Genelde şu gerçek hep ister yanlış ister doru yapılsa da tekrarlar. Sıçrama veya değişim halinde başta sorunlar olur. Sonra yeni durum yerleştikçe o normaleşir. Normalleştikçe de kendi güncel hayatına kapılıp gider. Ozaman da olay başlangıcındaki yaşananlarla değil de gelinen aşamadaki koşullar öne çıkar. O döneme göre davranılır. K. Kıbrıstaki “KKTC” ilanı başlangıcı ile günümüz de öyledir. Onca seert söylemlere ve anlatılara karşın, geçmiş belekten sildirtildiği için olanla hep ilgilenilmez. Hat da başlangıçta karşı olanların dahi, yeni gelenin normalleşmesiyle eklenip günlük poletiğe takılıp savrulur. Sanırım bu yılki Onbeş Kasım bu kıonuda örnek gün olarak yaşandı. Ama şu gerçekle yaşandı: denilen şekliyle K. Kıbrıs bağımsız olma bir yana o dönemki koşullardan daha fazla Türkiyeleştiği de net şekilde ortada.
Şöyle bir hatırlatmak gerekir: kırkiki yıl önce ilan edilen “bağımsızlık” durumu bugün denilen şekliyle şenlik içibnde ve hele demokratik biçimde olmadı. Örneğin sadece tarihi iki güne baksalar yeter. Ondört Kasım günü yani saraya yemek yemedwen önceki gün muhalefet vekileri Lefkoşada armalarıya birlikte yürüdüler. Nedeni federasyon çağrısı ve bağlılığı idi. Çünkü, artık Denktaşın saraya yemek yeme davetiyesinin pek de hayra alamet olmadığı anlaşıldıydı. Üstelik canlı şekilde bağımsızlık tartışmaları da vardı. Muhalefet kesimi bildirilerle açııkça bağımsızlığın bağımsızlık değil daha bir Türkiyeye bağımlı olunacağını ve birleşik Kıbrıs hedefinden uzaklaşma içerdiğini açıklıyordu.
Anlayacağınız iş günümüz anlatısı gibi değildi.
Bir başka nokta daha vardı:d genelde Kıbrıs özelikle de eliler sonrası yakın tarih hep ikilidir. Bir yanıyla sistemleşen sistemsel siyasal hedef ile öte yanda araya serpiştirilen ama pek uygulanmayan anlaşmalı lgeçişler vardı. İngiltere planı genelde uygulandı. Hat da Türkiyeği dahi Kıbrıs sorununa çekmek için epey uğraşıldı. Altı Yedi Türkiye olayları da bunun bir sıçrama siyasal provakasyonu idi.
K. Kıbrısta bağımsızlık ilanı da böylesi bir paradoksal yol izledi. Yetmişdokkuzda Denktaş Kipriyano anlaşması oldu. Altı ilke konuldu. Federasyon temeli devlet denildi. Bu arada Maraşa da özel parantez açıldı. Fakat bu anlaşma ile artan güncel federasyon tartışmalarına karşın,yine Denktaş, bağımsızlık ilanı propagandasına girişti. Seksenler başında o dönemin sosyalist yapılardan biri olan Halkderlerin birkaçı konuyla alakalı yaz sıcağında bildiri dağıtı. Bildiride bapımsız ilanının bağımsızlık değil, Türkiyeğe bağlanmak olduğunu yazdılar. Tartışma böylesi zeminde gelişti. İkilikler oluştu öyle ki TKP içindeki öğretmenler sendikasının bir kesimi de bağımsızlık ilanını savunur noktaya gelip muhalefet partisinde çatlamları artırdı.
Önemli kavşak ise seksenbir seçiminin çalınmasıydı. O dönemki birçok bulguya karşın yapılan saray seçimini Ziya Rıskının kazandığı inancı yoğundu. Öyle ki itiraz için aranan YKS yetkilileri de itiraz sürecinin bitmesine dek meydandan sır gibi koptular.
Sonuçta bir gece yemeği ile Denktaşın açık tehtitleri sonucu evet veremeyeceğini söyleyen muhalefet vekilrinin de gelecek garantileri karşısında kabul edilip ilan edildi. Nitekim yine kırkiki yıl önce Onbeş Kasım kimisi şenliklerle kutlarken, bir kesim de konuyu endişeyle kendi geleceklerini de düşünerek bekleme noduna çekildi. Öyle ki dün karşıyız olmaz diyen kimi kesimler “çocuk doğdu, onu büyütmek şart” noktasına yirmidört saat sonra geldiler.
Kısaca, kimine göre bağımsızlık, kimine göre Türkiyeğe bağlanmak, kimisinin ek eklemesiyle de Denktaşın yeniden seçilmek için yaptığı ayar durumu KKTC ilanıyla sıçrama yaptı. Denktaş istediğini aldı. Öteki durumlar ise fazla sorgulanmadan yeni normal hale geçildi. Unutulmaması gereken, bu sürecin K. Kıbrısta yaşanırken Türkiyede 12 Eylül cuntası vardı. K. >Kıbrısta da kıpırsdayan sola karşı davranışlar da sertleştiydi. Dünya ise bile bile, göre göre bu gelişmeleri seyreti.
Aradam kırkiki yıl geçti. Kuzeyde törenler, güneyde ise protestolar var. hala Kıbrıs sorunu konuşulmaya uğraşılıyor. Yapılan birçok öngörüler doğru çıktı. En tuhafı ise öngörüler doğru çıkan kesimlerin şimdi sanki onlar yapmamış gibi günümüzü savunmalarıdır.



