda bir abide olurken, yeni uygulamanın merkezi de Suriye oluyordu. Sakalı resimden kravatlı imajlı lidere geçip yobazlığı geliştirirken adına demokrasi denilerek uygulamaya sokuluyor. Son sözü yine tıpkı Afganistan’da olduğu gibi Amerika söylüyor. Emperyalist sömürge sisteminde Orta Çağ gerici iktidar yapılarının bir geçiş resmini adeta yaşıyoruz. Tepkiler de artık kabullenmeye çoktan gelmiş durumda. Onun için Suriye konusu önemlidir. Kadınlara karşı gösterilen ister saldırılar ister yasaklar, yarının ne olacağının acı kanıtıdır.
Afganistan dersinden Suriye geleceğine ortak düşünüldüğünde, Kıbrıs’ta olanlara bakınca alınacak uyarılar da vardır; hele Türkiye gerçeği ortadayken.



