Grönland’ın tarihinden kimler geçmiş kimler… Önce Vikingler, sonra Hristiyan misyonerler, ardından madenciler, Kanadalılar ve en son Amerikan askerleri… Trump’ın neredeyse “parasını verip alalım” dediği kar beyaz adanın tarihine bir bakalım

Trump’ın dilinde yine Grönland var. Venezuela baskını sonrası döndü dolaştı, geçen yıl dillendirdiği “Neyse parası verelim, Grönland’ı Danimarka’dan alalım” meselesine yine geldi.
Grönland binlerce yıllık tarihi boyunca kimseden çekmedi “beyaz adamdan” çektiği kadar. En son İzlandalı şarkıcı Björk isyan etti. Grönlandlılara çağrı yaparak “Danimarka’dan da ayrılıp bağımsız olun” dedi.
Haksız değil. Önce Vikingler, sonra Hristiyan misyonerler, ardından madenciler, Kanadalılar ve en son Amerikan askerleri… Birazdan okuyacaksınız, ABD’nin adaya kazara nükleer bomba düşürmüşlüğü bile var!
Gelin 10 soruda beyaz Grönland’ın karanlık tarihine bir bakalım.
- Grönland’ın şu anki durumu ne?
Önce bugünden başlayalım. Dünyanın en büyük adası olan Grönland halihazırda Danimarka Krallığı’na bağlı bir özerk/otonom bölge. Kendi parlamentosu (ismi Naalakkersuisut) ve hükümeti var. Adaya ilişkin kararları onlar alıyorlar. Danimarka’ya bağlı ama coğrafi olarak Kuzey Amerika’nın bir parçası. Hatta o kadar ki, Grönland’ı Kanada’ya bağlı en kuzeydeki ada olan Ellesmere’den dar bir boğaz ayırıyor.
Ayırıyor diyorum ama pek de ayıramıyor. Kanada’yla Grönland-Danimarka arasında küçük bir kayalık yüzünden 1973’ten bu yana süregelen -bir tür- “Kardak Krizi” ancak üç yıl önce çözülebildi. Ellesmere Adası’yla Grönland arasındaki Hans Adası adı verilen kaya parçası (1200 metreye 1300 metre genişliğinde) Danimarka ve Kanada arasında paylaşılamıyordu. 1984’te kayalığa çıkan Kanada askerleri tıpkı Kardak’ta olduğu gibi buraya Kanada bayrağı dikti ve bir şişe de Kanada viskisi bıraktı. Daha sonra buraya çıkan Danimarka’nın Grönland’dan sorumlu bakanı da bir şişe snaps isimli içki ve “Danimarka’ya hoş geldiniz” yazılı bir mektup bırakarak ayrıldı. Bu yüzden bu anlaşmazlığa Viski/Alkol Savaşı adı veriliyordu. Hans kayalığı 11 Temmuz 2022’de anlaşmayla ortadan ikiye bölündü. Yani Grönland şu anda Kanada’yla 1.2 km’lik bir sınıra sahip.
- Adaya ilk olarak kimler nasıl yerleşti?
Grönland’da insan varlığına dair izler 4500 yıl öncesine kadar gidiyor. MÖ 2500’de Kanada’nın kuzeyindeki donmuş topraklardan ilerleyen Inuit halkı adaya ayak basıyor. Sonrasında beş büyük göç dalgası daha oluyor ve ada Kutup Dairesi halkı Inuit’ler için bir yerleşim bölgesine dönüşüyor.
- “Beyaz adam” adaya ne zaman ayak basıyor?
Bin yıllar boyunca Inuit’lere ev sahipliği yapan Grönland’a MS 985’te Kızıl Erik adında bir Viking ayak basıyor. İzlanda adasından cinayet işlediği için kovulan Kızıl Erik adanın kısacık bir mevsim geçişinde yeşil olan güney kıyılarına çıkıyor. Biraz da kendi gibi başkalarını adaya çekmek için bu yeni toprakları “Greenland/Yeşil Arazi” olarak isimlendiriyor. Erik’ten sonra adadaki Viking nüfusu çoğalmaya başlıyor ve “beyaz adam” adada yüzyıllar boyunca varlığını sürdürüyor. Ta ki 15. yüzyıla dek. 1400’lerin başında Vikingler bir anda kayboluyor. Araştırmacılar bunun iki nedeni olabileceğini düşünüyor: Aşırı soğuk bir döneme girilmiş olması ve Inuit’lerin giderek Vikinglerin yaşam alanlarına yaklaşmaya, dolayısıyla bir tehdit oluşturmaya başlaması.
- Misyoner yerleşimciler adayı nasıl etkiliyor?
Vikinglerin gidişinden 300 yıl sonra bu kez adaya bir misyoner rahip ayak basıyor. Tarih 1721. Tek krallık olarak hüküm süren Danimarka-Norveç krallığının desteğiyle yola çıkan Hans Egede isimli bu rahip, önce adada yaşamlarını sürdürdüğüne inandıkları Vikingleri dini Reform’la tanıştırmayı hedeflese de adada Viking bulamıyor. Bunun üzerine aradan geçen zamanda Grönland’ın tamamına yerleşen Inuit’leri Hristiyan yapmayı amaç ediniyor. Bugün Grönland’ın yerleşim merkezinde “beyaz adamın” adayı istilasının sembolü olan bir Hans Edege heykeli bulunuyor ve geçen yılın ilk aylarında Grönland’ı ziyaret eden Trump Jr. bu heykelin önünde poz vererek mesajını iletmişti.
Trump Jr. Hans Edege heykelinin önünde
- Grönland ne zaman Danimarka’ya geçiyor?
1814’te Danimarka-Norveç ortak krallığı dağılınca ada Danimarka’nın kolonisi haline geliyor. Danimarka 1916’da Karayipler’deki Batı Hint Adaları’ndaki sömürge topraklarından -25 milyon dolar değerinde altın alma karşılığında- vazgeçince ABD, Grönland’ın üzerindeki Danimarka egemenliğini tanıyor. Adada hak iddiasını sürdüren Norveç de 1933’te uluslararası mahkemelerden aleyhine karar çıkıncı bu iddialarından vazgeçiyor.
- O esnada Grönland neden kıymetli?
Adanın güneybatısındaki Invittuut bölgesindeki madenlerden dünyanın tek ticari kriyolit madeni çıkarılıyor. 1854’le 1987 yılları arasında açık kalan bu madenden alüminyum yapımında çok önemli bir işleve sahip olan kriyolitten 3.7 milyon ton çıkarılıyor. Tabii özellikle 2. Dünya Savaşı’nda askeri teçhizat ve uçak yapımında büyük ihtiyaç duyulan bu madenin büyük kısmı ABD’ye gidiyor. Cevher tamamıyla tüketilip yapay kriyolit teknolojisi gelişince maden 1987’de kapatılıyor.
- Adada tüm bunlara rağmen 1900’lerde sular neden durulmuyor?
Dünya Savaşı’nda Nazi işgalleriyle birlikte Grönland yine stratejik hale geliyor ve ABD 1941’de adayı bir nevi işgal ediyor. Bir nevi diyorum zira o esnada Nazilerden kaçan sürgündeki Danimarka Kralı bu işgale yazılı onay veriyor. ABD’yle yapılan anlaşma kapsamında Amerika Grönland’daki Danimarka egemenliğini kabul etmekle birlikte dört yıl boyunca adada askeri üs kurarak varlığını sürdürüyor. 1945’te bu işgal sona erse de 1951’de imzalanan Grönland Savunma Anlaşması’yla ABD adadaki askeri üs varlığını uzun süreli garanti altına alıyor.
Dünya Savaşı bitince 1953’te Birleşmiş Milletler Grönland’ın sömürgelikten çıkarılması için Danimarka’ya baskı yapıyor ve Danimarka parlamentosunda 2 sandalye karşılığında ada Danimarka’ya resmen bağlanıyor. 1979’da Grönland yarı-özerk, 2009’da ise tamamen özerk hale geliyor. 2009 anlaşması ayrıca Grönland’ın Danimarka’dan bağımsızlığını ilan etme hakkının adanın sakinlerine ait olduğunu kayıt altına alıyor. 56 bin nüfusa sahip Grönland’ın şimdiye kadar ayrılmayı talep etmemesi ise bazı nedenlere dayanıyor. Bunların birkaçı şöyle: Başta teknik konular olmak üzere (tıp, mühendislik vs…) eğitim için Danimarka’nın imkanlarından yararlanılması. Askeri açıdan bu kadar az nüfusun kendini savunmaya yetersiz kalabileceği endişesi. Danimarka’nın hukuk, sahil güvenliği gibi konulardaki desteğinin yanı sıra yılda 600 milyon dolarlık bir yardımda bulunması.
- Grönland’ı satın almak ilk Trump’ın aklına mı geldi?
Malum, daha önce 2019’da bir kez Grönland’a dair planlarından bahseden Trump geçen yıl göreve başladığı günlerde “parası neyse vererek” adayı satın alma niyetinde olduğunu yinelemişti, şimdi pek paradan da bahsetmiyor. Aslında Grönland’ı satın alma fikri ilk olarak 1867’de dönemin dışişleri bakanı William H. Seward’ın aklına geliyor.
Alaska’yı Ruslardan alan 7.2 milyon dolara satın alan Seward, Grönland ve İzlanda için de aynı şeyi yaparak Kanada’yı kuşatma ve tıpkı Trump’ın hayallerindeki gibi Kanada’yı da ABD’nin bir parçası haline getirmek istiyor ama Kongre’de arzuladığı desteği bulamayınca proje rafa kalkıyor.
Daha sonra 1946’da, yani ABD’nin Dünya Savaşı sonrası adayı işgali sona erdikten sonra Harry Truman’ın başkanlığı döneminde ortaya atılıyor. O dönemin parasıyla 100 milyon dolar gibi bir meblağ karşılığında ABD, Grönland’ı almayı gizli bir şekilde teklif ediyor. Danimarka teklifi ciddiye almıyor.
- Amerika’nın Grönland’daki askeri varlığı devam ediyor mu?
Evet. İkinci Dünya Savaşı’nın en hareketli döneminde adadaki Amerikan askeri sayısı 10 bine ulaşırken bugün sadece 150 asker adada konuşlu ama Pittufik (eski adıyla Thule) Üssü hala aktif. Hatta adanın başkenti Nuuk’a 1500 kilometre uzaklığındaki bu üssü geçen yıl mart ayında Başkan Yardımcısı Vance ziyaret etti. Üste Arktik hattı üzerinden ABD’yi hedefleyecek herhangi bir balistik füze saldırısını tespit etmek üzere gelişmiş radar sistemleri yer alıyor. Ayrıca ABD’nin uydu sistemlerinin kontrol merkezlerinden biri de yine burada konuşlandırılmış durumda.
- Amerikan üssü Grönland için tehlike yaratıyor mu?
Şöyle anlatsam: Amerikalıların adaya kazara atom bombası atmışlığı bile var! Şaka değil. 1968’de dört hidrojen bombası taşıyan B52 tipi bombardıman uçağı Thule Üssü yakınlarında düşüyor. Yedi mürettebattan altısı uçaktan çıkmayı başarırken uçakta bulunan bombalar buz kütleleri üzerine patlıyor. Tahmin edebileceğiniz gibi etrafa büyük miktarda radyasyon saçılıyor. Bu kazayla ortaya çıkıyor ki ABD aslında Danimarka hükümetinin 1957 yılında aldığı kararla yasakladığı “barış zamanı adada nükleer varlık bulundurmama” kararını da hiçe saymış.
Bu kaza dışında Thule Üssü kurulurken yerinden ve av alanlarından edilen köylüler, terk edilmiş Amerikan askeri binalarının yarattığı kirlilik de cabası.
Mesela bunlardan bir tanesi 1959’da inşa edilmesine rağmen adanın iklimi yüzünden 1997’ye kadar kimsenin haberdar olmadığı Camp Century ismindeki bilimsel araştırma üssü. Amerikalılar buraya enerji ihtiyacı için küçük bir nükleer santral kurmakla kalmamış, kimseye haber vermedikleri Iceworm Projesi çerçevesinde buzun altına kazdıkları tünellere nükleer başlıklı 600 füze yerleştirmeye kalkmış!
2004’te yenilenen anlaşmayla ABD’nin adadaki askeri varlığını güçlendirme hakkı bulunuyor. Anlaşmaya göre “sadece” Danimarka ve Grönland’a da “danışmaları” gerekiyor.



