14 Şubat 2026, Cumartesi
12.8 C
Lefkoşa
Kıbrıs iktibasHasan KahvecioğluHukuğumuzun gururu: 155 gün sonra Annie evine dönüyor… - Hasan Kahvecioğlu

Hukuğumuzun gururu: 155 gün sonra Annie evine dönüyor… – Hasan Kahvecioğlu

Orjinal yazının kaynağınoktakibris.com

Dün, İskele Kaza Mahkemesi’nde, genç kadın yargıcı dinlerken; kalbimin bir an “küt küt” attığını hissettim.

“Bir davadan 5 yıl, ötekinden 6 yıl hapislik” gibi ifadeler kullanınca, sanık kutusunda “karar”ı bekleyen Annie’ye baktım…

Annie; 65 yaşında bir Kıbrıslı Rum kadın…

Bu sanık kutusuna şimdiye kadar en az 30 kez girmiş bulunuyor.

Biliyorum, onu ayakta tutan tek şey, haplardır.

Annie, 19 Temmuz günü, Kıbrıs’ın güneyindeki evinden çıkmış ve İskele bölgesinde ata mirası olan arazilerini dolaşmaya gelmişti.

Kendisi ve kocası yanında üç arkadaşı daha vardı…

Onlar da 70’ine merdiven dayamış Kıbrıslı Rumlardı…

Kendi arazileri üzerine inşa edilen toplu konut sitesine girip çıktılar…

Kimsenin bahçesine girmediler, kimsenin kapısını çalmadılar…

Son aylarda, onlarca kez buralara gelip gidiyorlardı…

Annie’nin elinde babadan kalma, 5 değişik arazinin tapuları (koçan) vardı…

5 yıl önce “Taşınmaz Mal Komisyonu”na başvurmuş, ancak ne tazminat, ne de iade mümkün olabilmişti.

“Bugün git yarın gel” diye diye; hem Komisyon, hem rapor yazmayan Savcılık onlarla tam 5 yıl boyunca dalga geçmişti, binlerce mülk sahibine yaptıkları gibi…

19 Temmuz günü, “Mağusa Akyar Geçiş Noktası”na geri döndükleri sırada, önlerini kesen 20’ye yakın polis tarafından tutuklandılar.

İkisi kadın 5 Kıbrıslı Rum, İskele Polisi’nin bodrumunda, 45 derece sıcak hücrelerde tam 17 gün hapis yattılar.

Kendilerine başlangıçta iki büyük suçlama getirilmişti.

Birincisi “Genel rahatsızlık verme…”

İkincisi ise “mülke tecavüz…”

Polis; adı geçen sitenin sakinlerine telefon ederek “şikayetçi olun” dedi. Savcılıkla birlikte günlerce suç ve suçlu yaratmak için uğraştılar…

Bölgede Rum mallarının üzerine inşaatlar yapan bazı müteahhitler sonunda “şikayetçi” oldu.

Günlerce mahkeme duruşmaları sürdü.

13 saat süren duruşmalar oldu. Geceyarısı açıklanan kararlar oldu.

Bu insanlar bir yandan İskele Kaza Mahkemesi’nde yargılanırken, öte yandan Lefkoşa’da da “Askeri Mahkeme”ye çıkarıldılar.

Orada da “Askeri yasak bölgeyi ihlal” suçlamasıyla karşı karşıya kaldılar.

Beş kişinin dördü, “Geçiş Noktası”nda kimliğini görevliye ibraz ederken, bir tanesi bunu yapmamış ve “kaçak” olarak bizim tarafa geçmiş.

Aynı gün içinde hem İskele hem de Lefkoşa’da yargılandı bu insanlar… Bazan günde iki kez duruşmalar oldu.

17 günlük polis hücresinden sonra, Merkezi Cezaevi’ne hapsedildiler. Orada da 38 gün yattılar.

Dava sürecinde tutukluluk sürelerine yapılan itirazlar oldu. Yüksek Mahkeme’ye taşındı.

Sonunda, Askeri Mahkeme; Savcılığın “iddialarını makul şüpheden ari bir şekilde ispatlayamadığına” hükmetti ve beraat kararı aldı.

Ama ne oldu? Barikatta Nisan ayından beri kameraların çalışmadığı ortaya çıktı. Parmak izi almayı bile akıl edemeyen, beceremeyen polis ve Savcılık çuvalladı.

Bu “hukuksal” süreçte; polisin, Savcılığın zafiyetleri, yetersizlikleri, suç yaratma gayretleri buradaki rejimin “çirkin yüzü” olarak dünyaya yansıdı.

“İncir çekirdeğini doldurmayan” suçlamalar yüzünden rezil olduk. Rum tarafı hem AB’de hem dünyanın birçok saygın kurumunda hukuk düzenimizi “işgal rejiminin kuklası” olarak takdim etti.

Tabii; 5 Rum Askeri Mahkeme’de beraat etti ama, ancak 3 tanesi evlerine dönebildi.

Annie ile kocası Andreas’ın ise henüz çilesi dolmamıştı.

Bir otele yerleştiler ve kefalet koşulları içinde “tutsak” olmayı sürdürdüler.

Defalarca Lefkoşa’dan İskele’ye mahkemeye gidip geldiler. Bu arada Savcılık, onlarca tanık dinlettikten sonra 3 suçlamanın ikisinden vazgeçti.

“Çevreye rahatsızlık ve mülke tecavüz” şeklindeki iddialarını ileriye götüremedi.

Ancak, ailenin aracında bir “mavi dosya” bulunmuştu. Savcılık bu dosyanın içeriğindeki tapuları, yazışmaları, mailleri, fotokopileri bircik bircik sorguladı. “Kişisel verileri koruma yasası ve özel hayatın gizliliğine aykırı” buldu.

Başladı mahkemeye “tanıklar” çıkarmaya…

Birilerini çıkarıyor, duruşma oluyor, arkasından bir başkası derken; 30’a yakın “tanık”la duruşmalar “incir ipi” gibi uzayıp gidiyor.

Savcılığın bu “psikolojik savaşı” her geçen gün Annie’yi yıpratıyor ve sonunda “Suçumu kabul ediyorum, bir an evvel ne olacaksa olsun” diyor.

Yani, bu davaları izleyerek kamuoyuna doğru bilgiler aktaran gazeteci Pınar Barut’un Özgür Gazete’de yazdığı gibi “Veremi gösterip sıtmaya razı ettiler…”

İşte dün; İskele Kaza Mahkemesi’nde “suçunu kabul eden” Annie Yargıç karşına son kez çıktı.

Yargıç; bu “suç”un ne kadar ağır olduğunu anlattıktan sonra da Annie’ye para cezası vermeyi uygun buldu.

Kişisel veriler meselesinden 12 bin, özel hayatın gizliliğinden de 100 bin TL. cezaya çarptırıldı.

Ve tam 153 gün sonra bugün evine dönecek…

Bu hukuk “garabeti” hiç ama hiç unutulmayacak…

Yargı sürecinde yaşananlar, siyasetimizin pasifliği, medyamızın rezilliği ve yalancılığı alnımızda kara bir leke olarak kalacak.

Bu; ikinci bir Çakurmas Olayı’dır. Birincisinden ders çıkaramadık, üstelik daha daha şirretleştik, daha da “gaddarca” tavırlar sergiledik, insan haklarına zerre kadar saygılı olmadığımızı tüm dünyaya haykırdık.

İşte “hukuk devleti” dediğin de budur…

Diğer yazıları

Devleti çalanlar “organize suç örgütü” olarak yargılanmalı… – Hasan Kahvecioğlu

Neydi o; Meclis avlusunda “dalkavukluğun” zirve yaptığı karşılama… Koskoca Meclis...

AB’ye bizim de Türkiye’nin de ihtiyacı var… Hatta dünyanın da… – Hasan Kahvecioğlu

STRAZBURG- Gökyüzü koyu gri bulutlarla kaplı… Keskin ayaz ve sıfırın...

Çivisi çıkmış dünya: Kavboy, Voyvoda ve haydut düzeni… – Hasan Kahvecioğlu

Çok eski zamanlarda dünyanın tam ortasında, bir kocaman “çivi”...

“Erdoğan korkusu”yla önlenen sanal gazino hikâyesi… – Hasan Kahvecioğlu

“İlahiyatçı Bakan” az daha “doksandan” golü yiyecekti… Nazar Erişkin’in TV...

İlahiyat topu, Erhürman’dan Anayasa Mahkemesi’ne cillenirken… – Hasan Kahvecioğlu

AKP’nin “Kıbrıslı Türkleri Müslümanlaştırma” projesi olan “Hala Sultan İlahiyat...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,993TakipçilerTakip Et
772AboneAbone Ol

Son eklenenler

Çöp meselesi: Bir sınıf ve mekân rejimi – Ecehan Balta

Şehirlerin bir alışkanlığı var: Kirliliği görünmez kılmak. Çöp poşeti...

Silahlanmada Alman-Fransız rekabeti – Yücel Özdemir

Bundan yaklaşık dokuz yıl önce, temmuz 2017’de Almanya ve...

Türkiye’nin de dahil olduğu yeni güç savaşları – Hediye Levent

Gazze, Lübnan, Suriye, İran derken epeydir yakın coğrafyamıza kilitlenmiş...

Kıbrıs Sorununda Son Gelinen Durum ve Görüşme Süreci – Şener Elcil

2020 yılında, Türkiye’nin açıkça seçimlere müdahalesi ile Kıbrıs Türk toplum liderliği (cumhurbaşkanlığı)...

Dikkat Ekonomisi, Kültürel Temsiliyet ve Yapay Zekâ – Çağla Elektrikçi

Manuel Castells’in (1996, 2009) “ağ toplumu” kavramı, çağımızda dikkat...

Seks, yalanlar ve video kayıtları: Esptein skandalının siyaseten düşündürdükleri… – Yonca Özdemir

ABD’de Jeffrey Epstein dosyalarının önemli bir bölümü geçenlerde kamuoyuna...

Dünya Düzeni El Değiştiriyor – Şener Elcil

“Tarih tekerrür eder, tarih tekerrürden ibarettir” veya “Geçmişi hatırlamayanlar...

İran: Barbarları beklerken – Zafer Yörük

İran, uzun süredir tarihin bir eşiğinde bekliyor. Ama bu...

Canlı yayın